Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
325
 

İncecikten bir düşünce yağar/ tozar özgürlük özgürlük diye

İncecikten bir düşünce yağar/ tozar özgürlük özgürlük diye
 

İnsanı insan eden biraz da onun düşünen bir varlık oluşudur. Biraz da kelimesi fazla mı olmuş? Doğrudur. İnsan düşündüğü oranda insandır.

Düşünce akıl mekanizmasıdır. Akıl da Allah tarafından insana verilen en değerli nimettir. Aklını fikrini kullanamayanların düşeceği durumları düşünebiliyor musunuz? Kısaca aklını kullanamayanların, düşüncesini ifade edemeyenlerin hali yamandır, dumandır.

Düşünmek serbest. İstediğin kadar düşün. Bu konuda karışanın görüşenin olmaz. Ama düşündüğünü ifade etmen sınırlıdır. Bu sınır konusunda tarih boyunca ne mücadeleler yapılmış bilir misiniz. Hukuk fakültelerinde de ne tezler yazılmış, ne kitaplar, makaleler vb. yazılmış. Meclislerden geçen kanunlar, anayasalar…vb. Ya, bizim öylesine değindiğimiz düşünce özgürlüğü meğer insanlık tarihinin başlıca konusuymuş. Tarih derken tarih dersinden söz etmedik. Biz de ders yok, hukuktu, edebiyattı, sosyolojiydi…vb. hiçbir şey yok. Aklımıza gelenleri yazacağız, o kadar. “Aklımıza gelenlerden bazılarını yazacağız.”dersek daha doğru olur.

Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca: “Bir uzaydır düşünce / Kelimeler uzayda yürüyenler” diyor. Bu deyiş, bu dizeler büyülüyor beni. Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda epeyce eser okudum. Bütün bu okuduklarım bir yana, bu dizeler bir yana.  Burada kelimeler her türlü ifade araçları olarak anlaşılsın yeter.

Uzay sınırlanabilir mi? Elbet de sınırlanamaz. Bizim düşüncemiz de sınırlanamaz. Sınırlanmak istenen düşünceyi ifade etmektir; kısaca kelimelerdir. Bir yerlerde okumuştum bazı kelimeler füze gibi oluyormuş, mermi gibi oluyormuş. Öyle de olmaz ki, değil mi ama?

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın kelimelerinde olumsuzluğu çağrıştıracak bir şey yok elbette. Uzayda yüzen, yürüyen, gezen kelimeleri füzelere, mermilere, oklara benzetmeyeceğiz elbette. Bir ara kuşlara, kelebeklere benzetmiştim. Başka neye benzetiriz diye düşünürken  şair ve yazar arkadaşımız Recep Altun Bey Hayaller, tasavvurlar ve düşüncelerin hızı ölçülebilir mi? başlıklı  yazıma yorum yazdı. Bu yazı bu yorumdan hareketle kaleme alınmıştır:

( …..) Gökten yere inen her bir kar tanesi birbirine hiç değmiyor ama, insanların düşüncelerinden çok kazalar olur sanıyorum. (….)

RECEP ALTUN ,  28.01.2012 8:15

Cevap :

(…..) Yorumunuzdaki "Gökten yere inen her bir kar tanesi birbirine hiç değmiyor ama, insanların düşüncelerinden çok kazalar olur sanıyorum." cümlesi çok ilginç ve işlenmesi gereken bir düşünce. Özellikle düşünce özgürlüğünün gerekli şartı gibi. Evet, düşünce, kazalara sebep olmamak koşuluyla özgür olmalıdır. Tabi bu da tartışılır. Ama tartışmadan korkmamalı, çünkü doğrular meydana çıkar.  28.01.2012 10:12

(…..) Sizin kaleminiz kuvvetli. Konuyu nasıl bir cımbızla o metin içersinden açığa çıkarttıysanız, o konuyu da siz yazın hocam.

RECEP ALTUN ,  28.01.2012 19:30

Cevap :

(…..) İltifatınız için teşekkür ederim. Keşke dediğiniz gibi kalemimiz kuvvetli olsa. Biz de kalem dahi kalmadı. Ama geç de olsa yine de yazmaya çalışacağım .  29.01.2012 6:31

Şair arkadaşımız benim Hukuk Fakültesi mezunu olduğumu da düşünerek bu konuyu benim yazmamı istemiş olabilir. Benim hukuk alanında çok büyük hayal kırıklığı yaşadığımı ve hukuki konuları yazarken içimin acıdığını bilmediği için bu öneriyi yaptı arkadaşımız. Sevgili arkadaşımızı kırmamak adına bu yazıyı kaleme aldım.

Hani, derler ya birinin özgürlüğü diğerinin özgürlüğünün başladığı yere kadardır. Bu deyişte özgürlüğün alanı sanki çok küçükmüş gibi görülüyor. Ama Dağlarcanın dizesinde  bir uzaydır düşünce. Altun’un benzetmesinde kar taneleri birbirlerine değmiyor.

İnsan hakları Evrensel Beyannamelerinden, uluslararası kuruluşlardan, anayasalardan, yasalardan hareketle düşünce özgürlüğünü açıklayan çok olmuştur. Değişik olsun istedim. 

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül hayran olmuş
Gezer Elif Elif diye.

Karacaoğlan

Demokrasinin elifi ifade özgürlüğüdür. Elifin Arapça’ın ilk harfi olduğunu bilenler bu cümlemizi değerlendirebilir. Farkında olmadan veciz bir laf etmişiz. İnsanlığın Elifi de düşünce özgürlüğüdür. Buradaki  Elif’in aşığın sevgilisi olduğunu bilenler cümlemiz üzerine düşünebilir.

Aslında arkadaşımızın kar tanelerini hatırlatması sırasında dışarıda da kar yağıyordu. Ama karlar savruluyordu, ilgililer alarm veriyordu. Bu son cümlemi mecazi olarak değerlendirip düşünce özgürlüğünün savrulduğunu söylediğimi düşünmeyin. Böyle şeyler söylemeye korkarım. Hem ne diye söyleyeyim ki herkes görmüyor mu korkuların kol gezdiğini.

Söz yağmurları üzerine yazı yazanları, düşünce esintileri üzerine yazanları düşünüyorum da. Düşünüyorum, düşünüyorum da ifade edemiyorum. Yanlış anlaşılmasın kelimeler yetersiz kaldığından ifade edemiyorum. Uzaydaki kar taneleri, yağmur damlaları nasıl oldu dersiniz. Denizlerin, suların buharlaşmasından değil mi? Ee, çevremizde su kaynakları yoksa buharlaşma nasıl olacak. Demek ki kar taneleri birbirine değmez değmesine; ama kar tanesinin oluşması engellenmiş olabilir. Bu benzetme olmadı mı acaba? En azında sona doğru böyle bir açılm olmamalıydı. Bir yargı ile bitirmeliydik. Yargısız infaz olmuyor mu? Bizde yargı cümlesi olmaksızın yazıyı bitirelim.

 

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 30. 01. 2012 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar, Sabahattin Hocam. Çok teşekkür ederim. Konuyu ele alarak açıklamışınız. Tüm noksan ve kusurlu sıfatlardan münezzeh olan Cenab-ı Hakk'ın yarattığı ve gökten yere indirdiği kar tanelerinin yere inişinde ve varlığında bir kusur bulunamazdı elbette. Her ne kadar biz insanlar da Cenab-ı Hakk'ın yarattığı bir kul isek te bizim yaratılış gayemiz farklı olduğu için bizler aciz ve kusurlu birer varlıklarız. Yeryüzünde bir halife var edeceğini melekleri ile paylaşan Cenab-ı Hakk'ın meleklerden gelen serzenişlerine karşılık Adem'in nasıl bir varlık olduğunu onlara göstermek için kendi ilmi ile Adem'i teçhiz ettiği şeylerden meleklere sorduğunda meleklerin bunu bilmediklerini söylemeleri üzerine aynı soruyu Adem'e sormuş ve Adem'de bilmişti. Bunun üzerine tüm meleklerinden Adem'e secde etmelerini istemişti de iblis hariç diğer tüm melekler Adem'e secde etmişlerdi. Buradaki secdeye esas teşkil eden şey Adem'in beden varlığı değil; onun okuyan, yazan ve düşünen varlığına ve ilmineydi.

Recep Altun 
 31.01.2012 0:54
Cevap :
Merhaba Recep Bey Kardeşim, Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Hayırlı günler dileğiyle.  31.01.2012 12:14
 

Şu yağan karlar insana neler hatırlatıyor.. Ve Sabahattin Öğretmenimiz de durmadan düşünüyor; arkasından F.H.Dağlarca'nın dizelerine dalıyor... Ama Hukuk ,hak, adalet onu üzüyor...Saygı ve sevgilerimle öğretmenim...

Erdal Ceyhan 
 30.01.2012 22:23
Cevap :
Merhaba Erdal Bey, Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Hayırlı günler dileğiyle.  31.01.2012 6:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 649
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster