Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
981
 

İnönü'den ayrılırken

İnönü'den ayrılırken
 

Devam ediyoruz.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=73446

Evet, buradan da bu savaşta şehit düşen şehitlerimizi de ziyaret edecektik ama olmadı. Çünkü yalnız özel günler için mezarlık açılıyormuş. Sağlık olsun.

Evet, ayrılık saati gelmiş herkes bu toplantıyı düzenleyen Talip Bölükbaşına teşekkürlerini iletiyordu. Ben Sayın Bölükbaşına teşekkürlerimi iletmeden önce bu bloğuma duygularımı ve düşüncelerimi iletmek istiyorum.

İlk önce şunu söyleyeyim ki Türk Hava Kurumu milletçe, hepimizin ayakta dimdik kalabilmemiz için kurulan bir Kurumdur. Atatürk boşuna dememiş. “İstikbal Göklerdedir” diye. Demek ki istikbali göklerde aramak lazım gerektiğine inanıyorum.

Ben bisiklet sporu yapıyorum. Dağlara çıkıyorum. Bisikletle dağlara çıkmak Çok büyük bir zevk. En son olarak Bozdağa çıkmıştım Gölçük yaylasından Ödemişe bakmak planör uçakla uçmaktan farksızdı. Sonra da Bozdağ’ı geçip Salihliye doğru ilerlerken ilk önce 10, 15 km düz gidiyor sonra inişe geçiyorsunuz. Salihli ve Sart Harabeleri rakım 1000 metre civarında iken muhteşem gözüküyordu. Ben Ahmet Üstündağ, bacağımla o dağda ki karayolunu kullanarak çıkıyorum o rampaları.

Ha planör uçakla uçmak ya da yamaç paraşütü ile atlamak, ha bisiklete binmek… Her ikisi de motorsuz araçlar. Biri insanın bir beceresi olarak rüzgarın sayesinde hareketi sağlıyor, diğeri de zincir aksamı ile karşılıklı dişleri çevirerek arka tekerliği hareket etmesini sağlıyor. Yamaç paraşütü olsun ya da planör uçak rüzgar sayesin de havada kalabiliyor ve rüzgarın verdiği esintiye göre hava da dans ediyorsunuz. Zor bir iş, hem de çok zor bir iş. Nihayetin de eğitim gerektiren bir iş. Ama bisiklet öyle değil. Tekerlerin üzerinde ayağınızı yerden keserek pedalı çevirebiliyorsanız siz bir bisiklet sürücüsünüz demektir. Bir eğitim gerekmez ve de karayollarında bisikleti sürmek için de sürücü belgesi yani ehliyette gerekmez. Fakat yaş itibarı ile 11 ve daha fazla olmak lazım. Hatırlatılır. Ama bir planör uçağı kullanmak için ise 20 günlük bir eğitimden geçmek gerekmektedir.

Ben burada altını çizerek yaptığım bisiklet sporu ile havacılık ta motorsuz bir uçak ile ya da paraşütle atlamayı eşdeğerde olduğunu belirtmek istiyorum. Bu açıdan bakılacak olursak THK’nun ne kadar önem teşkil ettiğini belirtmek istiyorum.

Atatürk’ün bazı deyimlerini biz Türkler olarak algılayamıyoruz ve hayata geçirtemiyoruz. THK’nun kalkınabilmesi için bize düşen görevi yapmıyoruz. THK’nun ne olduğunu biliyor muyuz acaba. Ben şah şen adını duymuş ama ne faaliyet gösterdiğini bilmiyordum. Ben oraya giderken eğlenmeye gittiğimi zannediyordum. Güzel de eğlendik mangal partisin de fakat arkama baktığımda bir şeyler öğrendiğimi de inkar edemem.

Evet, “İstikbal Göklerdedir.”

Bu nedenle yasal bir görevi yerine getiren THK bir yardım kurumu değildir. THK’nda havacılık yapılır, havacılık eğitimleri verilir. THK’nun iki dini bayram öncesin de medya tarafından yoğun olarak halkın önüne getirilmiş olmak THK camiasını rahatsız etmektedir. Oysa toplanan fitre-zekat ve kurban derilerinden elde edilen gelirler sadece THK’na kalmaktadır. Bu seviyede ki medya programlarında ağırlıklı olarak bu konuların işlenmesi gerekmektedir.

THK; kurban derisi, bağırsak, fitre ve zekatı beş ayrı kurum-kuruluş adına toplamaktadır. Toplanan fitre zekat ve derilerden elde edilen gelirlerden;

    % 50’si deri ve fitre gelirlerinin toplandığı il ve ilçelerin vali ve kaymakamların denetiminde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV)’na gönderilmektedir. Halk arasında Fak-Fuk-Fon adıyla anılmaktadır. % 40’ Türk Hava Kurumu (THK) % 4’ü Kızılay % 3’ü Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) % 3’ü Diyanet Vakfı arasında paylaşılmaktadır.

Toplantıya gelememiş olan MB yazar arkadaşlarımıza ve de MB okurlarına bilgilendirilir.

Yine THK envanterlerinde 15 adet yangın söndürme araçları bulunmaktadır. Bu sayı çok düşüktür. Şöyle ki komşumuz Yunanistan bizden 1/5’i kadar yangın olmasına rağmen 2002 yılı istatistiklerine göre 54 adet uçak ve helikopterlerin olduğu düşünülecek olursa Türkiye’nin ne kadar geri kaldığını gösterir.

Halbuki yangın çıkar çıkmaz hava da uçakların uçarak bir an önce müdahale etmemiz gerekir. Nerde. Kaldı ki yukarı rakamlara bakılacak olursak bizlerin en az 270 adet uçak ve helikopter olması gerekmektedir ki Türk halkının sağduyusu ile ve yardımlarıyla daha da güçlenecektir. Bundan eminim.

Pekiyi ne yapmalıyız bunun için. İşte izlenecek yol.

Elimiz deki cep telefonlarımızdan hangi operatör olursa olsun tüm operatörlerden kısa mesaj yolu ile “YANGIN” yaz 3919’a yolla. Ben yaptım hem de çoktan ya siz. Daha yapmadınız mı? Şimdi alacaksınız telefonunuzu mesaja girip “YANGIN” yazıyorsunuz ve gönderden 3919 numarayı yazıp yolluyorsunuz. Bu kadar basit… Sizin üzerine getireceği külfet bir şey değil. 6 YTL’cik.

6 YTL cebinizden çıkacak. Çok mu yani! Az diyenler bile olabilir. O zaman bir daha gönderin ve böylece gönderimlerinizi katlayabilirsiniz. Herhalde THK buna “HAYIR” demez.

Önümüz de ki günler de THK’na bir katkıda da bulunabilecek güzel günlere geliyoruz. Ben biliyorum ki Türk halkı yaklaşan Kurban Bayramı nedeni ile keseceği Kurbanların arta kalan derilerini her zaman olduğu gibi THK’na bağışlayacaklardır. THK’nun daha güçlenmesi için.

27 Ekim’de başlayan toplantı çok kısa sürdü. O gün yavaş, yavaş gelen blogcular buluşmanın heyecanı ile birbirleri ile kucaklaşıyorlardı. Sanki yıllarca birbirini tanıyormuşlar da uzun süredir görmüyorlarmış gibi birbirimizin boynuna sarılmış öpüşmüştük. Uzun yollardan gelmiştik.

Şimdi ayrılık zamanı… Vakit geldi ve hüzün çöktü üzerimize. Arkalardan bir ses… “Talip Bölükbaşının bu toplantısının üstüne bir toplantı gerçekleşmez.” Gerçekleşir mi gerçekleşmez mi orasını bilemem ama bildiğin tek bir şey var gelmeyenler çok şey kaçırdılar. Gelenlerden Allah razı olsun.

Ve gelmeyenler arasında ben de olacaktım. Belki gelmeseydim bu kadar blog yazıyor olmayacaktım. Hepsi ama hepsini Sayın İlyas Bayram Beyefendiye diyemeyeceğim çünkü o benim canım ağabeyim, biletimi alıp beni böyle güzel 2 gün yaşattığı için teşekkürlerimi iletiyorum. Seni hiç sevmediğimi sanma, inşallah kendimi en kısa sürede toplar bu sefer ben, evet ben Ahmet Üstündağ olarak İlyas Bayram’a bir jest yapar bu sefer ben onun biletini alır yapılacak toplantılara götürürüm.

Bu ara Alev Miessel hanım efendi'ye de teşekkürlerimi iletiyorum. Biz oradan ayrılırken İzmir'den yanın da getirmiş olduğu anahtarlık boğunluğu bana uzattı. Berlin'den almış. Teşekkürler Alev hanım. Onu ölünceye kadar yanımdan ayırmayacağım.

Son olarak ta Talip Bölükbaşı için. Toplantıda iken bir blog arkadaş kulağıma eğilerek dedi ki. “Biliyor musun Talip beyin soyadını Köprübaşı olarak yanlış yazmışsın. Evet İzmir’de soyadında “Başı” ile biten 2 muhterem kişiyi tanıyorum. Biri kardeşim Mehmet’in de patronluğunu yapan Yüksek Mimar Ünal Köprübaşı, diğeri evimi beyaz eşyalarla donattığım Arçelik’in Poligonda bulunan bayiliği işleten Yusuf Köprübaşı. Bu ikisi bir kardeş ve onları ben de çok iyi tanıyorum. Bundan dolayı ben de bir alışkanlık oldu Talip beye Köprübaşı diye hitap etmek. Yanlışlığımın sebebi bundandır efendim. Bu yapmış olduğum yanlışlığımı ben oraya varmadan önce fark ettiği halde hiçbir zaman yüzüme vurmadı. Ne olursa olsun hiç okumadan yayına verdiğim yazılar da böyle hatalar sıkça oluyor. Affınıza sığınarak sizlerden özür diliyorum Sayın Bölükbaşı.

Gerçekten de hoş bir toplantıdan döndük İzmir’e. Birkaç gündür de bloglar halinde İnönü’yü anlattım. Siz de okumuşsunuzdur. Belki böyle bir toplantı gerçekleşmez. Az sayıda olsa bize böyle bir günde bir araya getiren Talip Bölükbaşına teşekkürlerimi iletirim.

Saygı ve sevgilerimle efendim.

Ahmet Üstündağ.

Dip not: Sayın Neşe Evrim. Biz oradan ayrılırken “Anadolu’da bir kızım var, öğretmen olacak” çağrına bir blogla katılacağım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben sizin bu doğal bu içten hallerinize hayranım! Sizi okurken yüreğim sevgi doluyor! Kendisiyle çevresiyle barışık öz kişiliğinizi gördükçe...çok mutlu oluyorum! Teşekkür bizim borcumuz çünkü sizden öğrenebildiklerimiz paha biçilmez! Her zaman birlikte olabilmek umuduyla... İlyas Bey'e tekrar teşekkürler, hassas blogcunun sayesinde sizle tanışma imkanımız oldu! Sevgiler selamlar!

Alev Meisel 
 07.11.2007 14:00
Cevap :
Sayın Alev Hanım ve sayın Robert Bey ben de sizleri tanımaktan çok mutluyum ama ne var ki bu söylediklerinizden de samimi mişsiniz. Çünkü benim çevrem yıllarca bu söylediklerinizi hep ters algılıyor. Gerçekten de ben bisiklet sporunu yaparken hem geziyor hem spor yapıyor hem gittiğim yerlere bir ücret ödemiyorum hem de çevre mi kirletmiyorum. Böyle spor ruhlu bir kişiliğim varken bendeniz çevresine bunları yansıtamadım açıkçası. Ne var ki MB camiasında tanışıklığımız az süre olsa bile kanımız kaynadı. Maalesef Türk halkı sizin gibi kültürlü olmadığından böyle tepkiler alabiliyorum. İyi ki de sizler varsınız ve sizleri tanıma fırsatı elde ettim İlyas Bey'in sayesinde. İlyas Bey'e buradan teşekkürlerimi iletirken sizlere sevgi ve saygılar sunarım efendim.  07.11.2007 14:42
 

Yaşadığımız o unutamayacağımız hafta sonunu öyle güzel anlatmışsın ki kare kare gözümün önünde canlandı yeniden. Kalemine yüreğine sağlık sevgili Ahmet. Başka toplantılarda görüşmek üzere. İyiki geldin, iyiki tanıdım seni. Sevgilerimle.

Nezahat 
 06.11.2007 12:17
Cevap :
Bazı toplantılar vardır, hiç hafızalardan silinmez. İler ki zamanlarda bu güzel anıları tekrarlayacağız. Yine birlikte olacağız. Ben MB ailesinde bulunmaktan çok mutluğum. İzmir'den sevgiler ve saygılar sunarım efendim.  06.11.2007 12:56
 

böyle bir toplantı bir daha gerçekleşmez. Gerçekleşse bile benzer tat alır mıyız, bilemem. Seni yanıbaşımızdaki Güzel Gah'a getiremedim, ama nedenini çok sonra söyledin ve üzüldüm. Benzerini bir daha yaşamaman için böyle bir emrivaki yaptım sana. İyi ki de öyle olmuş. Hem bunları yaşayamadığın için yazamayacaktın hem de bir çok arkadaşımızla tanışma fırsatını kaçıracaktın. Şimdi Ahmet Üstündağ hem tanıştı- tanıdı, hem de tanındı. Bizlere bu olanağı hazırlayan Talip Bey'e bir kez daha teşekkür ediyorum. İnönü buluşması ile yazdığın tüm yazılara yaptığım yorumlar gibi burada da sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. Her şey gönlünce olsun. İzmir'den ayrılırken yazdığın bloguna yaptığım yorumu yineliyorum; İzmir'de buluşacağımız güzel bir MB beraberliğine eşin ve kızlarınla da tanışacağız. Görüşmek üzere,sevgilerimle

İlyas Bayram 
 03.11.2007 2:11
Cevap :
Diyorsun ya olanlar olup bitiyor ve bir daha aynısı yaşanmıyor. Babam 1948 harp okulu çıkışlı. Devre arkadaşları ile arada bir turlara çıkıyorlar. 6 Mayıs onların geceleri. Biz de böyle bir şey yaparız. MB'un doğduğu gün bizim gecemiz olsun. O gün herkes MB'un doğum gününü olduğu yerde kutlasın. Herkesi bir arada toplamak mümkün olmaya bilir belki ama o gün tüm Türkiy'de herkes o toplantıya gelip mesela kutlama yapabiliriz. Ne dersin. Ben Ahmet Üstündağ tanındım mı dersin. Beni zaten tanıyan tanıyor. Tanımayan da, sağlık olsun. Yazılarım beni ifade edebiliyorsa ve anlatabiliyorsa mutlu olurum. Bir daha ki toplantı ne zaman? Sevgi ve saygılarımla.  03.11.2007 10:19
 

Ahh Ahmet Bey dostum. Sizin gafiniz benimkinin yaninda sövalye kacamagi gibi duruyor. Ben Inönü yazimda bir yerde Talip Bey'e en olmayacak adi koyup Tayyip Bey demisim. Sizin hataniz havagazi kalir bunun yaninda. Ben de özürümü diledim (Yaa Galip Bey, Katip Bey falan desem yine bir derece. Ama Tayyip Bey... Cok utandim vallaa:-) Sevgilerimle.

pirmete 
 02.11.2007 22:13
Cevap :
Vallahi ben de isim unutkanlığı da var. Takma kafanı dostum. Hata yapmak insana mahsusdur. Sevgi ve saygılarımla.  02.11.2007 22:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 1220
Toplam mesaj
: 179
Ort. okunma sayısı
: 3148
Kayıt tarihi
: 02.01.07
 
 

Hiç bir motorlu araca binmeyi sevemedim. Daha doğrusu sevdiremediler. Onun yerine iki tekerlekli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster