Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
157
 

Inception / Başlangıç

Inception / Başlangıç
 

Demiştim sana cancağızım, diğer kadın gelince ben tamamiyle giderim diye. Gidişin kısa hikayesi bu.

Çok karşılıksıza almıştım ben seni, yaşanmayanlarla ve yaşanamayacaklarla. Mutluydum da artık biliyor musun.. İçimde adalarımı kurmuştum, gidip gidip soluklandığım. Sevmek başka bir şeydi artık bende. Kendim için seviyordum, sevmekten mutlu olduğum hiç yorulmadığım için. Gizli bir kalkan gibi koruyordu beni o hal. Keşke dokunmasaydın hiç bana, hiç ses vermeseydin. Öyle kalsaydım ben, gerçeklikten uzak, kendi Leyla halimde. Gittiğin psikolog, evlenme çanların çaldığı için kapımı vurduğunu söyledi. Her erkeğin çalarmış zamanı gelince. Oysa benim halimin evlenmek ve zorunluluk, sorumluluklarla ilgisi yoktu ki. En fazla vuslat olabilirdi. Hikayenin mutlu sonu illaki evlenmek değil, kavuşmaktı. Mutlu son olmasa da olurdu ama keşke hesap olmasaydı. Ölçüsü olmasaydı duyguların; tatillerin puan karşılığı, benim o puanları toplayıp toplayamadığım olmasaydı. Bu kadının eğlence skoru kaç eder, sıkıntımı giderir mi diye hesaplamasaydın beni. Bu kadar gerçeklik bulaşmasaydı ilişki dediğin ve illa ki isimlendirmek istediğin paylaşıma. 
Söylediğine göre elendim de zaten, puanım yetmedi kadrolu ilişkiye. Yeterli heyecanı yaratamıyordum. Daha iyi skor yapan kadın aldı yerimi.. O kadar da hak etmeden.
Eskiden hep hemen silerdim fotoğraflarımızı. Silmemiştim bu kez. Cep telefonumda benimle geliyordun her yere... Ama o gün dedin ya biri var ve üstelik ciddi diye. Ve ben gördüm ya nihayet..
.....................................................................
Inception filmini izledin mi bilmiyorum. Sanmam. Fantastik filmleri sevmezsin sen, sevdiğin bir film de bilmiyorum gerçi. Sinema yoktur pek sende. Öyle de sevmiştim ben seni, sinemayı sevmeyen halinle.
Şahane sahneler vardır o filmde, patlamalar, parçalanmalar, tuzla buz olmalar, rüyadaki gerçekliğin yıkımı, gerçeğin rüyayla karışımı... O filmi yaşadım; puanım eksik kalıp elendiğimde değil ama diğer kadın yerimi aldığında. Katman katman parçalandı görüntüler.

O masal şehri Prag'ın içi boşaldı en önce. Sokaklardan geri geri yürüdük hızla, önünde durup fotoğraf çektirdiğimiz Saray, ışıklarına ve ihtişamına bayıldığım Noel ağacı yerle bir oldu. Bizi oraya tırmandıran yüzyıllık merdivenlerin basamakları koptu birbirinden, tarihi köprü suya gömüldü. Yemek yerken bize gülümseyerek servis yapan kızı vurdular, kanları aktı masaya. Çıktık oradan, oteldeyiz. Seksenler zamanlarının kanlı canlı hali o Otel sokaktan silindi. İstasyonda seni bulduğum yere kadar koşup hızla döndüm. Altında buluşmak için beklediğim büyük saat paçalandı. Camları bütün istasyona yayıldı. Çıktım oradan, alana gelip tek başıma uçağa girdim tekrar. İstanbul'dayım.

Berlin'de o küçük fırında beraber sandviç yiyip kahve içmiştik ya.. Hayatımın en keyifli anlarından olanında; tabak düştü yere kahve döküldü. Çocukluğumdan kalan taze kahve sandviç kokusu yok oldu, Fırının rengi soldu. Bütün o sevdiğim pastalar düştü, dağıldı, kapandı dükkan.

Dubai'de sen teknik müdür ve eşi ile yemek yerken; benden gelen bak benimle de evlenmek isteyen olabiliyormuş, evlenicem belki maili ile üzülmüştün ya ve benim kalbimin sızısı olarak kalmıştı o an. O masada devrildi. O üzgün, kalbini kırdığım kişi silindi. Çektiği acı çektiğim acıydı, acı son buldu. Masa yerle bir.. O insanlar yok artık. Acı yok.
Antalya'da yağmurlu havalarda geceleri kayaların üstünde denizi seyreden kişi, yastığa başımı her koyuşumda rüzgarları getirir içimi üşütürdü. Girdi artık evine. Üşümüyor kalbim geceleri.

Ankara'da buluştuğum kalp ağrım vardı. Otele nasıl döndüğümü, o odada ne kadar ağladığımı; her gidişimde taşıdım o şehre, hep yeniden. O cafe, o yol, otele döndüğüm her metre silindi. Her metresi acıydı zaten. Şehrin; yeni mezun, idealist devlet memuru yok artık.
Ağvadaki kahvaltı, dönüşte Sabihaya giderken tarla yolunda kaybolmak silindi. Bana bağırmıyorsun artık yanlış yola girdim diye. Yolda bana anlattığın memleket hikayeleri, gurbetin, gurbette çektiğin acı, çektiğim acı da yok artık..

Istanbul silindi ve Izmir... Foça ve kaplıca. Küçük heyecenlar. Eşya olmayan evimde, ben mutsuz olmayayım diye sevdiğin renkli minderler paramparça. Yapamadığım Kuru fasulye, o tencereye koyduğum sevgi döküldü tezgahtan. Tezgah havaya uçtu.
Pazar alışverişlerim, dalga geçtiğin elmalı masa örtüm. Mangaldaki sucuk. Hepsinin masumiyeti... Onlar da yok. Bahçede rakımızı içip tavla oynadığımız, Zeki Müren dinlediğimiz masa devrildi. Pullar yerde. Bahçedeki ağaç öldü. O ev öldü. Taze yumurta alıp dertleştiğim kapıcı Yaşar Bey'de gitti. Zaten yoktu değil mi..

Kafamı geriye çevirdim; binalar yıkılıyor, binalar paramparça, sokaklar yıkıntılarla dolu, hiç insan yok. Hiç koku ve hiç ses.. Koskoca bir dünya silindi; şiir, edebiyat ve müzikle bezediğim. Olric trenden indi.
Bu yol nereye çıkar Olric?
Hiçbir yere efendimiz
Hiçbir yer neresidir Olric?
Doğru yerdir efendimiz
Gidelim mi?
Vardık efendimiz
Bende vardım...

Bir insan bir evin koltuğunu, nevresimini, dolaptaki hırkasını kıskanır mı?. Kiskanıyorum. Benimdi onlar.. O koltuk huzurlu uykumdu, hırka seni soğuktan sakınışım, mağazada saatlerce gezip senin için aramamdı. Nevresim kokundu. Başkası dokununca benim bağrım kan olurdu. Kan oturdu, çok kanadı... Diliyorum evdeki terliğimi ve unuttuğum güneş gözlüğümü atmışsındır. Hep dedim benden başkası değmesin o terliklere diye. Bir başka kadının ayaklarının terliklerimi giymiş olma hali, ayaklarımı çivilere yürüttü.
Nasıl sevildiğini hiç unutma oldu mu?. Kaç milyon detayda. Yedi yıl dediğin 7 kere 365 değil sadece.

Aramıza şehirler, ülkeler, yıllar, insanlar soktun. Beni hep başkalarına yolladın ve hep canım yandı.Her seferinde öldüm sanıyordum, bir türlü ölmüyordum..
Hep ayrılıyorduk, ayrılıyordun benden yeniden. Ben ayrılığı bir türlü çözemiyordum. Hem ölüm gibiydi hem bitmiyordu bir türlü. Çünü ben seni öldürmemişim hiç.
Bir kadın geldi, öteki kadın kadın geldi ve sen öldün. Babamdan sonraki ilk cenazemsin. Evet zor oldu önce.. Ama insan alışıyor be..

Zihnimde tüm anılar ve katmanlar parçalandı.
Bu bir veda yazısı. Masalar devrildi, dükkanlar kapandı, sokaklar boşaldı. Şehirler bitti. Hikayeler silindi. 

Dubai zalim değil artık ve Ankara mahsun, İzmir heyecanlı, Antalya evcimen ve sadık, çocukluğumun güzel kokulu Almanya'sı artık bir acı vatan, İstanbul sahiplenme kokmuyor ve Prag aşk...

Ciddi ilişkinde ciddi mutlsuzlukların olsun. Dilerim evliliğin sınavın olsun.... O evlilikte yedi yıl sonra bu sevgiyi bul. Çocukla falan yuvarlanır gidersiniz de. Geceleri bazen düşün inşallah, yedi yıl sonraya ne kalmış heyecanından.... Heyecanlar; bu kadar paylaşımı, bu kadar emeği ve sadakati yıkmaya değer mi?  Yası biteli oldu epey de kalbimde kocaman bir boşluk, bir soğukluk kaldı. Gidenle ölmedim ama çok şeyi de gömdüm.. Araf bitti artık, soru yok cevap yok, beklemek yok, karşılaştırmak ve kaybolmak.. Tren'den indim, vardım.

Başlangıç'tayım.  Dilerim bu başlangıçta ilahi adalet vardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 926
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster