Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
30
 

İnanmak düşünmekten kolay mı ?

     İnançları batıl olan ve olmayan diye ayırabilmek oldukça zordur. Böyle bir ayırım da yapılamaz… Örneğin; Hindistan’daki ineklerin kutsallığı size çok farklı ve basit gibi gelebilir. Hindular da sizin inancınızı çok komik bulabilirler… İnsanoğlu şimdiye dek yaklaşık kırkbine yakın dini eskittiğine göre; mevcutların eskimeyeceğini ve dinler mezarlığına gitmeyeceğini kimse söyleyemez…  Her inanç, kendisini diğer inançlardan üstün görme eğilimiyle bir otorite bir kutsiyet kazanmaya çalışır… Bunu yaparken de korkuyu kullanır…

     Çocukluğumda o zamanlar adını ve nedenini tam olarak bilmediğimiz “güneş tutulması” dediğimiz doğa olayı karşısında başta ninem olmak üzere köyün kadınları ellerindeki sopalarla tenekelere bir ritim halinde vurarak, oluşturdukları gürültü belleğimde hala capcanlı durur…

Birini bir yere yolcu ederken arkasından su dökme inancı toplumumuzda hala devam ediyor… Arnavutluk ve bazı Balkan ülkelerinde de görülmektedir.

Öyle ya kafanıza kuş sıçtığı zaman hemen gidip sayısal oynayan, milli piyango bileti alan bir toplumuz… Bu konuda Fransızlar da bizi yalnız bırakmıyorlar, onlarda hayvan pisliğine bastıkları zaman kendilerini şanslı hissediyorlar… Almanlar da su bardağıyla karşınızdaki kişiye şerefe demeniz onun ölmesini istiyormuşsunuz gibi yorumlanıyor… Bizde de eşikte oturanın nasibinin kesildiği gibi… Hintlilerin küçük kızlarını korumak için bir törenle köpekle evlendirdikleri de size çok ilginç gelebilir…Bu gibi inançları anlatmaya sayfalar yetmez….    

Hangi inancın batıl hangi inancın batıl olmadığını anlayabilecek bir ölçüt yoktur… Her grup, her inanç başkalarının inançlarını batıl görmeye çok yatkındır…

     Bu tür inançlar, insan aklı için de pek küçültücü değil mi diye bir soru sorabilirsiniz… Yakın zamanlarda okuduğum Henri Bergson’un;  “Dinin ve Ahlakın Kaynakları” adlı kitabında belirttiği gibi; süreç içinde “dinlerin ahlaksızlığı buyurduğu, cinayetleri mecbur kıldığı görüldü. Bir din ne kadar kaba ise, o kadar da bir milletin hayatında maddi olarak yer tutar; o sonraları bilim sanat ve felsefe ile paylaşacağını, ilkin kendisi için ister ve elde eder. İnsan akıllı bir varlıktır, diye tarif etmekle işe başladıktan sonra, doğrusu şaşılacak bir şey var bunda. Bilgili insan(homo sapiens) biricik akıllı yaratık, hayatını akılsız şeylere bağlayabilen bir tek varlıktır da. Dinlerin geçmişte gösterdiği, şimdi de bazılarının göstermekte olduğu manzara, insan zekâsı için pek küçültücüdür.”

     Dünya halkları inançlar konusunda neler düşünüyor diye merak ettim ve atasözlerini incelemeye başladım. Bazılarının çevirilerini de Almanca’dan yaptığım Atasözleri bizlere bir bir fikir ve ipucu verebilir… Toplumlar değiştiği gibi inançları da değişiyor… Bugün böyle ama binlerce yıl sonra ne olur kestirebilmek oldukça zordur. Şu kesindir ki; insanoğlunun aklının sınırları genişledikçe dinin alanlarının daraldığıdır. Bugünkü inançlarımıza binlerce yıl sonra insanoğlu belki de gülecektir ve atalarını geri zekâlılıkla suçlayacaklardır… İşte o derlediğim sözlerden bazı örnekler:

* Fakat, niçin, asla sözcükleri şeytanı barındırır. Alman

* Kısmetinde ne varsa, o çıkar kaşığında. Türk

* İnanmak, düşünmekten daha kolay… Alman

* Cehennemde de insanlar var fakat onları tanıyan yok. Japon

* Yedi kilise yapana kadar yedi çocuğa yardım et… Rus

* Coşan Molla şehvetli boğa gibidir. Kırgız

*Tanrı, eski babalar gibidir. Polonya

* Şeytanın bir gücü yoktur. İnsanlar onu güçlü yapar. Rus

* Şeytan yoksuldur çünkü onun Tanrısı yoktur... Rus

* Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane. Türk

* Rahibe ile dans eden şeytan ağlamaz… Rus

* Papaz kendisinden başkasını istemez. Yunan

* Cehennemi yapan şeytan değildir. Litvanya

*  Düşüncesiz ibadet, ruhsuz aşk gibidir Yahudi

* Her kiliseye yaklaşıldıkça Allahtan uzaklaşılır… İngiliz

* Papaz ve tavuk asla doymaz. İtalyan

* Allah dağına göre kar verir. Türk

* Çoğu kutsallığını midesinin çevresinde ister. Hindistan

* Tanrı isterse Sevilla’dan ev verir… İspanya

* Kim haçsız masaya oturursa, şeytanla yer ve içer. Rus

Yazımı İlkçağ Filozoflarından Epikür’ün bir sözüyle bitirmek istiyorum. "Bilginin amacı; insanı bilgisizlik ve boş inançlardan, tanrı ve ölüm korkusundan kurtarmaktır. Ve bu olmadan mutlu olmaya imkân yoktur."

Kemal Alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1390
Toplam yorum
: 1901
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1025
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster