Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
27579
 

İnsan, ölüm zamanını (öleceği günü) bilebilir mi?

İnsan, ölüm zamanını (öleceği günü) bilebilir mi?
 

Ölümden kaçış yoktur..Fizan'a gitseniz bile, o gelir sizi bulur...


GENELDE BU MÜMKÜN DEĞİLDİR... AMA BAZI İSTİSNALAR DA VARDIR ELBETTE...

Ama, bu istisnalara rağmen, bu konu ile görevli Azrail'in elindeki  "ölümün yer ve zamanını gösteren liste" saat gibi tıkır tıkır işler... 

Bu konuda, yani "öleceği yer ve zamanı" bilen iki örnek vereceğim... Biri, doktora eğitimi sırasındaki bir "hocam"; diğer de "kendi babam"...

Örnekler arasındaki bir günlük fark, ölüm zamanı ile ölenin gömüldüğü günün yanlış kaydedilmesinden doğabilir ; aynen bazılarının, doğdukları günün kimlik belgelerine yanlış yazıldığı gibi...

Prof. Dr. Sadi Irmak -- Eski Başbakan ve TBMM Başkanı

Bize, Devrim Tarihi dersi veriyordu... Aslında verdiği ders değildi; yaşanmışlıklarını anlatıyordu.. .Bizler de, "ağzımız bir karış açık" dinliyorduk. Anlattıkları kitaplarda yazmıyordu... Öyle şeyler anlatıyordu ki... Örneğin Erzurum Kongresi sırasında M. Kemal ile Kazım Karabekir'in  karşılaşmasını öyle bir anlattı ki, aynen bir film sahnesi gibi... Şimdi, anlattığını sizlere aktarsam, "sözde" ve "çakma" Atatürkçülerin ezberleri bozulabilir; kendilerini "M. Kemal'in askerleri" olarak tanıtan bazılarının da süngüsü düşer... Hocamız, gerçek bir Atatürkçü idi.

Aradan yıllar geçti, kimlerden duyduğumu hatırlamıyorum... Ölümünden önce mi sonra mı, onu da hatırlamıyorum; ama şöyle bir söylenti dolaşıyordu etrafta... Hocamız, zaman zaman, "Ben Atatürk'ün öldüğü gün öleceğim" dermiş.

Hocamız, 11 Kasım 1990 günü vefat etti... Atatürk'ün ölümünden bir gün sonra... Cenaze töreninde de, hocamızın 10 Kasım'da ölmek istediği gün konuşuluyordu...Hocamız bir gün geç kaldı...

Babamın ölümü...

Üç amcam vardı... Üçü de babamın küçükleri idi... İki amcamdan biri, "bağırsak" kanserinden, bir diğeri  "Alzheimer" ve babamın en çok sevdiği en küçüğü ise, "akciğer" kanserinden öldü...

Babamla en çok sevdiği küçük amcamın ilk kesişmesi burada oldu. Çünkü babam da, en sevdiği kardeşi gibi "akciğer" kanserinden öldü. Babam, üç kardeşinin ölümünden sonra hastalandı.

Hastane tedavisinden sonra babamı eve getirdik. Son günlerini sevdikleri ile birlikte geçirsin diye... Ölüm günü yaklaştığında, rüya gördüğünü ve rüyasında "küçük amcamı kendisini çağırdığını" söylüyordu.. .İlave olarak da, "ben onun öldüğü gün öleceğim" diyordu...

Biz de, evdeki duvar takviminin günlerini değiştiriyorduk, bulunduğumuz günü bilmesin diye... Babam "bugün ne, ayın kaçı?" diye sorduğunda da, "yanlış gün ve yanlış ay" adı söylüyorduk... 

Ama olmadı... Babam, en sevdiği küçük kardeşinin öldüğü gün mezara kondu...

x       x        x

Bu iki ölümün zamanı, "istisna" ya da "tesadüf" olabilir...Ama, Azrail'in listesinde yazıldığı "yer ve zamanda" gerçekleşmiştir.

Konu ile ilgili bir fıkra...

Ortadoğu'nun eski tarihinde, bir ülkenin veziri çarşıda gezerken karşısında Azrail'i görür. Azrail de ona bakar... Saray'a döndüğünde, bunu hükümdara anlatır..."Korkma" der, "koca çarşıda bir sürü insan var, bula bula seni mi bulacak?"... Ama vezir çok korkmuştur. Birkaç gün saray dışına çıkmaz...

Bir gün, bir iş için yine çarşıya çıkar... Azrail'i yine görür; Azrail de ona bakar... Vezir yine korkar. Saraya gelir ve hükümdara "henüz ölmek istemediğini ve ülkeden ayrılmak istediğini" söyler.

Hükümdar kabul eder... Vezir, Orta Asya'ya gider ve Semerkand"a yerleşir... Bir gün, Semeraknd'ı tanımak için sokağa çıkar... Dolaşırken, ülkesindeki çarşıda gördüğü Azrail burada da karşısına çıkar. Azrail, bu kez kendisine gülümseyerek bakar ve vezire, "Benden kurtulduğunu mu sanıyorsun" der. Sonra elindeki listeye bakar ve ilave eder. "Seninle olan randevumuz zaten buradaydı!"

SONUÇ :

Yani, bir insan öleceği yer ve zamanı bilemez. İstisnalar da kuralı bozmaz..."İstisnalar" ve "tesadüfler" bile  Azrail'in listesinde kayıtlıdır...

cdenizkent

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten ilginç bir yazı...Benim dedem de cumartesi öleceğim dedi dediği gün ölmüştü.

Kerim Korkut 
 30.01.2016 10:55
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Yazımı bir kez daha okudum...Fena yazmamışım:)...Teşekkür ederim. Selamlar.  31.01.2016 12:34
 

İstisna olabildiğinin şahidiyim; 'bugün tamam' deyip kısa süre sonra ruh uçup gitti...

Kadri KANPAK 
 15.02.2015 12:06
Cevap :
Merhaba Kadri Bey...Kişi ağır hastadır...Bir ay, bir hafta ya da birkaç gün sonra öleceğini düşünebilir. Zaten doktorlar da buna benzer şeyler demiştir ailesine. Bu düşünce devam ederse "psikolojik bir şartlanma" olabilir. Öleceği günü hissedebilir ve "bugün öleceğim" der...Ama o gün, inananlar için söylüyorum; Azrail'in elindeki deftere daha önceden yazılmıştır...Teşekkürler ve selamlar.  15.02.2015 12:42
 

İnsan işi azraile bırakmaz da kendi işini kendi başına görürse öleceği günü de yeri de kendi belirleyebilir :) Bu da gösterir ki "istisnalar kuralı bozmaz" sözü yanlış bir değerlendirmedir. Çünkü bir tespitin "kural" olabilmesinin ön koşulu istisnasız her koşulda geçerli olmasına bağlıdır. Selamlar

Mustafa Atilla 
 14.02.2015 13:00
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey...Yorumunuza iki farklı yanıt verebilirim. Örneğin inançlı bir kişi olarak, "istisna" dediklerimiz de, önceden planlanmış "kaderimiz" olabilir...Azrail'e verilen listede olduğu gibi...Başka bir düşünce ile, kaderimizi kendimiz de çizebiliriz...O zaman da, bundan Azrail'in haberi olmaz:))O zaman canımızı kim alır acaba? Hurdaya çıkmış bir araba, bozulmuş bir motor gibi oluruz...Biraz tatsız bir durum.Bir kuralın birkaç kez bozulması o kuralın genelliğini bozmaz,gibime geliyor. Bir fıkra daha: Azrail, Temel'in yanına gelir, "hadi gidelim, vaktin geldi" der. Temel, yalvarır "bana 5 yıl daha ver" der. Uyanık Temel, bu süre içinde pilot olur. Bir sefer sırasında Azrail, pilot kabinine gelir, "haydi Temel, vakit geldi, gidelim"...Temel, gülerek, "tamam gidelim, ama arkadaki 300 yolcu ne olacak?" diye sorar. Azrail, "oğlum, hepinizi bir araya getirinceye kadar anam ağladı" der... Selamlar.   14.02.2015 22:51
 

Denilir ki "her insan beklentisiyle mutlaka karşılaşır"... Sizin anlattıklarınız da bu sözü doğruluyor işte kardeşim... Saygı sevgi ve selamlar...

Halil Güven (Sökeli) 
 14.02.2015 2:09
Cevap :
Merhaba Halil bey...Haklısınız...Boşuna demiyorlar, "insan bir şeyi çok isterse o iş olur" diye...Teşekkürler ve selamlar.   14.02.2015 21:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 892
Toplam yorum
: 2195
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1108
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster