Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
80
 

İndigo ve Kristal Bilinç

Eskiden insanlar, ruhsal yolda ilerlemek için çok zahmetli yollarda yürürlermiş. Bir bilginin ehli olmak; senelerce belki de bir ömür boyunca mürşitlerinin, ustalarının gurularının hizmetinde olmalarını gerektiriyormuş. Ruhsal olarak bir kerte büyümek için yollar uzun, kapılar dar, nihayetinde aydınlanmaya ulaştıran tünelin ucu ise pek uzakmış.

                                          

Bedenimiz evriliyor, ruhumuz tekamül ediyor. Bedenimiz ve Ruhumuz Bir Ol’uyor. Bedenimizin ve ruhumuzun  Bir’leşmesi; dünyamızda ve evrenimizde eyleyeceklerimizle ve yaşayacaklarımızla daha gelişkin bir evreye geçtiğimizin göstergesidir.

 

Dünyasal kelimelerle ifade edersek; bilincimizin, bedenimizin standartları yükseliyor. Evren bizi hızlı bir öğrenime ve ardından hızlı bir gelişime tabi tutuyor. Sistemlerin kurgulanması ve zamanın kurgusu hızlandırılıyor. Zamana ve sisteme hakimiyet evrim ile gerçekleşiyor.

 

Şu An’da dünya yüzeyinde ve insanlığın yaşamında olan karmaşıklık ve kaos  tam bir çöküntü gibi gözükse de her şey sistemli bir şekilde daha iyiye gitmekte.

Tabiî ki içinde yaşadığımız dünyamız nasıl ki “meydan boş bir yer” değilse, evrendeki ve kainattaki sistemlerde “meydan boş bir yer” değildir.

 

Evrenlerin yaradılışları, gelişimler belirli planlarla, prensipler ve kanunlarla işlemektedir. Her şey Yaradan’ın Yüce Planı’na uygundur.

 

2020 senesinde 161 yaşına basan Darwin’in Evrim kuramı, fiziksel alemlerde görünüşe çıkmış bedenin bir tekamül planıdır. Darwin’in Evrim Kuramı bir süreci kapsar ve ifade eder. Sonucunda bir kanunu işaret eder. Kuram sonucunda varılan yer tekrar edilen anlamına gelen; prensibin hedefte kaderleşmesidir. Kanunlaşmasıdır.

Sonuç; “Türlerin güçlü olanı hayatta kalır”.

O zamanlar insan “güç” kelimesi ile fiziksel üstünlük ve gücü anlamış olabilir. Dünyanın karmaşasına baktığımızda; Darwin bu kuramı geliştirdikten sonra insanlar güç ve üstünlük peşinde koşmaya başlamamıştır.  

Darwin sadece olan bir prensibin tekrarını gözlemlemekten bir kuramı geliştirmiş ve fiziksel realitelerde olan bir kanunu tespit etmiştir.

Darwinin tespiti; Ruhsal bir kanunun fiziksel evrendeki yansımasından ibarettir.

Bu kanun, Evrim kanunudur.

 

Ruhsal boyutta ise güç; gelişkin bir bilinç ve sevgidir. Bilgi ve sevginin birlikteliği tekamülü, tekamül ise bir “Bilinç” özelliğini ifade etmektedir.

 

Ezoterik literatürde veya spritüel konularla ilgilenen kişilerin arasında; Yeni Bilincin özelliğine atıfda bulunmak;  saflığını duruluğunu aydınlığını netliğini ve gelişkinliğini ifade etmek için kristal bilinç denmiştir.

 

İşte bu nedenle; Yeni Bilinç; kristal bilinçtir; kristalize olmuş veya damıtılmış evrimleşmiş bilinç demektir. İndigolar ise kristal bilincin koruyucusu olarak veya ortalığı düzenlemek için önden gelenidir. (kristal bilincin dünyaya tezahür etmiş hali komün bilinçti. Yani Kristal Bilinç “Komün” olanda varlığını sürdürebilir.

 

Fizikçilerin söylemi şudur. Evren tamamıyla enerjiden oluşmuştur. Atomların arasındaki boşluklara ve oradan çekirdeğindeki parçacıklara kadar her yer “kendinde” saklı enerji ile doludur.

Kristal Bilinç; dünyanın yükseldiği düzlemdeki enerji akımını karşılayacak, alacak ve bu enerji akımına göre kendini yaşayacak ve eyleyecek insanlarda kristalize olmaya başlar.

 

Işık, bir enerjidir. Kısaca enerji bilgi demektir. Şimdi bizlerin çocukları Ol’An varlıklar; indigolar ve kristaller, dünyadaki hızlı evrimi gerçekleştirmek için özel bir DNA yapısı ile bu dünyaya yüksek planlardan gelmiş varlıklardır.

Dünyamızın ve insanlığın bu kaos haliyle uzun süre varolamayacağı aşikardır. Bu nedenle dna yapısı gelişkin varlıkların aramıza doğması kaçınılmazdır. Dünya maddesel açıdan baktığımızda bir dna havuzu gibidir ve enerji boyutundan baktığımızda da bir enerji denizidir.

Gelişkin dna yüksek seviyeli enerji demektir. Dünyaya gönderilmiş dna sı gelişkin ve enerjisi yüksek varlıklar insanların gelişmesine ve tekamülüne hizmet eder.

Bu nedenle indigo ve kristal çocuklar, toplumsal arketipleri dönüşüme uğratarak yeni bilinç için yaşama alan açabilirler.

Yeni bilinç kendinde sulh olmuş, sevgi bilincidir.

 

İndigolar ve kristaller sevgi bilincinde olduklarından, kendilerini kimseye gösterme veya kabul görme bilincinde değillerdir.

Onlar kendilerini dönüştürerek, toplumu dönüştürürler. Bu nedenle sessiz çalışırlar, ispata ve gösteriye ihtiyaçları yoktur.

Zaten İndigolar ve kristaller, eski bilincin oyuncakları olan cahilliği, gösteriyi, devrimci sahtekarları, sosyal medya maymunlarını, kısaca eskiyi yok etmeye geldiklerinden, bu tür ameliyelerle işleri hiç olmaz. Bir yerde bu eski oyuncaklar varsa, orada ne indigo ne de kristal vardır. Ama mutlaka o atmosferden beslenen -kertenkeleler- olabilir.

 

Siz, siz olun hikayelere inanmayın,

 

Tek çaremiz var, büyümek.

 

Büyümenin şartı ise, gözlemlemek, şüphe duymak ve sorgulamaktır

Kemal Alkan, Nesrin Öz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 597
Kayıt tarihi
: 13.12.10
 
 

Öncelikle Dünya gezegeninde yaşayan bir insan olarak ve toplum içinde yazar- sanatçı  kimliğimden..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster