Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
74
 

İnsan bir yolcudur

İnsan bir yolcudur
 

Tam da mevsim ilkbahar iken.


İnsanın yaşam adlı zaman boyutunda bir yolcu olduğunu ilk söyleyen elbette ben değilim.

Ben, bana bu yazıyı yazdıran ve yazıma iliştirmiş bulunduğum bu resme bakarak insanın yolcu olduğunu söyleyen ilk kişiyim.

Ya da en azından öyle olduğunu düşünüyorum.

Pek çok kimseye sıradan bir bahar resmi olarak görünebilecek bu resim bana insanın farklı yollarda, konumlarda ve zeminlerde yolcu olduğunu düşündürdü.

Yılların mevsimleri olduğu gibi ömürlerin de mevsimleri var. Yani bu resimdeki yolculuk insanoğlunun bahar mevsiminde yapmış olduğu yolculuk. Elbette aynı zeminde yazın, güzün, kışın da yolculuklar yapılıyor.

Kuşak kuşak insanlar geçmiyor mu dünyadan?

Zaman, herkes için aynı zaman. Bu konuda kimseye torpil ya da zulüm yok. Herkes aynı saniyeleri aynı zaman dilimleri içinde yaşıyor. Birinin elindeki tabak ful dolu, ötekinin eksik değil.

Fark yürünen zeminlerde.

Kimimiz patikanın ortasına dökülmüş olan çiçeklere basarak yürüyoruz, o ortamda geçiriyoruz yaşamımızın o dönemini, kimimiz çamur yamaçta ilerlemeye çalışıyoruz; kimimiz de tahta çitlerin altında, üstünde, orta sıradaki yan yana çakılmış tahtalarının üstünde ya da altında ilerliyoruz.

Rüzgârla giden ve saydığım zeminlere hiç değmeyenlerimiz var mı onu bilmiyorum. Lakin arzu ederseniz gelin bu ağaçların dallarında birinden diğerine atlayarak gidenler olduğunu da hesaba katalım diyorum. Keyif bizim değil mi? Onu da düşünelim.

Yemyeşil çimenlerin arası boş mu kalsın oralardan gidenler de olsun. Hatta giderken o beyaz çiçek açmış bitkilerin dallarına çıkıp çiçekleri koklayanlar da.

Yaşam yolculuğunu sürdürürken karşısına çıkan dikenli bitkilerden, böceklerden, iri hayvanlardan ille de insanlardan korkanlarımız da var mıdır acep diye sormayın. Yanıtı belli. Olmaz olur mu!

Hani şimdi bazılarımızın aklına da doğal olarak nereden bu yolculuk; nereye bu yolculuk gibi sorular gelebilir.

Bence şimdilik onu karıştırmayalım. Onu karıştırırsak iş uzar.

Bizim karşımızda bir resim var, o resme bakarak insanın bir bahar günü yaptığı yolculuğu anlamaya çalışıyoruz, hepsi bu. Öncesi, sonrası bizi gerçekten yorar. 

Ha! Onu, yani öncesini, sonrasını hiç düşünmeyelim demiyorum. Elbette düşünelim. Zaten düşünmeyenimiz var mı?

Onu da başka bir yazıda ele alalım.

Hani laf aramızda insanın dünya yolculuğu öncesi ya da sonrası hakkında insan aklımızla bildiğimiz bir şey de yok ya! Eh, işte bu yine de hiçbir şey söyleyemeyiz anlamına gelmez. Söyleriz bir şeyler.  

Biz bu resim kadar yerdeki yolculuğumuzu düşünelim. Ona yoğunlaşalım.

Bu yolculuğu on dakikalık bir şey olarak da düşünebiliriz, on yıllık bir yürüyüş olarak da, süresi ne olursa olsun bir ömür olarak da.

Tam da mevsim ilkbahar iken.

Hani diyelim ki, siz benimle birlikte ortadaki patikadan yürüyorsunuz. Artık ne kadar sürerse o kadarını birlikte yürüyeceğiz. Sonra da başka yerlerden gelip buluştuğumuz gibi ayrılıp başka yönlere gideceğiz. Öyle düşünelim.

Tam da o süreçte çiçeklerden aldığımız kokuyu düşünelim.

Yeşilin bunca tonunun, bitkilerin bunca güzel tasarımının, çiçeklerin renginin, bol oksijenin canlandırıcılığının tadını çıkaralım.

Bazen durup çevremizdeki sesleri dinleyip ilham alalım. Bazen de ses sese verip bildiğimiz şarkıları söyleyelim. Bu güzel ortamda söylenen şarkılar da büyük olasılıkla keyifli şeyler olur, onların hangileri olacaklarına karar verelim.

Ha, bu arada çamur zeminde, tahta çitlerin üzerinde, otların arasında yürüyenleri de selamlayalım ara sıra. Laf atalım, konuşalım, tanışalım. Hatta yetmez otlara da, böceklere de, ağaçlara da selam verelim.

O koşullarda kim düşünebilir ki başkasına zarar vermeyi, kırmayı, dökmeyi.

Elimizden geliyorsa bir iyilik edip iyi dilekler alalım.

Yapabiliyorsak börtü böceğe de yardım edelim. Tomurcuklarını açmaya çalışan çiçeğe de, varsa yolunu kaybetmiş arıya da. Arı yolunu kaybeder mi diye de sormayın tabii. O sözün gelişiydi. Ne dediğimizi sizin her türlü anlayacağınızı biliyorum.

Özetlemek gerekirse şöyle diyebiliriz.

Hepsi bu resimde gördüğümüz kadar bir yolculuk değil mi?

İyilik yapalım, iyilik bulalım.

31.05.2016

17:53

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 316
Toplam yorum
: 229
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 213
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster