Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '10

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
9523
 

Inception (başlangıç) Müthiş bir rüya filmi

Inception (başlangıç) Müthiş bir rüya filmi
 

B A Ş L A N G I Ç


Sinemaya gitmeyi pek de tercih etmediğimiz şu mevsimde öyle bir film girdi ki vizyona ortalığı yaz sıcağı kadar kasıp kavurdu. Herkes Christopher Nolan’ın Başlangıç/Inception filmini konuşuyor. “Matrix’ten sonra en iyi film”, “Bir başyapıt”, “Nolan yine döktürmüş” türünde yorumlar havada uçuştukça filme olan merak ve filmin gişe hasılatı da giderek artıyor. Bir haftadır vizyonda olan filmi ben de dün gece izledim. 142 dakikalık uzun bir film ama zamanı hissetmedim desem inanırsınız herhalde. Öylesine sürükleyici ve muhteşem çekim teknikleri ile dolu bir film ki insan sinamanın koltuğunda çakılıp kalıyor.

Dom Cobb yani Leonardo DiCaprio çok yetenekli bir hırsız. Uzmanlık alanı ise zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak, onları çalmak ve rüya tasarımı gibi ilginç unsurlar üzerine inşa edilen bu filmin; rüya mimarisi, rüya ve bilinçaltı ilişkisinin filmdeki temel konuları işlemesi bu alanda çalışan bilim insanlarını heyacanlandırdı.

Başlangıç’ı izlediğimde hayalgücünümü daha da kuvvetlendirdiğini, beni bir kez daha rüyalarla ilgili düşünmeye iten bir film olduğunu söyleyebilirim.

Memento/Akıl Defteri, The Dark Night/Kara Şövalye gibi filmleriyle ünlenen yönetmen-senarist Christopher Nolan, son filmi Başlangıç’ın hikayesini ‘lucid rüyalar’ üzerine kurmuş. Peki bu kavram ne anlama geliyor? Kısaca kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu ve olayları çoğu zaman istediği gibi yönlendirebildiği rüyalara verilen isim. Lucid rüyada kişi, rüya görmekte olduğunu fark eder. Fakat bu fark edişin sonucunda uyanmayıp rüya görmeye devam eder. Bu tip rüyalara berrak, şefaf ya da saydam rüyalar da denilebiliyor.

Filmde vurgulanmaya çalışan kavramlardan biri de başlangıçın ve sonun olmadığıdır. Başlangıçın aslında bir son, sonunda bir başlangıç olduğu gerçekliğin bir tür döngüsellik olduğu güzel bir kurgu ve zengin bir görsellik ile sunulmuş.

Başkasının zihnine fikir yerleştirme ana teması ile yola çıkılan filmde Domm Cobb’un aslında kendi eşinin zihnine suçluluk duygusunu yerleştirdiğini filmin sonlarına doğru anlıyoruz. Filmin karmaşık gibi görünen kurgusu aslında kuantum fiziği ile ilgilenenlerce daha çabuk algılanabilecek bir düzeyde. Labirentleri çizen, tasarlayan kadının Dom Cobb’a ve kendisinin karşısına aynaları çekip koyması ve o aynalarda oluşan zamandan bağımsız sonsuza doğru uzanan görüntülerin oluşturulması da harikaydı. Zaman kavramı çok güzel işlenmiş geçmişe ve geleceğe aynı anda dokunabilmek ve bilinçaltımızın kendine ait kodladığı olayların yaşanan zamandan farklı bir süreçte gerçekleştiği ama gerçeklikte karşılığı olan kurgular olduğu üstüne basa basa anlatılmış.

Aslında filmde konular dahice işlenmiş. Aslında anlatılan konular bir onceki yazımda yazmış olduğum rüyalarımızın ilk oluşumu ile de paralellik göstermektedir. Dom Cobb’un eşinin zihnine yerleştirdiği suçluluk fikrinin nelere yol açtığını filmde gördüm bunun gerçek yaşamdaki karşılığı da bence şudur; Adem hani Allah o ağaca dokunma dediği zaman sözünde durmamıştı ve ruhuna giren virüslerden dolayı suçluluk duymuştu. Bu suçluluğu Havva’ya ve Ademin ruhundan olan tüm insanların zihnine Adem yerleştirmişti. İşte Adem bunu farkedif itiraf ettiğinde yani kendi rüyasında uyandığında aslında o ağaca hiç dokunmadığını sadece ya dokunsaydım ne olurdu diye merakından rüyanın içine düştügünü ve yaşadığı her şeyin bir rüya olduğunu fark ettiğinde suçluluk duygusu da kalmayacaktır.

İşte dostlar bu çok önemli bir sırdır. Bu sırrı başlangıç filminde tekrar yakalayabilmek beni çok mutlu etti. Ademin rüyasından uyanabilmeyi başaran bütün insanlar içlerinde kendilerine adem tarafından yerleştirilmiş olan suçluluk duygusundan kurtulacaklardır. Bu çok anlama gelmektedir. Düşünün suçluluk duygusu ile kıvranan dünyadaki rüyada kaç milyar insan var.

Bu dünyanın yalan olduğunu hep duymuşsunuzdur. Bazen bir şeyi bilirsiniz ama fark etmek çok daha farklı bir duygudur. Fark ettikten sonra da emin olursunuz. İşte emin olduğunuz andan itibaren eminliğiniz oranında görmüş olduğunuz yaşamın bir rüya olduğunu ve bu dünyadaki hiçbir şeyin gerçek olmadığı rüyasından uyanmaya başlarsınız. Allah öylesine bir tasarımda bulunmuş ki başlangıç filmindeki üç aşamalı, üç katmanlı rüya çok basit kalır. Filmde araf gibi dinsel ogelere de yer verilmiş. Katmanların ve boyutların iç içeliğine yer verilmiş.

Bilinçaltımızın katmanlarına doğru inildikçe rüyanın katmanlarına da iniyorsunuz. Gerçek diye bildiğiniz her düşünce ve olay bir sonra ki gerçeğe ulaştığınızda rüyaya dönüşüyor. Örneğin sizlerin rüyalarınızda gördüğünüz ve gittiğiniz yerler sizin gerçekliğinizdir. Ama o rüyadan uyanınca da o gerçeğiniz tekrar bir rüyaya dönüşür. Bilinçaltımız tehlikeli bir yerdir. Aslında orasının dibine doğru indikçe İblisin ve şeytanın düşüncelerine, rüyalarına, gerçeklerine doğru inersiniz. Eğer şeytanın rüyasından uyanmayı başarabilirseniz. Yaşadığınız onca sıkıntının, güvensizliğin, kibirin, yalanın, korkunun size ait olmadığını bunların tümünün şeytana ait olduğunu fark edersiniz. O zaman daha da aşağılara doğru yolculuk etmek istersiniz ve daha aşağılara indiğinizde bizim nefsimizin ne kadar saydam ve pozitif olduğunu içinde rüyaları metaryalize etmenin, yönetmenin ve aşkın bilgisinin olduğu gerçeği ile karşılaşırsınız.

Rüya devam ediyor ama zamanın olmadığı bizim farklı boyutlarda tıpkı filmdeki gibi farklı zaman boyutlarını algıladığımız bir düzlemde hatta buna düzlem de diyemeyiz çok boyutlu bir sahnede oyun devam ediyor. Ruhumuz o kadar mükemmel tasarlanmış ki, oylesine muhteşem bir mekanizma ki yüzde ikisi dünyada oyununu oynarken yüzde doksansekizi çok farklı boyutlarda oyuna devam ediyor. Her şey iç içe önemli olan bu iç içelikleri teke düşürebilmek. Ölmeden önce bunları gerçekleştirebilmemiz bizim oyundaki başarımızı belirliyor. Ölünce bir sonraki gerçekliliğinizi fark edebiliyorsunuz. Hayret içinde aa bütün bu yaşadıklarım bir rüyadan ibaretmiş diyor insan.

Sevgiyle kalın

Alahattin Öztekin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cok guzel elinize saglık.

NEDRET HIZEL 
 04.08.2011 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 3322
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster