Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '10

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
5688
 

Inception (Başlangıç) 2. kısım

Inception (Başlangıç) 2. kısım
 

Inception


Bir önceki yazımda Inception filminin içeriği ile ilgili yazmayacağımı belirtmiştim ama dayanamadım işte, yazıyorum. Bu yazım yüksek dozda spoiler içereceği için filmi izlemeyenler, lütfen köprüden önce son çıkışı kullansınlar.

Cobb (Leonardo Di Caprio) işinde uzmanlaşmış bir hırsızdır. Onu diğer hırsızlardan ayıran özelliği, insanların en zayıf anda olduklarında yani rüyalarda rüyayı gerçeklik olgusuna çevirip en gizli sırlarını çalmaktır. Cobb'un bu meziyeti, onu dünyanın en değerli rüya hırsızı yapmasına rağmen; çocuklarından uzak kalmasına da sebep olmuştur. Cobb ve ekibi, Cobol mühendislik isminde bir firma adına çalışmaktadırlar. Son işlerinde Saito (Ken Watanabe) isimli bir iş adamına kaşı başarısız olmuşlardır. Ancak Cobb için hayatını geri kazanacağı bir fırsat doğmuştur. Saito, enerji sektöründe dünya pazarının nerdeyse yarısına sahip olan en büyük rakibi Maurice Fischer'in yerini alacak varisi Robert Fischer'in babasının imparatorluğunu parçalamasını sağlamalarını istemektedir. Aldıkları bu iş, o zamana yaptıklarına benzemeyen bir iştir, bu defa fikir çalmak yerine, bilinçaltına yeni bir fikir yerleştireceklerdir. Arthur'un (Joseph Gordon Levitt) imkansız olarak tanımladığı bu teklif karşısında, Cobb hayatını geri kazanma fırsatı sunulması karşısında kayıtsız kalamaz ve işi kabul eder. Cobb daha önce inception yani başlangıç (fikir yerleştirme) yapmıştır ve bunun yapılabileceğini bilmektedir.

Bir insana fikir yerleştirme yapılabilmesi için, 3 rüya seviyesi gereklidir. Yani rüya içinde rüya içinde rüya demek. Çünkü ne kadar derine inilirse ve fikir ne kadar yalın olursa tutma olasılığı o kadar artacaktır. Ekip toplanır ve göreve başlarlar. Ekipte bulunan mimar (Ellen Page), rüya seviyelerinin mimarisini tasarlamaktadır. Mimari ne denli karışık ve labirentsel olursa, rüya gören kişinin yansımalarının rüyaya dışardan giren bir başka kişiye ulaşması o kadar zor olacaktır. Arthur'un görevi rüyaya getirilecek kişiyle ilgili araştırmaları yapmak ve ekibin tüm süreçte güvenliğini sağlamaktır. Eames ise bir kalpazandır. Daha anlaşılır olması için taklitçi demek daha doğru olur heralde. Rüya içerisinde hedefin bir yakınının görüntüsünde görünebilmekte ve hedefin kendi düşüncesiyle kendini yönlendirmesini sağlamakta ve hedef hakkında önemli bilgilere ulaşmaktadır. Kimyager Yusuf, üç rüya seviyesinde de dengeyi sağlayabilmek için gerekli uyuşturucu hazırlama görevini üstlenmektedir. Ve herkesin gerçeklikle rüyayı ayırt edebilmesi için birer toteme ihtiyacı vardır. Bu totem, sadece kişinin kendisinin bildiği bir özelliği olan bir cisim olmalıdır. Çünkü bir başkasının totemin gerçeklik göstergesini bilmesi durumunda, totemin gerçekliğini rüyaya dönüştürebilir.

Derken Maurice Fischer ölür ve oğlu Robert babasının cenazesine katılmak için Sidney'den yanlış hatırlamıyorsam Los Angeles'a gitmek için tesadüf (!) sonucu uçağı bozulunca Saito'nun tüm uçuş bölümünü satın almaktansa satın aldığı şirketin uçağını kullanmak zorunda kalır. 10 saatlik sürecek yolculuk, ekibin inception görevini gerçekleştirmesi için tek fırsattır. Rüyada beyin daha hızlı çalışmakta ve zaman gerçek hayata oranla daha hızlı ilerlemektedir. İlk seviyede gerçek hayattaki 5 dakika 1 saatken, alt seviyelere inildikçe bu süre artmaktadır.

Ve işte film asıl bence burda başlıyor. İlk rüya kimyager Yusuf'un rüyasıdır. Yusuf'un rüyasında ekip, beklenmedik bir olayla karşaılaşır. Robert Fischer, rüya hırsızlarına karşı daha önce eğitim almış ve bilinçaltı silahlı kişiler tarafından korunmaktadır. İşte bu noktada Ariadne'nin tasarladığı mimarideki labirentsel yapının neden önemli olduğunu anlıyoruz. Ve ekibi şaşırtan bir diğer olay ise, daha önce ölünce veya düşme hissine kapıldığında rüyalardan çıkılabiliyorken, almış oldukları ağır uyuşturucunun etkisiyle bu uyarıcılar sonrası rüyadan uyanamayacaklarını ve kendilerini limbo (araf, hayalin geçekliğe döndüğü yer) olarak bilinen seviyede bulacaklarını öğrenmeleridir. İkinci seviye Arthur'un, üçüncü seviye de Eames'in rüyasıdır. Üçüncü seviyenin sonunda görevi tam başardıklarını sandıkları anda, Cobb'un gerçek hayatta ölmüş karısının yansıması onları burada da bulur ve Robert'i öldürür. Robert, limboya düşmüştür ve görevin tamamlanmasına çok az zaman kalmıştır. Cobb ve Ariadne, Robert'i bulmak için bir seviye daha derine inerler. İşte filmin bu kısmında, Cobb'un fikir yerleştirmeyi karısına yaptığını öğreniriz. Cobb, gerçeklik ve rüyayı artk birbirinden ayırt edemeyen Mal'a yaşadığı "yerin gerçek olmadığı" fikrini yerleştirir. Ancak Mal gerçek hayata dönmesine rağmen, gerçekliği ayırt etmekte zorluk çeker ve hala rüyada olduğunu ve bu rüyadan çıkması gerektiğini düşünerek intihar eder.

Derken Robert'i kurtarırlar ve Ariadne ile Robert görevi tamamlamak için bir üst seviyeye çıkarlar. Saito, birinci seviyede Robert'in bilinçaltı koruyucuları tarafından vurulmuştur ve Cobb onun bu süre zarfında dayanamayacağını ve ölerek limboya düştüğünü bilmektedir. Saito'yu limbodan kurtarmak için limboda kalır. Filmin bu noktasında düşüş anları o denli güzel hazırlanmış ki seviyeler arası geçiş oldukça mantıklı yapılmış. Her neyse sözü çok fazla da uzatmayım(yeterince uzattım gerçi). Filmin sonlarına doğru filmin başında gördüğümüz sahneyle karşılaşırız. Cobb, Saito'yu limboda ihtiyar bir adam olarak bulur ve bir sonraki sahnede gözlerini uçakta açarlar. Cobb, bir an şaşkınlıkla etrafına bakınır. Görev başarılmıştır ve Amerika'ya çocuklarının yanına gelmiştir. Gelmiştir gelmesine de bunun da bir rüya olabileceğini düşünerek totemi masada çevirir. Bahçede görünen çocuklarına gitmek için totemin düşmesini beklemez ve totem de hafif yalpalamasına rağmen düşmez. Nolan da filmi burada bitirir. Seyircinin aklında "acaba" sorularıyla müthiş bir son olur. Filmle ilgili o denli teori üretilmiş durumda ki, bizim gerçeklik olarak gördüğümüz yani filmin tümünün aslında Cobb'un gördüğü bir rüyadan ibaret olduğunu savunanlar bile var. Inception devam filmi çekilse, kopukluk olmadan çok rahat çekilebilir diye düşünüyorum. Filmde ucu açık o kadar çok nokta var ki. Tabi burda rahatsız edici bir ucu açıklıktan bahsetmiyorum, devam filmi için bir çok alternatif yolun bulunduğundan bahsediyorum.

Son cümleyi filmden bir replikle tamamlayım.

"Fikir virüs gibidir, bir kere yayıldıkça insan beyninden çıkarmak imkansızdır. Fikir, tohum gibi yayılır ve genişler."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vay kardeşime bak be... Bak seni burda da buldum dostum. Kalemin kuvvetli olsun :))

Dinçer BİLGENER 
 19.08.2010 18:00
Cevap :
vay dinçerim senin gibi bi üstadı burada gördüğüme şaşırmadım desem yalan olmaz heralde. aslında sinemayla ilgili bir şeyler söylemek, yazmak hobim. yani güçlü bir yazı olsun diye bir amacım yok ama olursa da tabi ki kötü olmaz. senin de kalemin kuvvetli olsun diyeyim.:)))  20.08.2010 22:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 2561
Kayıt tarihi
: 28.01.09
 
 

Parliament Sinema Klübü'nde yayınlanan filmleri izlemek için çocuk halimle uykudan feragat ettiği..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster