Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
5741
 

İnsan gibi düşünmemek

İnsan gibi düşünmemek
 

Din de B’nin sırrına en iyi şekilde vakıf sınıftır bunlar. Çünkü bu sır ‘insan gibi düşünmeyenlerde’ tecelli etmiştir.


Hz.İsa’nınmuhteşem bir sözü var.

“Kaya”diye tanımladığı Petrus’un kendisini korumaya kalkması üzerine onu ‘Sen insan gibi düşünüyorsun’ sözleriyle azarlar.

Çok yönlü anlamlı bu söz üzerinde durmak gerekiyor.

Burada kimilerinin insan, yani mental hayvan gibi yaşadığı ve bu tür fikirlere sahip bulunduğu, kimilerinde ise farklı düşünce biçimlerinin var olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Mental yapıya sahipler, gelecek korkusu ile yaşarken, daima geçmiş üzerinde konuşmak zaruretinde kalıyorlar. Kendi varoluşlarına anlam katan bir düşünceleri olmuyor.

Haliyle  meseleyi kökleri ile çözemiyorlar. Çünkü ileriye bakamıyorlar. İnsanlığa rahmet olmanın yolu da bu değildir.

Mental hayvan dışında, yani orijin insan gibi düşünenler ise farklı mizaca sahipler.

Evet, bu türler bahsini ettiğimiz insan gibi düşünmezler. Yanlış yapmazlar, günah işlemezler. İlimden cahil olmuş, nefissiz kalmış kimselerdir.

Bu sebeple de, 'Ben yanlış bir şey söyledim, o yüzden özür dilerim' demezler, yaptıkları hareketlerden ötürü 'çok üzgün, pişman' olduklarını asla dile getirmezler.

Özürle örtüşen  ‘keşke’ kavramının sonuçta ‘şirke’ davetiye çıkaracağı, dolayısıyla hiçbir işe yaramayacağı düşüncesiyle hareket edip bu konuda etraflarını aydınlatırlar.

Sadece 'sözlerinin yanlış anlaşıldığını' beyan eden açıklamalarda bulunabilirler.

Pişman olmazlar. Bilirler ki pişmanlık, küfre giden yoldur. Tanrıya inanmazlar. Tanrı kavramının bilgi kitabında olmadığını dillendirirler. Yerine göre akla ve mantığa uygun işlevlerle yaşamlarını sürdürürler. Aklın, ilmin somut bir yönü olduğu düşüncesi ile her anlarında dolu, düzgün, bilgili ve akıcı konuşmalarıyla görüşlerini desteklerler.

Onlar için iki uç söz konusudur:

‘Hiç’likve ‘Sistem’.

Bu açıdan bakıldığında hem bir beden olarak var olduklarının farkında olurlar ama aynı zamanda bedenleri ile hiç ilgilenmezler. Bedensel düşünceler umurlarında bile değildir. Özetlemek gerekirse bedensiz yaşarlar. Enerjetik bedenleri/siretleri de yoktur. Değer yargıları, beşeri anlamda değildir. Ama suyun her kabın şeklini ve rengini alışı gibi renk ve şekil alırlar.

Ne kadar açıklayıcı bir model oldukları ortadadır. Hiç kimsenin üretmediği şeyleri üretirler.Geçerliliğini yitirmeyen, bütün insanlığa ışık tutan görüşleri ile kalpleri fethederler. Bir tür yenilik anlamına gelen bu akımın önünü kesmek asla mümkün değildir. Yaptıkları her iş meleke haline gelmiştir. Bu nedenle bir işlev üzerinde uzun uzun düşünme zahmetine katlanmazlar. Sevginin en âlâsını yaşatır, zulmetmezler ama bireylere, yaptıkları işin sonucuna katlanacaklarını hissettirirler.

Din de B’ninsırrına en iyi şekilde vakıf sınıftır bunlar. Çünkü bu sır ‘insan gibi düşünmeyenlerde’ tecelli etmiştir.

Hz. İsa ‘İnsanoğlunun günahları affetme yetkisi vardır’ der. İşte bu söz; bahsini ettiğimiz mahallerle, mental hayvan zihniyeti ile yaşamayan bu zatlarla alakalıdır.

Bilgi ve tecrübe, insan gibi düşünmeyenler için çok önemlidir. Onlar vehim duygusu taşımazlar. Olmayanı sadece var gibi kabul ederler. Kerametlerle dolu bir yaşama itibar etmezler. Pek suya sabuna dokunmaz gibi görünürler ama sahip oldukları güç ile neticelere tesir eden, devrim yapan, koruyan, zafere ulaştıran hadiseleri var edebilirler.

Bu gizli güç, onların en önemli silahıdır.

Dilediklerini yaşatır, hayat verebilirler. Ayrıca, insan seçmesini çok iyi bilirler. Taviz vermezler, mecbur bırakılamazlar. Uygun adayları seçerek yollarına devam ederler.

Bünyesinde çalışacak kişiler, oldukça dikkatli davranmak, sorumluluk almayı bilmek, yeri geldiğinde elini taşın altına sokabilmek ve kendini bütünüyle Allah yoluna vakfetmek zorundadır.

Sorumluluk almaya hazır olanı ise kendisi seçer. Ondan habersiz hiçbir iş yapılamaz. Çıbanbaşı olacak, kriz çıkaracak kimseleri zahire uygun bir olayla/şekilde saf dışı bırakırlar.

Sevgili okurlar!

Benim gibi düşük-orta zekâ karışımı biri için bu tür yorumlar sizleri yanıltmasın. Şayet birşey anlamadıysanız üzerinde durmayın, tam tersi geçin gidin derim.

 

Ahmed F. Yüksel

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayin yazar ne kadar mutavazi, her yazisinda farkli guzellikler ve derin farkedisler, Cok faydali buluyorum, hayatimiza gecirebilmek kolaylassin, hazmiyla, tesekkur ederim, emre / Londra

Emre A 
 28.09.2012 22:47
 

Ahmed Bey, ‘b’ demişsiniz ve onu temsil edenlerden bahsetmişsiniz; yazınıza küçük bir katkıda bulunmak isterim. 18 Mart 2012 tarihinde “Lamba!” başlıklı kısa şiirsel bir yazı yazmıştım. Onu sizinle paylaşayım: Ne kör kandil kurtarır bizi/Ne de irfanını kaybetmiş fener/Tek çare ‘lamı beye’ dönüştürecek bir lamba… Lamba lamı beye dönüştürüp bir meşale yapar/Bir noktada buluşan toplumu da o meşaleyi taşıyan… Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 26.09.2012 21:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 580
Toplam yorum
: 1822
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10700
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster