Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
920
 

İnsan Beyni, Beynişim, Kapasitesi, Yaşam ve Yarışma

İnsan Beyni, Beynişim, Kapasitesi, Yaşam ve Yarışma
 

İNSAN BEYNİ

İnsan beyninin sağ tarafında 8, sol tarafında 9 olmak üzere toplam 17 farklı kapasitenin bulunduğu, ancak bir insanın toplam 17 gücünün 8'ini kullanabildiği, insan beyninin bir tarafının ve genelde sol tarafının ağır bastığı bilinmektedir. Sağ ve sol yanlarından 4'er olmak üzere beyninin yanlarını dengede kullanan veya sağ tarafını daha yoğun kullananların toplumun genelinden biraz farklı bir beyin yapısına sahip olduğu, farklılıklarının göze çarpacağı kabul edilmektedir. Beynin bu durumunun bilim tarafından belirlenebildiği, tanımlanabildiği bilinmektedir. Bu durumun belirlenmesi ve tanımlanması, bireyin yaşamda doğru pozisyon almasını, vizyon, hedef, misyon ve strateji tanımını daha doğru yapmasını sağlayacağından doygun yaşaması için önemlidir. 

Motorunun hacmi, ateşleme tekniği, çekiş gücü, ne tür yakıtla çalıştığının bilinmemesi halinde bir otomobilin kullanılması mümkün değilse, işlem hızı ve kapasitesi bilinmeden bilgisayarın hangi işlerde kullanılabileceği kestirilemezse, beyninin tanımlanmaması halinde de insanın doğru bir yaşam sürmesi mümkün değildir. Bir insanın doğru bir ömür yaşaması, doğru tanımlanması ile gerçekleşir. Bunun başlangıcı da beyninin doğru tanımlanmasıdır. Böyle bir değerlendirme artık dünyada mümkün olduğuna göre, tüm devletlerin vatandaşlarının beyinsel yapılarını değerlendirmek için gerekli altyapıyı oluşturmaları öncelikli bir duruma gelmiştir. 

Toplumsal vizyonların ve hedeflerin rasyonel tanımlanabilmesi devleti oluşturan insanların beyin ve kişilik (IQ ve EQ) analizlerinin yapılmasına bağlıdır. Bir devleti oluşturan insanların analizi yapılmadan düzenlenen eğitim ve yönetim politikasının topluma uygunluğunun kriteri ne olabilir ki ? Rasyonel bir yönetim, toplumsal niteliğin, vizyonun ne olduğunu bilmeye ve o yapıya uygun politikaların oluşturmasına bağlıdır. 

Tabii ki yönetenler de toplumun bir parçası olduğuna göre, onların da beyin yapılarının analizi, toplumun genel yapısına uygunluğu değerlendirilerek kamuoyuna açıklanmalıdır. İşin en önemli yanı da budur. Yönetenlerle halkın ne kadar uyumlu olduğunun anlaşılması, devletin akılcı yönetilmesinin temelini oluşturacaktır. 

BKNZ: % 100 düşünce gücü ve bellek geliştirme.............Ursula MARKHAM 

----------------------------------------------------------------------------

İletişim, bilişim, yönetişim ve eğer şu ana kadar kullanan olmamışsa; 

BEYNİŞİM

Beynin işletim sisteminin her bireyde farklı olduğu çeşitli yansımalarla verilerle anlaşılmaktadır ama bireyin beyninin işletim sistemi modeli hakkında bir testten bir analizden henüz haberim yok, olan varsa yazarsa bilgilenirim ve çok sevinirim.

BEYNİŞİM bireyin varoluşunun en önemli faktörüyken bu konuda bir analiz (olmadığından veya) yapılmadığından kimin beyninin çalışma modelinin nasıl olduğu bilinmediğinden ona uygun eğitim modeli bilgi yükü programı net belirlenmediğinden potansiyelini tam kullanan insanın olmadığını düşünüyorum.

Düşünün kullandığınız bilgisayar ile yüklediğiniz program örtüşmüyorsa uyumsuzsa bilgisayar veya program iptal olabilir olmazsa program çalışmadığından kullanılmaz ve sonuç başarısızlıktır. Aynı şekilde bireyin beynişimiyle bulunduğu şartlar örtüşmezse uyumsuzsa birey başarısız olur da, bundan birey mi sorumludur yoksa onu bulunduğu şartlara mecbur edenler mi?

Bence başarısız insan yoktur, bulunduğu şartların uymadığı insanlar vardır ve kendine uygun şartlar oluşmadığı için heba olan (toplam nüfusa oranla) çokça insan vardır. Ama sorumlu birey değil yaşadığı ortamı yönetenlerdir. Ne dersiniz?

Her bireyin verimli başarılı olacağı durumları bulması dileğiyle...

----------------------------------------------------------------------------

İNSAN KAPASİTESİ

IQ (bilişsel zeka = algılama, işlem, hafıza, boyut gücü) ve EQ (duygusal zeka = karar kriterleri, davranış biçimi, direnç gücü ) kapasitesi, yetenekleri, iskeletinin ve kaslarının gücü, organlarının fonksiyonel yapısı, estetik yapısı bir insanın kapasitelerinin göstergeleridir. Esas olan insanın durumundan şikayetçi olmamasıdır. Ortalama insan kapasitesinin üstünde bir kapasiteye sahip olmasına rağmen, oluşturduğu yüksek kritere göre düşük kalmaktan ötürü gereksiz yere kendini mutsuz kılan insanlar vardır.

Ebeveynlerin yapmaları gereken çocukların kendi tercihlerini yapma düzeyine gelmesinden sonra, bireyin tüm kapasitelerini bilimsel yöntemlerle belirleyip en yalın haliyle kendisine anlatarak kapasitelerine uygun alternatifler sunarak, birlikte tartışma yöntemini kullanarak rasyonel seçimler yapmasına yardımcı olmaktır.

Bireyin tercihlerini demokratik şekilde yapmasına müsaade etmemek, sürekli baskı altında tutarak dayatmalarla tercih yapmasına neden olmak, kişiliksiz değişken kararsız bir kişiliğin oluşmasına yol açmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

----------------------------------------------------------------------------

YAŞAM VE YARIŞMA

Algılayabildiğim dünyada; yaşamı bir hiç, geçirilmesi gereken bir zaman dilimi, ritimli-molalı serbest bir yürüyüş, yarış veya ihtiras olarak algılayan insanlar vardır. Yarışma; mesafesi ve hedefi belli, kuralları olan bir süreçtir. Oyunun kuralının dışına çıkma şansınız yoktur. Ritimli, molalı serbest yürüyüş ise; zorlanmadan, yol sapaklarında istediğiniz yöne sapabileceğiniz, mola verebileceğiniz süreçtir. Yürüyebildiğiniz kadar yürürsünüz.

Yaşamı ritimli molalı bir yürüyüş olarak algılayanların dışındakilerin niye yaşadıklarını net tanımlayamadıklarını, detayları fark edemediklerini düşünüyorum. Yaşamı hiç olarak algılayanlar aslında kendileri de bir hiçtir. Boşa geçirilmesi gereken bir zaman olarak algılayanların yaşamı tatminsizdir.

Yaşamı yarış olarak kabul edenler, yarışacak bir ortam bulamadıklarında veya yarışacak güçleri kalmadığında yaşamları anlamsız hale gelir ve ölmeden psikolojik ölümü kabul etmek zorunda kalırlar.

Yaşamı ritimli, molalı serbest bir yürüyüş olarak kabul edenler biyolojik yaşamlarının sona ermesine kadar hayatta var olurlar. Yarışma ve ritimli, molalı yaşam anlayışlarının dışında kalanları değerlendirmeye gerek yoktur, onlar kendi haline bırakılmalı. Yarışanlar aynı hedefe koşmak zorundadır, serbest yürüyenler ise gerektiğinde hedef değiştirerek daha başarılı doygun sonuçlara ulaşabilirler.

Yaşamı ritimli, molalı serbest bir yürüyüş kabul eden bilince ulaşıldığında neler olabileceğini düşünelim. Ebeveynleriniz sizi bir şekilde hayata getirmişler ve siz, izleme okuma yazma çabasıyla eğitimiyle yaşamı en somut haliyle algılamaya başlıyorsunuz. Ne siz birilerinden süratlisiniz, ne de bazıları sizden süratli. Ne ileride olduğunuz için sevinin, ne de geride olduğunuz için üzülün, çünkü her bir insan bilinmeyen bir çok faktörün ürünüdür. Herkes birbirinden farklıdır, herkesin güçlü ve güçsüz olduğu yanları vardır, mesele her bireyin güçlü olduğu yanının ortaya çıkmasının, belirlenmesinin sağlanması ile o yolda ilerlemesine destek verilmesidir.

O şartlarda bile ileride ve geride olanlar olacaktır. Yarışmak kişinin yeteneklerini tam kullanmasına engeldir. Gelişim için bireyin yarışacağı tek kişi vardır o da kendisidir. Her gün ne kadar ilerleyebiliyorsa, birikimleri ile toplumda ne kadar etkin olabiliyorsa, o kadar vardır. Bazı insanlar toplumun genelinden önde oldukları için (Konfiçyüs gibi) yaşadıkları dönemde yokturlar, yaptıkları ile öldükten sonra fark edilirler. Bu kişiler yaşarken bir hiç olarak görülebilirler ve bundan hiç rahatsız olmazlar, çünkü kendilerini doğru tanımlayıp ne yaptıklarının farkındadırlar.

http://www.kadrikanpak.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

BENİM BİRAZ ANLAYAMADIĞIM BİLGİLİ KÜLTÜRLÜ İNSANLARIN,KENDİNE VE BAŞKALARINA ZARARI OLACAĞINI BİLDİKLERİ HALDE YANLIŞ YAPMALARI.AKIL VE YÜREK DIŞINDA ÜÇÜNCÜ BİR GÜÇ VAR O ZAMAN.KİŞİYE DIŞARIDAN YÜKLENENLERİN ETKİSİ YA DA VİCDAN OLABİLİR BELKİ.AMA YETİŞMİŞ KİŞİ BUN DİYORUM.LARA KARŞI KOYABİLİR DİYORUM.YANİ BİR BİLİM ADAMININ BİLE BİLE, BASKI YOKKEN YANLIŞ YAPMASI MANTIKSIZ

Kerim Korkut 
 14.04.2012 7:00
Cevap :
Bir çok bilim adamı bildiklerini ne yazık ki; uygulayamıyor, hisleri dürtüleri engel oluyor...  14.04.2012 20:18
 

aydınlatıcı bir yazı. Bir ara okumaya başlamıştım bu kitabı sonra yine diğer kitapların arasına saklandı sanırım. zor bir işlem aslında sanırım nasıl yapılabilir bu ölçüm ne derece başarılı olunur ... bekleyip göreceğiz..

Halide 
 06.12.2007 23:53
Cevap :
Bu konuda test vardır... ben kendime uyguladım... Bireyin kişilikleşmesi ; cinsiyeti, asrolojisi, beyni, fonksiyonel yapısı, paradigmaları, eğitimi, birikimleri ve vizyonu ile oluşmaktadır... bireyin kişiliğe dönüşmesini ve olduları ve kavramları sırasıyla sunucağımm.. sevgiler  05.04.2014 22:55
 

Ama dengeli kullanıyorlar beyinlerini! Kemale erince tabi! Parantez arası bir şaka bu! Bu yaşıma kadar ülkemin gidişatını takip ederim. Burnunun ucunu görmekten aciz insanların ülkenin mukadderatına talip olmaları ne yazık ki sadece bize mahsus. Eski tas eski hamam devam ediyoruz. Bakalım ne olacak.

Ahmet Balcı 
 06.12.2007 23:44
Cevap :
Durumu dengesizlik olarak yormlamayın, beyin farklı yanlarından farklı sayıda fonksşyonu birleştirerek bir kombinezon oluşturmaktadır, bu durum herbir insanın farklı fonksiyonlara sahip olma nedeni ni anlamaya açıklık kazandırmaktadır..  08.12.2007 23:45
 
 
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 2012
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1082
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster