Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '10

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1411
 

İnançlar yaratabilir de yıkabilir de...

Ne düşünüyorsak oyuz. Biz her neysek düşüncelerimizden doğar, düşüncelerimizle biz dünyamızı yaparız. – BUDA

İnanın, gerçekten inanın, istediğini z her şeye sahip olabilirsiniz. Dünyayı yerinden oynatabilirsiniz. Zengin olabilirsiniz, sağlıklı olabilirsiniz, ünlü, başarılı, artist, ressam, şarkıcı, doktor, anne, sevgili, eş her ne istiyorsanız o olabilirsiniz. Ama birçok insan dünyayı yerinden oynatabileceğine inanmaz. Bu yüzden de yapamaz.

Nedir inanç? Herhangi bir şey konusunda kesin emin olma durumudur. Hayatımızı biçimlendiren yaşadığımız olaylar değildir. Bizim o olaylara ne anlam yüklediğimiz ve sonuçta nasıl bir inanç geliştirdiğimizdir. Doğru inançları geliştirmeden önce tüm yanlış inançlarımızdan doğan başarısızlıklarımıza katlanmak zorunda değiliz.

Siz inanmanın gücünü zaten biliyorsunuz. Nasıl kendi kendini gerçekleştirdiğine hepimiz hayatımızda birkaç kez şahit olmuşuzdur. İnandığınız ve güvenle beklediğiniz, olması için elinden geleni yaptığınız her şey mutlaka gerçekleşir.

Neyse ki bu kadar güçlü bir silaha hepimiz sahibiz. Ve iyi haber daha da geliştirebiliriz. Neden mi bunu bir habermiş gibi veriyorum size? Çünkü biz insanlar duygusal kısa yollar gibi inançlar konusunda da kısa yollar geliştiririz.

Buna psikolojide ‘ Toplumsal Kanıt İlkesi’ denir. İknanın Psikolojisi kitabının yazarı Robert B. Cıaldını, kitabında bu ilkeyi şöyle açıklar. İnsanlar bir durumda neye inanması veya nasıl davranması gerektiğine karar vermek için diğer insanların davranışlarına ve neye inandıklarına bakarlar. Toplumsal kanıt en çok iki durumda etkilidir. Birincisi belirsizlik, ikincisi benzerlik.

Biz insanlar oturup hayatımızı kendi inançlarımıza göre biçimlendirmek yerine, hele ki bir belirsizlik anında , toplum neye inanıyorsa ona inanarak biçimlendiririz. Düşünmediğimiz ise şu; ya o inanç bizi güçsüzleştiriyorsa?

‘Bütün erkekler aldatır.’ Bu yaygın olarak kullanılan bir inanç değil midir? Oysa ki hem erkek kadın arasındaki duygusal ilişkiyi, hem çocukların ruhsal dengesini, hem de bu inancın getirdiği ithamdan nasibini alan erkekleri olumsuz yönde etkilemez mi?

‘Zaman kötü, dünya tehlikeli’ Bu inanca neye göre bağlandık? Kime göre doğru bu inanç? Bazı olumlu inançlar bile ( Örneğin: Her şey olacağına varır.) kişiye sınırlama getirirken, nasıl olurda bu kadar kısıtlayıcı inançlara körükörüne bağlanabiliyoruz.

İyi bir hayata yalnızca düşlediğimiz ve kendimize ona sahip olma iznini verdiğimiz sürece ulaşırız. Bu yüzden iyi bir hayata sahip olma iznini kendinize verin. Evren bize sınır koymaz, biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi. İnandığınız kadarına sahip olursunuz.

Öyleyse inançlarınızı test etmeye bugün başlayın. İlk aşama oturun ve bugün kullandığınız güçsüzleştirici inançlarınızı düşünün. Bugün kendinize ne hatırlatıp durdunuz? Hangi inançlarınıza göre hareket ettiniz? Kendinizi sınırladınız mı? Ya da olumlu bir inancınız sayesinde elde ettiğiniz bir şey oldu mu bugün?

Merak ediyor musunuz? Lütfen bir düşünün. Elinize bir kağıt kalem alın. Başlayın yazmaya. Hangi olumsuz inançlara sahipsiniz? Hepsini yazın. Bireysel inançlarınızla başlayın. ‘Ben bu işi asla yapamam.’, ‘Ben şarkı söyleyemem’, ‘Beni kimse sevmiyor.’ ‘Asla başaramayacağım.’ Sonra evrensel inançlarınıza geçin. ‘Dünya kötüdür. Hayat acımasızdır.’ Gerçekten buna inanıyor musunuz? Daha sonra olumlu inançlarınıza geçin. Gerçekten size bir şey katıyor mu?

Olumlu ve olumsuz inançlarınızı yazdıktan sonra ilk işi sizi kısıtlayan inançlarınızdan kurtulmak olacak. Onları iyice anlayın. Ne kadar gülünç olduklarına hayret edin. Kendinize sorun. Buna gerçekten inanıyor muyum? Bu inanç hayatımı hangi yönde etkiliyor? Daha önce yazdığım yazılarda insanların yaptıkları her şeyi acıdan kaçmak için yaptığından söz etmiştim. Olumsuz inançlarınızı katlanılmaz acılara bağlayın. Bu inançları sürdürürseniz başınıza gelebilecek en kötü şeyleri düşünün. Ancak bu inançtan vazgeçtim demek yetmez. Yerine yenilerini koymalısınız. Sizi güçlendiren, sahip olmanız için güdüleyen inançlar. Sürekli olarak kendinize ben bunu benimsedim deyin.

İkinci aşama ise zaten sahip olduğunuz olumlu inançları güçlendirmektir. İnançlarınıza şöyle bir bakın, onlara adanabilir misiniz? Sizin hayatınızı değiştirebilirler mi? Bu güçlendirici inançlar arasında sizi en çok güçlendirecek olan inancı seçin. Ona iman edin. Nedir iman? İman ettiğiniz bir şeyi tartışmazsınız. Koşulsuz şartsız ona inanırsınız. Sorgulamazsınız. Olup olmayacağını, varlığını yokluğunu, sonuçlarını… İman etmek olduğunu bilmektir. Sahip olduğunuz inancı sanki onu yaşıyormuş gibi davranabilmektir. İnançlar öldürebilir. İnançlar yaşatabilir.

En çok yapmayı istediğiniz şeye, en çok olmayı istediğiniz kişiye dair inancınıza iman edin. Bundan sonraki hayatınızda ona bağlı yaşayın. Planlarınızda ve eylemlerinizde esnek olun ama inançlarınız hep sağlam ve güçlendirici olsun.

Ve son söz: İlaçlar her zaman şart değildir. Ama inanç her zaman şarttır.- Norman Cousıns

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Boş inançların zararlarından söz ediorsunuz doğru inançlarınızı bulun ve ona koşulsuzca bağlanın diyorsunuz. İnançların doğru ya da boşu olmayacağını hepsinin boş olduğunu söyleyip de, doğru bilgiye bağlanın deseniz daha doğru olurdu. Ama doğru bilgiye dahi olsa, sizin dediğiniz anlamda iman etmemek gerekirdi, insanı, kör ve yobaz kılar. Ben de şunu tavsiye edeyim, bilgiye dayanmayan tüm kabullerinizi, önyargılarınızı, inançlarını çöpe atın. Bilgiye dayalı ne varsa ona sarılın ama ona da iman etmeyin, çünkü, iman etmek kafayı paketleyip kenara koymak demektir.

Erdal Aydın 
 21.12.2010 18:43
Cevap :
Merhaba, Öncelikle değer verip okududğunuz için çok teşekkür ederim. Ancak bu yazıda sizi sınırlayan inançlardan kurtulmanız öğütleniyor. Körükörüne saçma inanaçlara bağlanmanız değil. Ayrıca dediğim gibi iman duyduğunuz bir şeyi sorgulamazsınız. Bu doğru bu yüzden başaracağınıza inanamalısınız. Ayrıca bu yazaıda ve diğer tüm yazılarımda kişisel gelişim yolunda bir bütünlük sağlaması amacıyla tek tek her alandan bahsediyorum. Bu yazı başarmaya giden yolda inançlarınızı bilinçli seçmenizi sağlamaya çalışmaktadır. Çünkü inancın gücünü küçümseyemeyiz. Size de faydalı olması dileğiyle. Sevgiler...  22.12.2010 21:51
 

Merhaba İnci Hanım, Sözlerinizde haklısınız, insan inandıklarıyla şekillenir. Bir sağlıkçı olarak, hastalıkları bile kendimizin seçtiğini söylerim hep. İnanın onlarca hastamı ilaç yerine şeker drajeleriyle iyileştirdiğimi bilirim ben. Ama toplumda binlerce yıldır yerleşmiş inançlardan sıyrılmak o kadar da kolay olmasa gerek. Olsun biz gene de elimizden geleni yapalım. Selam ve Saygılarımla...

Aysel Kaygusuz 
 17.12.2010 16:37
Cevap :
Merhaba Aysel Hanım, Değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Bir araştırma da iki kişilik sendromu olan bir kadın bir kişiliğinde şeker hastalığı belirtileri gösterip yapılan testlerle de kanıtlanırken, diğer kişiliğinde kesinlikle sağlıklı bir insan olmaktadır. Yine başka bir araştırma da gruplardan birine ülser tedavisi için yüzde yüz sonuç verdiği iddia edilen boş kapsüller, diğer gruba ise yüzde elli sonuç verdiği iddia edilen boş kapsüller bir süre uygulanmış. İlk grubun büyük bölümü iyleşirken diğer grubun bazı üyeleri de iyileşme göstermiş. Bu sebeplerden dolayı çok haklısınız Aysel Hanım. Hastalık da sağlık da insanın kendi elindedir. Sevgilerimle,  17.12.2010 19:41
 

İNANMANIN GÜCÜNÜ ZATEN BİLİYORUN. aMA BU YAZI UFKUMU AÇTI. nE KADAR SAÇMA İNANÇLARA BAĞLANIYORUZ BİR DÜŞÜNÜNCE.BATIL İNANÇLARIMIZI SAYMIYORUM BİLE. İNANÇLARINIZI BİR KAĞIDA YAZIN GERÇEKTEN ÇOK GÜLECEKSİNİZ.

aysin rtzn 
 17.12.2010 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1053
Kayıt tarihi
: 28.11.10
 
 

İnci AKTAŞ 1984 yılında Bursa'da doğdu. Uludağ Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldu. İstanb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster