Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '18

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1456
 

İnşaat Sektörü ve Parayı Betona Gömmek

İnşaat Sektörü ve Parayı Betona Gömmek
 

Son zamanlarda bir moda çıktı, koca koca aydınlar, akademisyenler diyorlar ki, AKP iktidarı döneminde üretim yapmamış, parayı inşaata yatırmış. La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyül azim. Yahu kardeşim inşaat üretim değil mi? Milli gelir hesaplanırken, gayrisafi milli hasıla hesaplanırken ve dolayısıyla ekonomik büyüme rakamları hesaplanırken yapılan inşaatlar hesaba alınmıyor mu veya hesaba alınmamalı mı? Gayrisafi milli hasıla bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin gayrisafi yani amortisman düşülmeden evvelki toplamıdır.

Bir malın üretimi tek bir işlemden ibaret değildir. Örneğin bir bina inşa etmek için pek çok malzeme ve hizmet satın alınır, inşaat da bir senede bitmez dolayısıyla bir senenin GSMH ı hesaplanırken o yıl içinde her seviyede üretilen/satın alınan ilave katma değerlerin toplamı alınır. Bir inşaatı yapabilmek için gerekli mal ve hizmet çeşitlerine bakın, belki bin kalemi bulur. Evvela eski binayı yıktırıyorsunuz, sonra temeli kazdırıyorsunuz, sonra çıkan molozu kamyonlarla attırıyorsunuz bunlar hep ilave katma değer. Sonra malzemeleri düşünün taştı, tuğlaydı, demirdi, çimentoydu, elektrik malzemeleri, fayanslar, banyo, mutfak malzemeleri, ahşap vesair yüzlerce malzeme. Mimarın ürettiği katma değer, müteahhidin, hukuk danışmanının, belediyede memurlar, satış ve muhasebe personeli ve sair üretilen hizmetleri düşünün, bunlar hep GSMH’na giriyor.

Bina üretmek parayı taşa toprağa gömmek midir?  Peki ne üretelim, araba üretmek, çamaşır makinası, bulaşık makinası üretmek, uçak üretmek da parayı demire, çeliğe, aliminyuma gömmek mi oluyor. Veya cep telefonu üretmek parayı transistöre, resistöre, kapasitöre gömmek mi oluyor. Bunların her biri insanın temel ihtiyaçlarını gidermiyor mu? Bina insanın en temel barınma, korunma ihtiyacını karşılamıyor mu, hatta bu açıdan bakıldığında arabadan da, buzdolabından da, çamaşır makinasından da, hele hele cep telefonundan da daha önemli, daha hayati, daha zaruri bir ihtiyaç değil mi.

Kaldı ki AKP parayı inşaata gömdü derken buradaki inşaat mesken inşaatından ziyade duble yollar, Marmaray, Hava Alanı gibi ekonomi altyapı yatırımları idi. Gerek turizmin, gerek nakliye sektörünün,  gerek ticaretin alt yapı yatırımları idi. Devlet bu alt yapı yatırımlarını yapmayıp da çamaşır makinası, buz dolabı veya cep telefonu mu üretseydi. Benim bildiğim liberal-kapitalist ekonomilerde devlet büyük alt yapı yatırımlarını yapar, diğer üretimleri de özel teşebbüs yapar. Nakliye, şehirlerarası ve şehir içi ulaşım yatırımları vatandaşın refahının ve rahatının en temek ve en önemli gereklerindendir. Devletin bunları yapmış olması doğrudur, vatandaş da bundan çok mutlu ve memnundur; devlet bunları yapmasaydı görevini yapmamış olurdu.

Diğer yandan şunu söyleyebilirsiniz. Bu yatırımlar dışarıdan sağlanan ve yabancı para cinsinden geri ödenecek kredilerle yapılmıştır. Halbuki bu yatırımların getirisi genellikle TL cinsindendir, dolayısıyla bu krediler geri ödeneceği zaman sıkıntı olabilir. Şunu da söyleyebilirsiniz. Türkiye ithal ettiği ara mallar ve tüketim malları için döviz bulmak zorunda, dolayısıyla Türkiye’nin döviz getirici yatırımlara da ihtiyacı var ve bunlar maalesef yeteri kadar yapılmadı hatta hiç yapılmadı veya çok az yapıldı (3. Havaalanının önemli derecede döviz getirebileceğini unutmayalım). Evet burası önemli bir noktadır. Türkiye ortalama yılda 60 milyar dolar cari açık veriyor ve bunu hep ilave döviz kredileriyle karşılıyor ve bu da toplam döviz borcumuzu kar topu gibi her sene büyütüyor. Bu sürdürülemez bir durumdur. El Hak doğru. Bu durumda Türkiye’nin katma değeri yüksek (yani ithal malzeme ihtiyacı az), yüksek teknolojiye dayanan ihraç malları üretmesi lazım. Buna kim hayır diyebilir. Bunu da yapabiliyorsa öncelikle özel teşebbüsün yapması şayanı tercihtir. Liberal ekonomilerde esas olan özel teşebbüsün üretmesidir. Devlet ancak özel teşebbüsün üretemeyeceği büyüklükte olan veya özel teşebbüsün üretmek istemediği (çok büyük sermeye gerektirdiğinden veya yeteri kadar karlı bulmadığından veya çok riskli bulduğundan) yatırımları yapar. Devletimiz acilen bu konuda yani böyle yüksek katma değerli ihraç malı üretimi konusunda bir plan yapmalı ve bunun için özel teşebbüse gerekli ve yeterli teşvikleri sağlamalı, bu da yeterli olmuyorsa devlet kendisi bu tip yatırımlara girmelidir.

Sürç-i lisan ettiysem af ola.

Hüseyin Başdoğan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 909
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster