Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '17

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
97
 

İnsan Hakları, İnsanın Değeri, İnsan Haklarının Kapsamı

İnsan Hakları Ve Demokratikleşme Süreçleri

İnsan Hakları Kavramı:İnsan hakları -kelime anlamı olarak- bir kişinin sırf insan olduğu için sahip olduğu haklar demektir. Buna göre insan, insan olmak sıfatıyla, yapısı gereği vazgeçilmez, devredilmez, zamana aşımına uğramaz haklara sahiptir. Bir insanın bu haklara sahip olması, belli bir kimliğin üyesi olmasına, belirli bir işi yapmasına, bazı özellikler taşımasına ve birtakım görevleri yerine getirmesine bağlı değildir; bu haklar sadece insan olmasından dolayı ona aittir.İlki, insan haklarının siyasal iktidarı sınırlandırmasıdır. Bu haklar, devletin hareket alanını kısıtlamayı ve böylelikle insanlara dokunulmaz özgürlük alanları sağlamayı amaçlar. Bu nedenle insan haklarına dayanan iddia ve talepler doğrudan doğruya devlete karşı ileri sürülür. Bu iddia ve taleplerin hedefi, devletin insan haklarına dayandırılması ve her türlü uygulamasında insan hakları duyarlılığı ile hareket etmesini sağlamaktır.

İkincisi, insan haklarının, insanların pozitif hak taleplerini temin etmek için devletin etkinlik alanını genişletmeye yönelik talep ve iddiaların dayanağını teşkil etmesidir. Sanayi Devrimi ile birlikte insan hakları talepleri yeni bir boyut kazandı. Buna göre sadece negatif hakların tanınması insanları gerçek manada özgür kılamazdı. Gerçek bir özgürlük için insanların pozitif haklarla da donatılması ve bu hakların da devlet tarafından tanınması gerekiyordu. Bu görevle yükümlü kılınmasının bir sonucu olarak devlet, zaman içerisinde sosyal, siyasal ve hukuki alana daha fazla müdahale edebilir bir konum kazandı Günümüz dünyasında insan hakları, hukuki ve siyasi taleplerin ve tartışmaların odağında yer almaktadır. İnsan haklarına saygı gösterilmesi talebi, çağımızın en etkili ve en yaygın siyasi ahlak çağrısıdır ve devletlerin meşruluğunun dayanaklarından biridir. Alman filozof Jürgen Habermas’a (1929-) göre, modern demokrasilerde meşruiyetin iki kaynağı vardır: Biri ulusal iradedir, diğeri ise insan haklarıdır. İnsanların hayatını ve özel özgürlüğünü -yani kişisel hayat planlarını izlerken ihtiyaç duydukları hareket alanlarını- güvence altına alan ve bizatihi meşruiyet  ifade eden bir yasa egemenliğini temellendiren insan hakları, ulusal iradeye paralel olarak meşruiyetin ikiz kaynaklarından birini teşkil eder. İnsan hakları, siyasal rejimlerin meşruluğunun temelidir; yönetimler ve onların uygulamaları ancak insan haklarına riayet ettikleri nispette meşru addedilirler. Günümüze gelindiğinde ise sorunlu! bir konu olmakla birlikte haklar konusu insana verilen değerle ölçülür.

 

İnsanın Değeri Konusu:

“insanın değeri” derken anlatılmak istenen şudur: Taşıdıkları özellikler ve meziyetlerden bağımsız olarak bütün insanlar –sırf insan bireyleri oldukları için- bir değere sahiptirler. İnsanlara değer vermek, aynı zamanda onlar için önemli olan şeylere de (mesela özgürlük ve iyiliklerine) değer vermeyi zorunlu kılar. Değer, insanlara eşit olarak atfedilir ve bu nedenle de insan bireylerine eşit haklar atfetmenin de temelini oluşturur.

 

İNSAN HAKLARININ KAPSAMI

İnsan haklarının kapsamı hakkında konuşurken üç noktanın altı özellikle çizilmelidir: Birincisi, insan haklarının, diğer haklardan farklı bir kapsayıcılığı vardır. Sözleşmeden veya hukuktan kaynaklanan herhangi bir haktan sözleşmeye veya olaya taraf olanların yararlanması söz konusu iken insan haklarından -insan olma sıfatından dolayı- herkes yararlanır. İnsan hakları bağlamında insan, içinde yaşadığı toplumdan ve mekândan bağımsız hak sahibi bir varlık olarak kabul edilir. Bu bağlamda;

 

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan, "Ülke olarak dünyada yaşanan onca acıya rağmen insan onurunu el üstünde tutan bir evrensel insan hakları anlayışını hakim kılmak amacıyla var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Arslan, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında ise, Türkiye'nin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni hazırlayan ve ilk imzalayan 46 ülkeden birisi olduğunu hatırlattı ve İnsana saygı duymanın, insan onurunu korumanın insanlığın ortak değeri olduğunu söyleyerek, Anadolu ve İslam Medeniyeti’nin, bu güzel değerleri el üstünde tuttuğunu belirtti. Çağımızda özellikle yanı başımızdaki Ortadoğu’da ve dünya üzerinde yaşananlar göz önüne alındığında, birlikte ve teker teker insanlar olarak hepimizin insan hakları anlayışının ve ondan kaynaklanan eşitlik ve özgürlük düşüncesinin renk, cins, ırk, millet ve ülke ayrımı yapmaksızın en tabii savunucuları olmamız tüm insanlığın ortaklaşan onur meselesi halini almıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 108
Kayıt tarihi
: 20.02.17
 
 

Eğitim Durumu Halkla İlişkiler Yüksek Lisansı İsletme Fakültesi Sosyoloji Bölümü Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster