Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
724
 

İnançlarımız ve günlük yaşam

İnançlarımız ve günlük yaşam
 

İNANÇLARIMIZ


Size kaç tane inancınız var diye bir soru yöneltilse, ne yanıt verirdiniz? Kaç tane inancınız olduğunu bilmenizin bir yolu yok. Dolayısıyla bu soruya yanıt verebilecek bir insan da bulamazsınız. Ancak yaşamımızın inançlar üzerine kurulu olduğunu görmemiz çok zor değil. İşte size bütün insanların ortak olarak paylaştığı birkaç temel inanç örnekleri. “Ben bir bedenim.”; “Ben bir insanım.” ; “Ben sonsuz bir evrenin içinde yaşıyorum.”… 

Bunların birer inanç olduklarından bile büyük bir çoğunluğun haberi yok ve bu temel inançlar birer hakikat olarak kabul edilir. Bu temel inanç kalıplarını görüp, sorgulayıp yıkanlara “ermiş”, “aydınlanmış”, “deli”…vs. denir. 

Böylesine kökleşmiş inanç kalıplarını bir tarafa bırakıp, bütün insanların paylaşmadığı inanç kalıplarına göz atalım bugün birlikte. Bu inanç kalıplarını , dini, politik, felsefi, bilimsel, sosyal ve bireysel olarak sınıflandırabiliriz. Dini inançlara örnek olarak, İslamiyet, Hıristiyanlık, Ateistlik, putperestlik… vs. sayabiliriz. Bilimsel inançlarımız, matematik, fizik, biyoloji, kimya gibi alt kategorilere ayrılmakta. Politik inançlarımız, genel olarak sağcılık ve solculuk olarak sınıflandırılabilir. Sosyal inançlarımız, milliyetçilik, ahlak, kültür …vs. gibi alt kategorilerde sınıflandırılabilir. Bireysel inançlarımız ise, şanslı, yetenekli, zeki, akıllı gibi uzayıp giden bir liste oluşturur. Gördüğünüz gibi kaç tane inancımız var sorusunun yanıtı, oldukça büyük rakamlara doğru uzayıp gider. Bu da, inançların yaşamımızda ne kadar etkili olduğunu görmemize yeterli bir giriş olmuştur sanırım. 

Bizim günlük yaşamımızda farkına varıp değiştirebileceğimiz inançlar, ancak bireysel olanlarla sınırlıdır normal şartlar altında. Bunların istisnasını yukarıda sözünü ettiğim “ermişler” ve “deliler” oluşturur sadece. Öyleyse biz “normal” insanlar olarak bireysel inançlarımız üzerinde duralım sadece. 

Şanslı biri misiniz? “Şans nedir?” sorusunu bir tarafa bırakalım önce. Bu soruya kendimiz için yanıt vermek, başkaları için yanıt vermekten daha zordur. Başkaları için kolayca “çok şanslı” ya da “kaderi kırık” gibi yargılarda bulunabiliriz; ancak bu soru kendimize soruluyorsa işler değişir! Oysa kendimizi şanslı görmekle şansız görmek arasında, yaşamımızdaki etkileri ve sonuçları açısından çok önemli bir fark vardır. Bu nedenle, şansın ne olduğunu bir tarafa bırakıp, “Ben şanslı mıyım, değil miyim?” sorusuna kısa ve dürüst bir yanıt verin önce. İçinizden ne geliyor? Bu önemli. 

Zeki biri misiniz? Yine zekanın ne olduğunu bir tarafa bırakırsak, bu soruya kıvırtmadan bir yanıt verebiliriz. Bu da bizim zeka konusundaki inancımızı ortaya koyacaktır. İçinizden bu soruya kısa bir yanıt gelir hemen. Bu yanıtı duyabilmek için, zihninizin gevezeliklerini bir tarafa bırakmalısınız. Bu nedenle zeka nedir, kaça ayrılır gibi bir soruları kovmalısınız kafanızdan. Amacımız felsefi, bilimsel sonuçlara ulaşmak değil. Kendimizi nasıl gördüğümüzü anlamak. Kendimizle ilgili inançlarımızın farkına varmak. 

Şimdi aynı yöntemle kendimize şu soruları soralım: Yetenekli biri misiniz? Yine hangi alanlarda gibi ayrıntıları bir yana atıp, doğrudan “evet” ya da “hayır” diyen sesinize kulak vermelisiniz bu konudaki inancınıza ulaşabilmeniz için. Duygusal biri misiniz? Aceleci ya da yavaş biri misiniz? Sinirli ya da sakin biri misiniz? Altı soru oldu. Dört tane de siz ekleyin kendinize göre. Örneğin, açgözlü/ gözü gönlü tok; asık suratlı(veya ciddi)/ neşeli(veya sulu); merhametli/katı kalpli; müsrif/cimri; iyi/kötü; ….vs. 

Bu on sorunun kaçına olumlu yanıt verebiliyorsunuz? Magazin anketlerine benzetmeye çalışıyorum. Siz isterseniz daha ciddi olabilirsiniz tabii! Ama unutmayın bir şeyi ciddi bir şekilde araştırabilmenin bir yolu da biraz espri katmak hatta önce biraz dalga geçmektir. Yine de siz bilirsiniz. 

Kendimizle ilgili inançlarımızı nasıl belirleyebileceğimizi gördük. Burada en önemli olan nokta, sorulara doğrudan yanıt vermektir. Sorular hakkında sorular sormak, soruların içindeki kavramlarla ilgili felsefe yapmak, inançlarınızı anlamanıza yardım etmez, tam tersi ortalığı bulandırır o kadar! “Bu inançlar nasıl değiştirilir?” konusunda o sorular ve analizler belki işe yarayabilir, ancak şimdi sadece kendimizi halihazırda nasıl gördüğümüzü (kendimizle ilgili inançlarımızı) anlamaya çalışıyoruz. 

“E anladık bir ölçüde ne olacak peki şimdi?” sorusunu soracak kadar zeki olanlarınız için benim önerim şu: Şimdi bu sorulara verdiğiniz yanıtlarla hayat hikayenize, geçmişinize bir kez daha, şöyle genel anlamda bir göz atın. Bir ilişki kurabiliyorsanız, bu çalışma işinize yarayacaktır. Herhangi bir ilişki kuramıyorsanız, gazetede bulmaca sayfasından bir bulmaca çözdüğünüzü varsayabilirsiniz. Ramazan ayı hepimiz için hayırlı olur inşallah bu yıl! Gönlünüzce bir gün olsun! 

izzetbalci@ziprotek.com 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1149
Kayıt tarihi
: 06.06.11
 
 

Zihinsel Programlama Teknikleri(NLP, Hipnoz, Meditasyon..vs.) alanında, uzun yıllardır araştırma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster