Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '07

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
1482
 

İngilizce öğretmenliği bölümünde sinema dersi

İngilizce öğretmenliği bölümünde sinema dersi
 

İngilizce Öğretmenliği bölümünde Sinema dersi olmalı mı, olmamalı mı; ne dersiniz? Peki seçmeli Sinema dersi olduğunda öğrenciler seçer mi, seçmez mi sizce? Sinema dersini almaya başladıklarında öğrenciler seçtiklerine pişman olurlar mı, olmazlar mı acaba?

Tüm bunların cevaplarını birazdan okuyor olacaksınız.

Halen öğrencisi olduğum İngilizce Öğretmenliği bölümünün 7. döneminde, seçmeli olarak belirtilen Sinema dersini görünce çok sevinmiştik (aslında biz seçmemiştik, ders programında olduğuna göre bizim adımıza seçilmişti!). Ama üst sınıflardan duyduklarımız sonucunda 7. dönemin çok uzun geçeceğini düşünmeye başladık. Neyse ki, o derse sevilen hocalarımızdan biri giriyordu.

Hocamız ilk derse girdiğinde, bir dönem boyunca derste neler yapacağımızdan bahsettikçe, o kadar şeyin 13 haftaya sığmayacağını düşünmeye başladım. "Şimdiden VCD formatındaki filmleri kesmek/parçalamak/küçük videolar haline getirmek için bilgisayar programı araştırmaya başlasanız iyi olur. Sakın bana gelmeyin, kendiniz bulup kendiniz öğreneceksiniz" demişti hocamız. Söylediğine göre, her hafta ders saati dışında "hocamızın" seçtiği bir filmi izleyip; sinematik, dramatik, edebi, kültürel ve dil açısından analiz edecek, İngilizce öğretimi için de, esinlenerek aktivite/oyun yarattığımız sahneleri kesip tahtaya yansıtarak gruplar halinde derste sunacaktık.

Çok karın ağrılı bir ders süreci yaşayacağımızı düşünmeye başlamıştık. Hatta 5'er kişilik grupları hocamız kendisi oluşturmuştu ve hiçbirimiz grup arkadaşlarımızdan memnun değildik. Nitekim, korktuğumuz başımıza geldi ve her grupta sadece 1 veya en fazla 2 kişi tüm yükü üstlendi! Diğerleri ise yan gelip yattı.

Her neyse, dönemin sonlarına doğru farkettim ki, bu ders düşünülenin aksine gerçekten de gerekliymiş. Artık filmleri farklı bakış açılarıyla daha dikkatli izleyebiliyorum ve en güzeli de, izlerken aklımda aniden bir "lazer ışığı" (ampul değil) yanıyor ve hemen bir aktivite / oyun yaratabiliyorum.

Mesela son incelediğimiz bir bilim-kurgu olan K-Pax adlı filmin (yön: Iain Softley) sadece ilk CD'sinden 17 tane aktivite / oyun bulduğumu hatırlıyorum. Öğretmen olduğumda, sınıflarda uygulamak çok eğlenceli olacak, çünkü benim için önemli olan, öğrencilerin eğlenerek bir şeyler öğrenebilmesi ve öğrendiklerinin bu sayede kalıcı olabilmesi.

Dönem boyunca toplam 10'dan fazla film izleyip analiz ettik. Sadece Hollywood değil, dünya sinemalarından seçilmiş filmlerdi ve bu sayede Irak, Hindistan, Almanya, Fransa vb kültürlerini de öğrenmiş olduk (Normal şartlar altında dönüp de yüzüne bakmayacağım filmlerdi ama artık öyle düşünmüyorum elbette).

Filmlerden esinlenerek bulduğum(uz) aktivite ve oyunlar, ileriki yıllarda kullanılmak üzere hala bilgisayarımda durur. Bunlardan bazıları, okullardaki teknolojik olanaklara bağlı (biliyorum bir çok okulda yok, ama olan okullarda da kullanılmıyor pek!); bir kısmı da sadece birkaç basit materyalle gerçekleştirilecek şeyler. Bunlara gözüm gibi bakıyorum çünkü ileride, sadece kitaba sıkı sıkı bağlı kalan, tahta ve tebeşirden başka bir şey kullanmayan sıkıcı bir öğretmen olmak istemiyorum. İngilizce yapıları formül formül ezberleyip sınavdan sonra unutan öğrencilerden ziyade; daha çok derse katılan, dolayısıyla daha çok pratik yapan, etkili ve kalıcı bilgilerle donanan öğrencilerim olacak benim.

Keşke bütün öğretmenler üşenmeyip sınıfta farklı materyaller kullanabilseler. VCD oynatıcısı ve projeksiyon makinesi olan okullarda öğrencilere film izletmek ne kadar zor olabilir ki? Veya farklı materyal kullanmak, ne bileyim mesela fotoğraf, karton, makas... Basit şeylerle dersleri son derece renkli hale getirmek hiç de zor değil. Yeter ki istek olsun, ve bunu yapacak enerjiniz olsun...

Poster: "Elma" (The Apple), Yön: Samira Makhmalbaf (Kesinlikle bir kez izlemenizi tavsiye ederim).

<özlem boral="">



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

7. dönemdeki ders programında sinema dersi olduğunu öğrendiğimde aynı tepkileri vermiş hatta biraz da tırsmıştım nasıl geçicez bu dersten diye :) ama dönem sonunda bu dersin bana çok şey kattığını fark ettim, her açıdan. Kişilerin önyargılarını kırmayı öğretebilen bi ders bence. Örneğin biz Green Street Holigans diye bi film izlemiştik. film futbol holiganizmiyle ilgiliydi. normalde beni öldürseler o filmi izletemezlerdi fakat şimdi en sevdiğim ve beni en etkileyen filmler arasında. bu ders sayesinde körü körüne önyargılı olmamayı öğrenmeyi başardım ben :) böyle bir dersi almış olmak, hem de Belgin hoca gibi mükemmel bi hocadan almış olmak, gerçekten de hava atılası bi durum benim için de :) biraz uzun oldu ama tesadüfen denk gelince o günleri yad etmeden geçemedim :)

gizem deniz 
 04.10.2009 2:26
Cevap :
Siz de benim gibi şanslılardansınız demek ki. Aynı üniversitede aynı hocaların elinden çıkmış olmak... Anılarım canlandı :) Sinema dersinden sonra, izlediğim her filme karşı bakış açım değişti. Bunu öğretmenken okullarda ne kadar ve hangi imkanlar doğrultusunda kullanabiliriz bilmiyorum henüz ama bizlere çok şey kattığı da bir gerçek... Sevgiler  08.10.2009 17:12
 

Aldığınız dersin ilgi çekici bölümlerini ayrıntılı olarak paylaşmanızdan dolayı şahsen memnun oldum. Hele "sadece kitaba sıkı sıkı bağlı kalan, tahta ve tebeşirden başka bir şey kullanmayan can sıkıcı bir öğretmen olmak" istemeyişiniz ve "daha çok pratik yapan, etkili ve kalıcı bilgilerle donanan öğrenciler"inizin olacağını düşünmeniz sizi şimdiden iyi bir öğretmen yaptı bence. Zaman bir öğretmen için bazı okullarda herşey. Bu "herşey" öyle bir şey ki, öğrencisinin öğrenmesinin önüne bile geçebiliyor."Vaktim yoktu", "programı bulamadım", "yazılımda problem oldu"lu bahanelere uzanabiliyor. Yabancı dil eğitimide çoğu durumda zamanların (tense) ve fiillerin (verb) ezberlenmesi yeterli olabiliyor. Okullarda bu tarz anlayışta olanlara da "öğretmen" deniliyor...Not: Bahsettiğiniz yöntemi özellikle dil eğitim için etkin kullanılan bir okuldayım ve 6-7-8.sınıf sonunda gerçekten dili pratik biçimde kullanan öğrenciler yetişiyor.

Bora Sinc 
 25.04.2007 15:10
Cevap :
Düşüncelerimin beni iyi bir öğretmen yapacağını düşünmenize sevindim. Umarım düşündüklerimi uygulamak istediğimde türlü engellerle karşılaşmam. Saydığınız bahaneler belki 1-2 defa yaşanabilir insanlık halidir, ama sadece 1-2 defa... Okulunuzdaki öğrenciler çok şanslı doğrusu... Sevgiler  25.04.2007 15:39
 

Önce sınıfta VCD vardı. Yetersiz gelmeye başladı bunun üzerine Divx aldık. Sonra projeksiyon makinesine bağladık haftada bir film harika oluyor. Filmi de izleyeceğim.

Eşit Ağırlık 
 25.04.2007 14:59
Cevap :
Çok şanslı bir öğretmensiniz, maddi imkansızlıkların olmadığı bir okulda olduğunuz için. Gönül ister ki tüm okulların tüm öğrencileri böyle imkanlardan faydalanabilsin. Haftada bir film iyidir :) Sevgiler  25.04.2007 15:41
 

Ayrıca eklemeliyim ki; "İngilizce Öğretmenliği" bölümünün en faydalı dersleri: sinema, şiir inceleme, roman inceleme, kısa öykü inceleme, ingiliz dili ve edebiyatına giriş dersleridir. Neden mi? Geri kalan dersler zaten iskelettir ama bunlar iskeleti saran et,kas ve deridir. ;) Sevgiler...

tervedus 
 25.04.2007 0:51
Cevap :
Mükemmel bir betimleme! Ben de sana katılıyorum :) Drama dersini unuttun galiba, nasıl da yakınırdık "öğretmen mi olacağız tiyatrocu mu" diye? Halbuki her öğretmen aynı zamanda tiyatrocudur da... Yüzeysel değil derinlemesine düşünürsek tabi ;) Sevgiler benden...  25.04.2007 2:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1888
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster