Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '17

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
170
 

İndigo çocuklar…

İndigo çocuklar…
 

Son dönemde ne kadar göz ardı edilmeye çalışılsa da hızla çoğalan farklı bir çocuk gurubu var. İNDİGO ÇOCUKLAR.

Biz anne babalar ve de parçası olduğumuz toplumun istediği en önemli şey çocuklarımızın bize benzemesidir. Eğer onlar bize benzerlerse onlarla anlaşmamız, onları eğitmemiz kolay olur diye düşünürüz. Peki, bize benzemezlerse ne yaparız? Onları hastalıklı ilan eder, ilaçlarla terapilerle, okullarla bize benzetmeye çalışırız. Başarabilir miyiz? İşte bu sorunun cevabı kritiktir. Bol miktarda ilaç ile belki uyuşturabiliriz ama onların içlerinde bir volkanın hızla büyümesinin ve onu zorlamasının önüne geçemeyiz. Sonuç büyük ihtimalle de üzücü olur.

Hangi çocuk indigodur? DNA sı bile farklı çalışan bu çocukları nasıl tanırız? Bunların davranışları ile ilgili yaygın belirtileri sıralayalım.

1-Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelirler ve öyle davranırlar.

2- Burada olmayı hak ettiklerini hisseder ve başkalarının bu hissi paylaşmadıklarını görünce çok şaşırırlar.

3- Kendi değerlerini bilmek onlar için bir sorun değildir.

4-Mutlak otorite karşısında zorluk yaşarlar.

5-Belli şeyleri kesinlikle yapmazlar. Örneğin kuyruğa girmek gibi.

6- Ritüel, yönelimli ve yaratıcılık gerektirmeyen sistemler karşısında düş kırıklığı yaşarlar.

7-Herhangi bir sisteme uyum sağlamazlar ve sistem yıkıcılar gibi görünürler.

8-Kendi türleriyle birlikte olmadıklarında anti-sosyal görünürler.

9-Suçluluk duygusu verilerek disipline edilemezler.

10-İhtiyaçlarını bildirmekten çekinmezler.

Bu çocuklar genellikle ikinci nesil indigolardır. Yapılan araştırmalar ilk indigoların dünyaya 1980 lerin başında gelmeye başladığını gösteriyor. Günümüzdekiler onların çocuklarıdır. Bu yüzden hızla çoğalıyorlar. Bizse hala onlara hiperaktif veya başka benzetmeler yaparak onları ilaçlarla bize benzetmeye çalışıyoruz. İndigo çocuk, bir dizi yeni ve olağandışı psikolojik nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösteren çocuktur. Bu yeni kalıpları görmezden gelmek potansiyel olarak bu değerli çocuklarda dengesizlik ve düş kırıklığı yaratmak demektir.

Bu çocuklar birçok şaşırtıcı özelliklere sahiptirler. Öğrenme hızları diğer çocuklara göre üç veya dört kat hızlıdır. Başkaları için mucize denilen birçok şeyi normal olarak yapabilirler. Mesela, benim tanıdığım on bir yaşında bir kız çocuğu, aklınıza gelen herhangi bir tarihi söyleyin, hiç düşünmeden hangi gün olduğunu söylüyor.

Bunlara diğer çocuklardan farklı davranmalıyız. Onlar prens ve prensestir. Örneğin. Yemeğe oturulacağı zaman onlara “gel yemeğe otur” seslenişi yerine, “yemeğe oturacağız, sen nerede oturmak istersin, biz de ona göre oturalım” demek onu yemeğe severek getirecektir. Veya, “odanı topla” yerine “bana odanı toplamamda yardımcı olabilir misin” demek daha doğru olur.

Bu tür bizler için şaşırtıcı yetenekleri olan bu çocuklar veya günümüzün 30 / 40 yaş gurubu ebeveynleri nasıl dünyaya geldi?

İşte can alıcı soru bu. Birçok araştırmacı 1970 li yıllarda dünyayı komşu kapısı yapan dünya dışı varlıkların bu işte bir parmağı olduğunu düşünüyor. Bilirsiniz, hükümetler artık gizlenmesine gerek olmayan veya yavaş yavaş bilinmesi gereken olayları bir şekilde sızdırırlar. O dönemde hava olayı, meteor, balon gibi laflarla yalanlanan ve sır perdesi arkasına saklanan birçok uzaylı ziyareti ve onların kaçırdıkları insanlar ait hikâyeler ciddi bilim kanallarından sızdırılıyor.

Acaba insanlık dünya dışı varlıklardan gen mi aldı?

İlk anda akla biraz uçuk gibi gelse de düşününce hiç de yabana atılacak bir fikir gibi görünmüyor. Pek az bir kesim dışında artık kimse çamurdan bir insan yapılıp ona can üflendiğini ve böylece ortaya çıktığımızı düşünmüyor. Evrim merdivenlerini düşünün. İnsan öncesi zamandan birdenbire insanın ortaya çıkması nasıl oldu acaba? Bir hayvan türünün birden bire insana dönüşmesi akıl almaz bir olay gibi duruyordu. Acaba şimdi de insan türü geliştiriliyor mu? Bu akla geliyor. Zira son dönemde ortaya çıkmaya başlayan Kristal çocuklar bu indigoların daha gelişmiş modeli.

İzmir 18.02.2017

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uzaylı parmağı bence hikâyeden. Evrim devam ediyor durmadı ki? İndigo ve kristal çocuklar evrim ürünleridir. Daha ileride uzay ortamına uyarlı yaşayabilecek çocuklar da doğmaya başlayacaktır. Zaten bu uzay ortamına uyumlu yaşayabilir evrimsel dönüşüm olmazsa insanın sonu evrenin sonundan önce gelecektir. Neyse ki evrim sürüyor. İnsan öyle aniden ortaya çıkmış değil; ilk insan kalın bacaklı uzun çeneli dar alınlı ve kısa boylu. insan ırkındaki renk farkları bile evrimsel canlı sürecinin ürünü olduğumuza işarettir. Evrim teorisinde sorun yok; her canlının evrimsel soy ağacını yapmakta sorun var. İnsanın maymunun geldiği kökenden bugünkü maymun nesliyle birlikte evrimleştiği tezi ağır basmaktadır. Kanıt ya toprak olmuştur ya da hâlâ topraktadır. Uzaylı ürünü olmadığımız ilk insan kalıntılarından bellidir. Biz dünya malıyız fakat dünya bizim malımız değil. İnsan dünyayı terk edebilir tek canlı. Uzayda bir gezegene yerleşsek oradaki insan nesli uzaydan geldiğini kesin kanıtlarla bilecektir.

Muharrem Soyek 
 22.02.2017 17:40
Cevap :
Merhaba, Bilimin kanıtlamadığı şeylere karşı bende kesin inançlı değilimdir. İsmet Gedik hoca da D.O.M. teorisi ile insanın tamamen dünya ürünü olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Haklı gibi de görünüyor. Ancak ben maymundan insana dönüşümdeki karanlık süreç aydınlanamadığı için ve de uzaylı ziyaretleri artık saklanmadığı için o bölümde bir katkıları olabileceğini düşünüyorum. Öyle ise katkının günümüzde de sürmesi normal olacaktır. Saygı ve selamlar...  23.02.2017 11:07
 

Merhaba Osman Bey. Bu çocukların günümüzde işi çok zor. Baksanıza kimseden hesap sormazken, mutlak biat istiyorlar. Selamlar...

Mesut KARİP 
 21.02.2017 10:23
Cevap :
Merhaba Mesut bey, Hani bir büyüğümüz "alışırlar, alışırlar" demişti. Onlar da alışacak. Saygı ve selamlar...  21.02.2017 11:57
 

Uzaylı ziyareti mi Allah Allah, siz ciddi misiniz?

Kerim Korkut 
 19.02.2017 17:16
Cevap :
Merhaba Bilimin ispatını yapmadığı her konuya şüphe ile bakarım. Uzaylı konusu da öyle. Ancak resmi ağızlar özellikle 1970 li yıllarda uzaylıların dünyanın hemen her tarafını komşu kapısına çevirdiklerini, yoğun kaçırma olaylarının doğru olduğunu sızdırmaya başladı. Değilse gerek ruhsal, gerek teknolojik sıçramaları izah edemeyeceklerdi. Örneğin İndigolardaki farklı DNA lar gibi. Saygı ve selamlar...  20.02.2017 10:24
 

Sayın İzmirli, toplumdaki sayıları ve oranlarını merak ettim, ilginç bir konu, selamlar.

Nizamettin BİBER 
 19.02.2017 10:37
Cevap :
Merhaba, Sayıları ve oranları ile ilgili net bilgi yok. Ancak her köşede bir rehabilitasyon merkezi türedi ve buralara kabul edilen çocukların yaklaşık %25 i bunlar. Onlar bizim gibi değil diye otistik sınıfına sokuluyorlar. Saygı ve selamlar...  19.02.2017 12:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1473
Toplam yorum
: 5693
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1457
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster