Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '14

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
266
 

İnşallah...

İnşallah...
 

İşte gerçek bir güz –her şeyiyle birden- başladı ve bloglar sağanak, sağanak geliyor. Ve öyle ki bu duygulardan herhangi birine sahip olsam da anlatsam.

Belki geçmişe dair güz aşkını ya da mevsimi tuturamasam bile, aşka dair duygular söyleyebilsem sizlere! Ya da yalan söyleyip yaşıyor gibi davranıp yüreğimle kelimelerimi dans ettirebilsem, ama ben yalan söylemeyi beceremem ki!

Hani diyorum geçmişten bir aşk hortlatsam bana dair ve sizlere güzel-güzel bir güz aşkı anlatsam. Hani İ....a ile ilk bakış ve ilk sesten sonra kendimizi aşka gömdüğümüz ve evden çıkmadığımız günleri anlatsam. Hatta aşka ve sevişmeye dair anekdotlar versem, sizi tatmin etsem bile, kendi yüreğime bir şey ifade edemesem. Oysa ona karşı hissettiğim duyguların ne olduğunu anlayamadan birbirimize girdiğimiz o anı bile hatırlamıyorum. Sadece bir bakışın ve konuşmanın bu kadar etkili oluşu, her zaman saçma gelmiştir! Anlık bir aşktır o ve o kadar saçma bir şeydir ki anlatılamaz. Ten çekimi diyeceğim fakat olmadığını da biliyorum. İç çekimi doğru tanım!

Oysa bundan daha hızlısı da var ve sadece varolmamızdan kaynaklanan aşk; korkunç bir birbirine çekim. Allah’ım lütfen bizi durdur ama durdurulamaz ki ve bana rağmen bile! Yine bir ilk konuşma ve kaynaşma, nasıl tanrısal doğurulmuşluktur birbirine karşı. Ve A..v, tek bakışla bile, alev-alev mutluluk arayışıdır benim için. Ve ikimiz de tüm çabamızla ancak bitirebilmişizdir varolanı. Yaptığımız sadece kadere ihanettir ve ikimiz de tüm kararlılığımızla kaderimize ihanet edip aşkımızı suni bir biçimde bitirmişizdir. Evet, suçlu varsa bu tanrı değil biz, iki katildir, bu aşkta! Çünkü anlaşamadığımız hiçbir hayat anı yokken, son derece her konuda uyum içindeyken bile, kararlı bir şekilde sonumuza doğru yürümüşüzdür. “Nispet için” diyemeyeceğim türden bir bitiriştir ve kesinlikle kadere karşı savaştır bizimkisi!

Ve daha nice-nice kötü niyetli olduğum sonlu aşklarım vardır bu hayatta!

Bugün ise bunların hepsi, yani tüm aşklarım mazidir ve duygusuzdur artık. Hiçbir duygu bana aşkı anımsatmamaktadır. Okuduğum aşkların değerini veremeycek ölçüde kaybolmuştur bu duygu benliğimden. Bu durum psikolojide nasıl tarif edilebilir bilmem fakat ben buna “kadın düşmanlığı” deyip geçiştiriyorum.

Bunun sebebi yaşadığım aşklar mı yoksa annem mi tam bilmiyorum. Mutlaka iki grup birdendir. Annem gerçekten kocaman bir grup oluşturuyor. Ama yanlış anlaşılmasın, onu suçlamıyorum. Çünkü o da bir beşer o kadar!

Ancak tüm bu öykünmelerime rağmen hayata dair herhangi bir acı hissetmiyorum. Hatta algım o kadar açılmış ki sanki aşık olmuş gibi,hayatın  tüm ayrıntılarının farkındalığı var üzerimde.

Ve baba olmanın korkunç hazzı! Sevginin bölünmezliği ve bütünlüğü! Belki de aşka öykünememin temel nedeni yaratıcısı olduğum son derece huzur dolu bir aile! Bıcırıklar-osuruklar-kudurmalar-yeni şeyler öğrenmeler-komik Ecrin-maymun Yetkin, o kadar çok hoşuma gidiyor ki hiçbir şehvet-ihtiras-aşk özlemi, bunların yerini alamaz. Almasını da istemiyorum! Aile olmak ne kadar da hoş!!!

Evet, biliyorum insanın birçok ihtiyaçlar silsilesi var fakat ben bunun merkezine aileyi koyup hayatın karmaşasından sıyrılıp bana sunulanı beynimle karşılıyorum. Ve hayatımda olmadığım kadar çok mutluyum!

Aslında bir çeşit aşkın katiliyim ve belki de hep böyleydim.  İnsan neye ihtiyaç duyduğunu öğrenene kadar çok fazla yaşar ve bazen ölür bile!

Oysa ben ölmeden yaşamayı başardım ve ben buna mutluluk diyorum.

Ve aşık olanlara temenni ediyorum; inşallah aradıkları mutluluğu bulurlar...

Saygılar, sevgiler 

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mevlana demiş ki aşk abdest gibidir.Şüpheye düşersen bozulur [(bu şimdiki aşklar abdest bozduruyor :) ]Bakışlarında diyar diyar gezdiğin değil bir bakışıyla diyarına gittiğindir. Aradığımız aşk bu bulduğumuz abdest bozduran eee şüphelere düşmek doğal :) konuşmasıda güzel ama aşk güzel, her ne kadar lay lom aşklarla sarılmış olsak da :) sevgi ve selamlar iyi bayramlar.

Tülay EKER 
 03.10.2014 13:55
Cevap :
Evet, Mevlana'nın aşkları bambaşka ve feyz veriyor. Onun aşka yaklaşımı ile benim sevgi yaklaşımım da örtüşüyor. Şimdiki aşklar ise açıkçası pek umurumda değil. Belki de doğrusu onlarındır. Belki de tensel aşk da çok önemlidir. Ama bunun yaşla da ilgisi var. Biz de 20'li yaşlarda teni severdik ancak mutlu değildik. Çünkü mutlu olmak için ne istediğini bilmek lazım ki biz de yeni öğrendik. Sevgiler, iyi bayramlar...  06.10.2014 7:03
 

Aşk mı, aşk elbette vardır ve mutlaka bize hormonlarımızın bir oyunudur. Belli dönemlerde çok hızlı çalışırlar ve dönemde libido en üst düzeye ulaşır. İşte o dönemde rastlaşmalar, paslaşmalar, itmeler, itilmeler ...derken bir şeyler olur ve insan doğanın oyununa gelir. Ondan sonra gelsin sıra sıra çocuklar ki doğanın en güzel oyuncaklarıdır. Oyna oynayabildiğin kadar. İşte bu kadar. Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 03.10.2014 11:02
Cevap :
Erdal Hocam, işin alfabesini anlatmışsınız. Fazlaca bilinç sosu olmadan yaşadığımız bir hayat ve bu yüzden kaderimiz oluyor. Her şey biraz da alışkanlık. Size iyi bayramlar; sevgiler  06.10.2014 6:58
 

Bazen benzer duyguları o kadar ayrı anlatıyoruz ki (bunun tersi de oluyor zaman zaman). Sen aşka inanmayan, aşkı özlüyor musun yoksa ya da aksini mi sormalı mıyım? Aşkı sorgulayan onu istiyordur (yine tersi de olabilir hem de aynı anda). Yaşam böyle dostum. Gerçeğin çölüne hoş geldin! Bana göreyse cennete hoş geldin.

Güz Özlemi 
 02.10.2014 21:14
Cevap :
Evet, çok güzel açıklamışsın durumu. Bunun sebebi ise basit ben aşka artık inanmıyorum ve mutluluk getireceğini düşünmüyorum. Sen halen inanıyorsun. Aslında bu kadar basit bir durum bu. Geçmiş aşklarımın hepsi ve ben aşka hep ihanet etmişiz. Oysa sevgi bilinçli eylem; işin içine cinsellik karışmadığı için daha saf ve gerçek duygu; açıkçası şöyle söylemeliyim, sevgiye dönüşmedikçe aşka inanmıyorum. Onun sarhoşluk halini anlık olarak ne kadar mutluluk getirirse getirsin, ne kadar saf ve yüce olduğu konusunda şüphelerim var. Aşk ile ilgili kafamda birçok soru işareti var... Sevgiler  03.10.2014 7:02
 

Ben aşkın ilahi bir duygu olduğuna inanıyorum.O aşk ki etrafına sevgi dağıttırır. İçindeki sevgiyi etrafla paylaşırsın. Çocuk,evlat bunlara duyulan sevgi aşktan alınan en büyük pay. Sonrası peşi sıra geliyor zaten. Ecrin'e,Yetkin'e uzun sağlıklı ömürler diliyor yanaklarından öpüyorum. Mutluluğunuz daim olsun artsın,çoğalsın inş. Ve birde inş. bizler için :) selamlarımla iyi bayramlar dilerim :)

Tülay EKER 
 02.10.2014 17:35
Cevap :
Türkçede anlam karmaşası var aşk ve sevgi için. Ben ise tam tersi sevginin aşkı kapsadığı düşüncesindeyim. Çünkü sevgide bilinç var; aşkta ise yok! "Benim seni sevdiğimin bilincine varmamın önemli olduğunu düşünüyorum". "Seni tanımama rağmen şayet ben seni halen sevebiliyorsam ya da sevdiğim kararını bilinç düzeyinde vermişsem, bu duygunun adı neyse, gerçek olduğunu düşünüyorum". "Yoksa ben seni gördüm ve içimde heyelanlar ve depremler başladı türden duyguların, ilişkimizi doğru ifade ettiği anlamına geldiğini düşünmüyorum". Bu da yaşadığım tecrübelerden öğrendiğim birşey! Mutluluk ise çok bireysel duygu, ben son derece mutluyum ama eşim aynı şekilde değil. Çocuklarımı kıstas alıyorum yoksa biz ebeveynlerde duygular konusunda iş yok; yani mutlu olmam demek eksiksiz hayat yaşamıyorum anlamında değil. Mesela benim hayat arkadaşım Güz Özlemi, eşim değil. Umarım anlatabiliyorumdur. Sevgiler  03.10.2014 7:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 274
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster