Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '07

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
1034
 

İngilizce öğretememeyi becerebilmek

İngilizce öğretememeyi becerebilmek
 

“ Bana bir şeyin öğretilmesinden nefret ederim ama en sevdiğim şey öğrenmektir.”

Winston Churchill.

Genellikle İngilizce öğrenmeye çalışan kişiler sorarlar: “Günde kaç kelime veya kalıp ezberleyim?”

Aslında, bir çok kelime ve kalıp ezberlendiği zaman kafalara da bir o kadar önyargı dikiyoruz. Bunlar biz konuşmaya veya kendimizi ifade etmeye çalıştığımızda karşımıza en büyük engeller olarak çıkıyor. Beslenmemizi düşünün, yediğimiz şeyler ne kadar birinci else, ya da işlenmemişse o kadar doğal ve o kadar da bize yararlıdır. Oysa, her türlü doğallıktan uzak “işlenmiş gıdalar” ın sağlığımıza ne denli zararlı olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Aynı şekilde, kendi mantığınızla doğal yoldan keşfetmediğiniz zorunlu olarak –deyim yerindeyse- kusa kusa ezberlediğiniz şeyler beyninize aynen işlenmiş gıdaların vücudunuza yaptığı zararı yapar. Ülkemizde her yıl yüzbinlerce kişi İngilizce öğrenmeye çalışmaktadır. Doğal olarak, binlerce sınıfta üç aşağı beş yukarı aynı kapsamda – genellikle yabancı- kitaplar işlenmektedir. Burda öğretmenlerin de öğrencilerin de tek bir amacı vardır: o kitabı işlemek.

Ya da TOEFL ve KPDS gibi merkezi sınavlarda, o sınavlarda çıkmış sorular ya da benzerleri “kustura kustura” ezberletilir. Burda da amaç bir şekilde o soruları yapabilmektir.

Gene, İngilizce öğrenmek ya da öğrenilmesini sağlamak gibi bir kaygısı yoktur insanların.

Böyle olunca da, bir şekilde bu sınavları geçmiş, kitapları bitirmiş ve “anlıyorum ama konuşamıyorum” diyen ama aslında hem yanlış anlayan hem konuşamayan bir nesil yaratılmıştır. Tabii ki, midesi bu kadar ezberi kaldırmayıp yarı yolda işi bırakanları hiç saymıyoruz.

Peki çözüm nedir ? Çözüm, doğal olmaktan, basit düşünebilmekten ve derin öğrenmekten geçmektedir.

Çözüm, zaten Türkçe düşünebilen insanların, bıkıp uzanmadan bunları İngilizce nasıl derim, aynı şeyi İngilizce’de nasıl ifade ederim sorusuna cevap bulmaya çalışmalarıdır.Burada yetkin bilingual öğretmenler öğrencilere gerekli yardımı yapacaktır ki, kitap işleyen İngilizce öğretmeni profili aşacak öğretmeyi değil öğrenmeyi sağlamaya yardımcı olacak eğitimcilere ihtiyaç olacaktır.

Bunların ışığında, eğer bu ülkede insanlar binlerce saat İngilizce eğitim görmekte ve kendilerini en basit biçimde bile ifade edemiyorlarsa, hatayı öğrencilerin tembelliğine veya olanaksızlıklara yüklemek pek de inandırıcı olmamaktadır.

Sonuç olarak, sorun zihniyet yetersizliğidir. Hedefin, bilgi yüklemek ya da kitap işlemekten çıkarılıp; yepyeni bir metodolojiyle “kendini başka bir dilde ifade etmeye” getirilmesi şattır.Ancak o zaman, lise mezunu gol krallarımız bir serenomide İngilizce olarak en azından teşekkür etmeyi becerebilecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hep ingilizce öğretmenlerden bekliniyor ama ingilizce öğrenmek biraz da özveriden geçiyor arkadaşlar, sizin bütün derdiniz birilerinin size bişeyler öğretmesinden öteye gidemiyor ne yazık ki, ben de bir İngilizce öğretmeniyim ama bu dili lise yıllarında dahi öğrenirken, asla her şeyi öğretmenimden beklemedim... Kendimi de sorumluluk altında hissederek her gün bu dili nasıl geliştirebilirim kaygısıyla mutlaka bir gayret içerisinde oldum, yaşadığım şehir bu konuda avantajlı olduğundan dolayı, her gün öğrendiyim şeyleri gidip yabancılarla paylaştım, dil biraz da aşk işi insan sevdiğine özveriyle yaklaşır... Lütfen eleştirmenin yanında biraz da kendinize sorun bu soruları... Ben şimdi öğrencilerime proje ödevlerinde ilk olarak bir yabancıyla konuşması ve konuştuğu ifadeleri bir diyalog halinde bana getirmesini rica ediyorum, bunu ciddiyetle yapan öğrenciler bunun lezzetine varıyorlar hatta gelecekleri için bile ilk adımı dil konusunda atmış oluyorlar... kaygısız dil eğitimi herkese:)

AHMET ORKUN 
 30.05.2007 11:16
 

Thank You very much? diyor bir yabancı ve bizim; okullarda ingilizce öğrenen ''This is a book, this is a window ve de aynı zamanda this is a table'', ifadelerinden öte gidemeyenler apışıp kalırlar. Ya... şimdi ben buna nasıl ''rica ederim, bir şey değil'' diyeceğim telaşı sarar. Çoğu da ''please!'' deyiverir. Ya da Tükçe cevap verir, bir şeyler mırıldanıyor gibi yapar. Kafasını sallar vs. Ama aklına ''You're welcome!'' demek gelmez. Zira tam kelime anlamı ''Hoşgeldiniz'' olmasına rağmen ingilizcede ''Rica ederim, bir şey değil'' anlamına kullanılır. Bu da okullarda öğretilmez. Neden? I don't know.

Mustafa Mumcu 
 26.05.2007 2:29
 

Ben de hep bundan yakınıyorum işte. Benim dönemimde yabancı dil ağırlıklı liseler vardı ve hepimiz gramerde süper, konuşma becerilerinde vasatın altındaydık. Şimdi İngilizce Öğretmenliği son sınıf öğrencisiyim ve 1. sınıftayken kaldığım tek ders "speaking" idi (sınıfın neredeyse tamamıyle birlikte). Eğitim sisteminin kökten değişmesi şart gibi görünüyor

OynamıYorum 
 23.05.2007 23:20
 

Benim en dertli olduğum konuda yazmışsınız.Yüksek lisansta ingilizce hazırlık okumuştum.Ama konuşamıyordum. 1 yıldır da ingilizce kursuna gidiyorum. Ama yine de iyi değilim.Testlerim sınavlarım iyi, konuşma yok.Sizin de belirttiğiniz gibi ezberin dışına çıkıp nasıl öğrenmemiz gerektiği konusunda doğru yönlendirilmiyoruz.Sevgi ve selamlar.

tijence 
 22.05.2007 16:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 04.12.06
 
 

İnovasyon, Yapay zeka, Eğitim, İngilizce Öğrenimi ve Girişimcilik konularında çalışıyorum. En büyük ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster