Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
5292
 

İnançlı olmak

İnançlı olmak ne demek?

İnanç; bir şeye gönülden bağlı olmak anlamına geliyor. Genellikle Allah'a ve bir dine gönülden bağlı olduğunuz anlamına geliyor. Bizim ülkemizde ise inançlıyım deyince İslam dinine, Kur'ana, Hz. Muhammed' in(S:AV) son peygamber olduğuna, O'nun Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna gönülden bağlı olduğunuz anlamına geliyor. Bütün bunlara bağlı olmak ise sizin yaşam tarzınızın ve düşünce kalıbınızın genel çerçevesini çizmiş oluyor.

Peki İslam dinine gönülden bağlı olmak insanı yobaz , cahil, gerikafalı, bilimden, sanattan ve teknolijiden anlamayan hatta karşı olan biri mi yapar? Ya da tam tersini düşünecek olursak; inançsız olmak insanı daha entellektüel ve zeki mi yapar?

İnanç, insanın aklından önce gönlüne hitap eden bir olgudur. O nedenledir ki inançlı olmayı seçmiş olan insanlar öncelikle kalplerine göre bir seçim yapmışlardır. Bunu aşk gibi düşünebiliriz. Bütün özellikleri size uyan, sizi seven, terbiyeli, edepli, hali vakti yerinde bir insanı sevmezsiniz de, gider size hiç uygun olmayan birisine aşık olur ve onunla daha mutlu olursunuz. Niye onu sevmiyorsun da gidip aklın mantığın almadığı birisini seviyorsun? diye sorulmaz. Çünkü; kalbin aklın bilmediği binbir sebebi vardır.

İnançlı olmak da böyle bir şeydir. Önce seversin, inanırsın, hissedersin ondan sonra sebeplerini sorgularsın. İnançlı olmak sorgulamaya kapalı olmak demek değildir. Eğer ben sevdiğimi sorgulamam da sorgulatmam da diyorsa, o zaman sevdiği ve inandığı şeye güveni tam değildir diye düşünülür. Allah'a ve bildirdiklerinin doğru olduğuna inanıyorsa, zaten inançsız olanların da Allah'ın izni olmadan birşey yapamayacağına inanıyor olması gerekir. Allah'tan habersiz bir yaprağın bile kıpırdamayacağına inanıyorsan, o zaman bu korku ve düşmanlık nedendir?

Din elden gidiyor korkusu ile inananları korkutmaya çalışmak ise olabilecek en saçma düşüncedir. Çünkü İslamın ve Kur'an ın kıyamete kadar baki kalacağına dair Allah'ın taahhütü vardır.

İnançlı olmak, Allah'ı ve yaratmış olduğu herşeyi ve herkesi kapsar. Allah'a sonsuz güven duymayı gerektirir. Allah evreni ve insanları yaratıp bir kenara çekilmiş değil, her an ve her yerde, her yapılandan haberli diye inanırız. Şah damarından daha yakın diye inanıyorken, bütün bu din polisliğine kapılmak nedendir?

İnsanlar farklı özelliklere sahip olarak yaratılmış diye inanıyorsak; kalbine giden yol aklından geçen insanların da varlığına ve gerekliliğine inanmak zorundayız.

Bizde bir söz vardır "Allah sevmiş yaratmış bize ne?" Allah'ın huzurunda kimin nasıl olduğunu biz bilemeyiz. Sonuçta her yolun Allah'a varacağını biliyorsak, bırakalım herkes istediği yoldan gitsin. Er ya da geç herkes aynı menzile ulaşacaktır Allah'ın takdir ettiği şekilde..

Yazdıklarım inançlı olmak ile ilgili şahsi fikirlerimdir. İnançlı birisi olmayı bu şekilde yorumluyor ve yaşamaya çalışıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnançsız görünmek sanki bir dönem kuşağın moda davranışı gibi olmuştu. Yani inançlı görünürseniz gerici bir intiba bırakıyorsunuz, entel sayılmıyorsunuz, böyleydi. Çünkü Dünya'da neler olup bitiyor takip edecek teknolojimiz yoktu. Dışardan gelen vatandaşların anlatması ve tüylü şapkaları ile, yanlarında getirdikleri el teypleri ile tanıyorduk teknolojiyi:)) Şimdi her şey, bilgi, teknoloji elimizin altında. İstediğinde annemde yararlanıyor bundan, babaannemde. Demek inançlarıyla ilgili değilmiş bu imkanlardan yararlanmaları. Ellerinde fırsat olmadığı içinmiş. Artık en büyük ufuklara açılabilen beyinler devri. İnançlı bir beyinse bunu başarabilen, kim engel olabilir ki...İnanmak güçlendiriyor insanı ve bu yüzden inançlı insanlar artık eğitim alanında daha başarılı sanırım. Sevgilerle

Müjgan Akyüz 
 10.11.2010 19:44
Cevap :
Yorumunuzla yazıyı zenginleştirdiğiniz için çok teşekkür ederim.Kafalardaki inançlıysa şöyledir, inançsızsa böyledir önyargılarının kırılması gerekiyor artık..Selamlar ve sevgiler..  13.11.2010 12:09
 

Kendine Müslüman bir vatandaş olarak, inanç meselesini sadece dinler ve Allah ile açıklamaya çalışan tüm insanlara, bir soru sormak istiyorum. 3 bin yıl önce henüz dinler ve Allah mefhumu yeryüzünde yokken acaba insanlar neye inanıyorlardı ? Teşekkürler.

A.Nilgün Aktaş 
 22.10.2010 8:55
Cevap :
Bu soruyu yazıya göre soruyorsan eğer,inançlı olmanın bugünümüzdeki ve bizim ülkemizdeki anlamı üzerine yazmıştım.Zaten de belirtmiştim. Ama kendimi müslüman bir vatandaş olarak görüp ilk insanla beraber Allah ve din biliniyordu derim. İnancıma göre ilk insan Adem ve onu da Allah yarattığına göre Allah mefhumu ilk insanla beraber başlamıştır. Allah yarattığı kulu yeryüzünde başıboş bırakmamıştır. Kendini müslüman bir vatandaş gören herkes böyle inanır. Konuyu farklı açılardan ele alırsak insanlık her zaman kendinden üstün gördüğü ve açıklayamadığı bir gücün varlığına inanmış ve kendine tanrılar uydurmuştur. İnsanların tanrı inancına karşı çıkması bilimin gelişmesi ve birtakım şeyleri açıklamaya kavuşturması ve kendini tanrı yerine koymaya başlamaı ile olmuştur. Kalbini kapatıp sadece aklıyla yaşamaya başladığı zamanlara tekabül eder bu da..Aslında konu çok uzun da kısaca böyle açıklayabiliyorum. Sevgilerimle:))  22.10.2010 11:56
 

Merhaba Nazmiye Hanım..Yüce Allah sonsuz ve sınırsız aklın sahibidir ve bu nimeti dilediği kimseye imanı ölçüsünde verir.. Ayrıca Kuran’ı kendine rehber edinen kişi, tam manasıyla şuuru açık, her türlü yanlış bilgiden arınmış vicdanına (kalbine), aklına göre hareket eden ve son derece modern kişidir. Şu sözünüzde harikaydı ayrıca; her inanan aynı noktada değildir. Ne kadar doru söylemişsiniz, önemli olan tam teslimiyet, Kuran’a uygun yaşamak.. Selam ve saygılarımla.

Öğretmenım 
 21.10.2010 19:42
Cevap :
Tamamlayıcı yorumunuz için çok teşekkür ederim. Aslolan Kuran'ı anlayabilmek. O'nu anlayabilmek için de temiz bir kalp ve duru bir akıl gerekiyor. Kalp, Allah'ın evidir denilir, biz o evi temiz tutmaya gayret ettikçe Allah da vaadettiği imanı ve bilgiyi verecektir. Selamlar, saygılar...  21.10.2010 23:06
 

İnançlı olmak veya inanmak akla karşı olmak değil onun yetersiz kaldığını bilmektir. İnsan aklı elbette ki ilerlemekte ve gelişmektedir ve inandığımız şeyleri de aklın anlayabileceği ve kabul edeceği şekilde kanıtlayacaktır. O nedenle inançlı olmak asla araştırmaya, akla ve bilime karşı olmamıştır. Çünkü zaten çıkacak sonuçları önceden biliyordur. Tabi bu kalbi bir bilgi olduğu için kanıtlayamaz bu da aklın işidir. İnançla akıl aynı yoldadır yalnız inanç önden gider akıl arkadan gelir..İnanç konusunda çok genel konuşamadığımdan bu benim şahsi fikrimdir diye belirtiyorum. Çünkü akıl gibi inancın da aşamaları vardır. Her inanan aynı noktada değildir..Selamlar, saygılar..

Nazmiye Tan 
 21.10.2010 12:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2335
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster