Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
191
 

İnanmak Denen Hastalık

İnanmak Denen Hastalık
 

İnanmak... İnanmak ve savunmak, savunmak ve uğruna mücadele etmek.. Zincirleme reaksiyon. Bir başlamışsan inanmaya, mümkün değil ki mücadele etme. 
 
İşte o yüzden diyorum ki insanın en büyük zaafiyeti inanmaktır. Yaşadığın o kadar tecrübeye, okuduğun o kadar yazıya, dinlediğin onlarca hikayeye rağmen kendini inanmaktan alıkoyamıyorsun. İnsansın çünkü. Ve mayana iyilik de katılmışsa olur olmaz sürekli... Durumun fena. Hep en çok kendine yeniliyorsun, kendi insanca zaaflarına.
 
Ağlıyor herkes. Kime dokunsam herkeste bir hikaye. Herkeste bir şikayet güne dair. Oysa bakıyorum, şu manyak düzeni besledikleri kadar, sokakta evsiz hayvanları besleseler, dışarıda acı kalmaz. 
 
Sevgililer gününde şuursuzca, planlanmış robotlar gibi kırmızı güle koştukları gibi; ilişkide fast food yaşamaya koşuyorlar. Herkeste bir sevme sevilme hastalığı ama ölüm geliyor taşın altına el koymak. 
 
Tiyatro izler gibi uzaktan izlemek çok keyifli. Çünkü hayat onlardan daha güzel. Milyonlarca detay var mutlu eden. Toprağa ayağım değdi mi, ağaçların içinde sessizlikte bir çay içtim mi, yeğenim bana sarıldı mı, bulutların arasından güneş, ışıklarını sıcak bir sabah simidi gibi uzattı mı bana.. Benden mutlusu yok. Gölün kıyısındaki kurbağa ne zaman gitsem neşeli. Pamukkale bembeyaz entarisi ile günü de, beni de selamlıyor hiç usanmadan, hiç yıllara yenilmeden, yine, yeni yeniden. Çocukluğuma alıyor beni kollarına alır gibi. Ya o Trakya'daki günebakanlara ne demeli? Hep mi başın yukarı doğru, hep mi umutsun sen?
 
Yol... Yollara vuruyorum. Bütün şehirlerin, bütün yolların, bütün detaylarını beynime kazımak istiyorum
 
Ama sonra bir ademoğlu aylarca yalvarıyor.. İnanmak denen çaresiz hastalığa yakalanıyorum. İnandırana kadar dil döküyorlar çünkü. On defa inandıysam bu güne kadar onbir kez yanıldım. İnsanın mayası çiğ. O çiğlikte kavramlar da değerlerde ham kalıyor. Yaralarıma bir yara daha ekliyorum. Öyle de yüzsüz bu yaralar, en olmadk zamanlarda sızlıyorlar.
 
Hele de bu zamanlardai insanlar çıldırmış gibi. Aklım, hayalim duruyor görüp duyduklarıma.
 
Ankara'da insanlar öldü, onlarca insan... Ve o insanların hakkında bile ölüm şekline bakarak oh olsun diyenler çıktı. 
 
Bir bomba patlamış. Olayın bir terör eylemi olduğu kesinleşmiş. Devlet üç gün yas ilan etmiş ve bizim süper zeka, yüce ruhlu, herşeyin en doğrusunu bilen insanlarımız, bir rahmet dilemekten bile aciz. Çekiştiriyorlar, sınıflandırıyor ve ölümü reva görüyorlar. Hangi ara tanrı oldular da ben kaçırdım?
 
Bu insanlar günlük hayatımızın, özel hayatımızın, iş hayatımızın birer parçası.
 
Ben inanmak denen hastalıktan kurtulma çabasındayım. İnsan denen canlıya inanma hastalığından.
 
İnanmak bir ihtiyaçsa, ki öyle. Evet inanabilirsin. Tanrıya, doğaya, edebiyata, fikre, kavrama, görüşe, en fazla bir çocuğa inanabilirsin. Ama insana değil... 
 
Diğer yandan; bilmiyorsun, hepimiz birbirimizin birer parçasıyız. Acılarımızdan etkileniyoruz, aynı gövdeden çıkan dallarız. Bu yorgunluk hepimizin. Aslında benim inanmaktaki yokluğum hepinizde boşluk açıyor. Sırf tanışmıyoruz diye öyle değil zannediyorsun. Benim inancım ölürken bir parçamla sende ölüyorsun! Kendimi aciz, oldukça sıradan, küçük ve etkisiz hissediyorum bu inanmak hastalığında. Senin haklı sebeplerden kendine layık görmeyip burun kıvırdığın bu problemlere, onlara kayıtsız davranarak destek veriyorsun. Kendimi ikinci sınıf hissediyorum insanlık sınıfında kalmakta. Ama ne var biliyor musun? Başına gelecek o hayalini kurduğun düş'ünü sen nasıl bekliyorsan, ben de bekliyorum. Bir gün hepimizin aynı değerlere, aynı umutlara, aynı insancıl ihtiyaçlara dair olduğumuzu anlamanı bekliyorum. Ait olduğun ormandaki diğer ağacım ben, senin köklerinin olduğu toprağı besleyen. Benimle birlikte hürsün sen, kuruduğumda sende kuruyacaksın zamanla.. Benim için sende mücadele et, kendine ulaşırsın. 
 
Sana inanan birileri varsa, inançlarını boş çıkarma olur mu? Kendini inanılacak kadar sağlam kıl. 
 
Bu aşağılık, ucuz, değersiz düzenin parçası olma. Benim gibi vazgeçenler olmasına izin verme.. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 921
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster