Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '20

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
89
 

İnsan İstilasında Ayrıntılar

Aklın İstilası Ekseninde Düşünmek-3. / Halkımızın ekseriyeti elektromanyetik dalga nedir, kendisine faydaları nelerdir, zararlı yönleri nedir, nasıl bir zarar verebilir, o kendisine yönlendirilmiş bir saldırı aracına dönüşebilir mi? Bu konularda yeterli bilgiye sahip değil.                                                                    

Hemen söyleyelim, en basit manada elektromanyetik dalganın büyüklüğü ve etki süresine bağlı olarak bir insanda kan akışının etkilenmesine ve özellikle beyinde hasarlar oluşmasına neden olabilir. Beyinde oluşabilecek en ufak bir hasar, aynı zamanda vücutta ki bir organ veya bölgenin hasar görmesi ve işlevinin zayıflaması anlamına gelir.  Bu işlev bozuklukları bazen mutluluk hormonların dengesinin bozulmasında, bazen üreme organlarında, bazen de hafızada ve diğer düşünsel mekanizmalarda kendini gösterebilir.

Eğer ki ayrı bir ek donanım ve sinsi bir müdahale ile insana karşı özel bir saldırıya dönüştürülmüş olmasa dahi, yukarıda bahsi geçen olumsuz etkileri, yaydığı elektro manyetik dalga etki mesafesinin dışından kullanılmadığı takdirde bile, başta televizyon,  bilgisayar ve cep telefonları gibi elektronik araçlardan alabileceğimizi de aklımızdan çıkarmayalım.

Üretici firmalar, elektronik eşyaya ait kurulum, kullanım ve teknik özelliklere ait bilgilerin bulunduğu teknik katalogu hazırlamak zorundadırlar. Bu kataloglarda, ürünün normal kullanımı esnasında ortaya çıkan elektromanyetik dalga etki mesafeleri hakkında bilgi bulunması gerekir. Katalogun satışı yapılan ürün ile birlikte teslim edilmesi kanuni zorunluluktur.

Dikkat!

Elektromanyetik dalganın insanlara şifa bulmak maksadıyla kullanılma teknikleri olduğu gibi, hastalıklara maruz bırakmak maksatlı kullanılabilecek tekniklerin de olabileceğinin herkes tarafından bilinmesi gerekir.

Birincisine örnek: Hastalığın teşhisinin doğru yapılabilmesi için, röntgen cihazlarının kullanılmasını sayabiliriz.

İkincisine örnek: Lazer ışınında ki elektromanyetik dalganın adı lazer enerjisidir! Bu enerji boyutunu düşük veya yüksek tutabilmek, etki mesafesini kısa ve uzun yapabilmek bir teknoloji, teknoloji de kabiliyet ve bir imkân meselesidir! İmkân, yani maddi güç çoğu zaman kabiliyeti kendi hesabına dâhil edebilmektedir. Lazer enerjisini kötü emelleri için kullanmak isteyecek olanlar bununla insanda genetik değişiklik oluşturmak amacına yönelik olarak kullanabilirler. Çünkü lazer enerjisi gerek insanda, gerekse başka canlılarda olsun genetik değişiklik oluşturmanın en pratik ve en ucuz yollarından biri olarak sayılmaktadır.

İnsanlarda bağışıklık sistemi hedef alınmışsa, bağışıklık oluşturan genlerin mevcut dizilişlerinin değiştirilmesi gerekecektir.  İnsan veya insan topluluklarının beyinlerinin Allah’ın yarattığı halinden çıkartılarak başka bir (bozuk, değiştirilmiş) hale dönüştürmek, yani akli çıktılarında sıhhatsiz olması isteniyorsa, beyin hücresine de bu görevi yerine getirebilecek düzeyde bozucu bir ışın (lazer enerjisi) göndermek gerekecektir.

Geriye bu bozucu lazer ışınının nereden ve hangi donanımlarla yönlendirileceği meselesi kalır. Bunu yapabiliyorlarsa yeryüzü mobil ya da sabit tesislerinden, yeryüzü tesislerinden yapmakta sıkıntıları (istihbarat,  emniyet, askeri, savunma hatları engelleri) varsa, savunma hatlarının ulaşamayacağı yerlerden (uzaydan) yönetmeyi düşüneceklerdir.

Bunu ( böylesi bir bozuculuk niyetini) ancak şeytani bir plan ve şeytani bir istila peşinde koşabilecek olan topluluklar düşünebilir. Kovulmuş ve lanetlenmiş şeytan da insanı bozmaya kastedeceğini belirtmişti.

Şunu da belirtmek isterim. Burada bahsedilen hücrelerin genetik yapısına müdahale yapılabilmesi sadece lazer elektromanyetik dalga (lazer enerjisi) alternatifi ile sınırlı değildir. Sadece başka alternatiflerin etkileme periyotları kısa veya uzun zamana yayılıyor olabilir. Bu alternatifleri, genetiği değiştirilmiş gıdalar ve “özelliği” olan ilaçlar olarak düşünebiliriz.

Rekombinant ilaçların yasalara uygun olarak, tedavi amaçlı kullanılması söz konusu ise, bunu kullanacak olan hastaların, ilacın tüm özelliklerinin neler olduğunu açık bir şekilde öğrenmeleri sağlanıyor olmalıdır. Sonra kullanımın kişinin kendi tercihine bırakılmasını sağlayan kanun maddelerine ek olarak yasal düzenlemeler (yönetmelik, yönerge) mevcut değilse, mutlaka bu sağlanmalıdır. Hatırlayalım, yine tüm dünyada domuz gribi salgını ortaya çıktığında, aşısı ülkemize de getirilmişti. Çevremizdeki birçok insanın bu aşıyı kullanmak istemediklerine şahit olmuştuk. Aşının içeriğinde rekombinant işlemle eklenmiş domuz veya başka bir hayvan DNA’sı varmıydı? Bunu ben de bilmiyorum fakat aşının, salgın adı “domuz gribi!” olan bir hastalık için kullanılacak olması bile birçok insanın “çekinceli” olmasına yetmişti.

Bir aşı, ilaç veya muhtelif ürünlerin yapısında hayvan DNA’larının mevcut olması ve bu tür ürünlerin ola ki insan tarafından kullanılması ne anlama geliyor? Ben bunu şimdi burada hakkını vererek anlatabilecek düzeyde değilim. Bunu da uygun görüyorlarsa yetkililer açıklasınlar.  Ben sorumluluk duygusuyla, bir ölçüde, bilgim yettiği kadarıyla buradan insanlara duyurmaya çalışıyorum.

Ayrıca kısaca değinmek istediğim bir şey daha var. Yaygın bilinen adıyla radyo dalgaları da bir diğer tür elektromanyetik dalgadır. Radyo dalgaları ile çok uzaklara, uzaya veya uzaydan ses, sinyal veya fotoğraflar gönderilebildiğini hemen hemen bilmeyen yok gibidir.

Sesin şiddeti desibel (dB) olarak ölçülür. Uluslar arası standartlara göre 85 dB, işitme sistemine zarar veren sesler olarak kabul edilmektedir. (*1)

Ülkeler arasında farklı değerlendirme kriterleri esas alınabilmekte ve bu nedenle, değişik (60 ila 120 arası) desibel şiddetinde olan sesler, zarar görmeden işitilebilen sesler olarak kabul edilebilmektedir.  Frekans cinsinden ise:

Çok yüksek ve çok küçük frekans değerli sesleri duymayız fakat beynimizin ve vücudumuzun algılamadığını söyleyemeyiz.

İnsan kulağı 20-20000 Hz. Arasındaki sesleri duyuyor. Bu sınırın dışındaki sesler duyulmayabilir. Ancak zararlı etkileri sürmektedir. Bu seslerin düşük olanlarına infrases, yüksek olanlarına ise ultrases denmektedir.(*2)

Ultrasonik seslerin etkisi belirgin olarak görülebilir. Hatta çok yüksek MHz (Megahertz) veya GHz (Gigahertz) değerlerindeki frekansların şiddeti de ayarlanacak olsa duvarları yıkabilir, camları kırabilir, durgun sulara dalga verebilir, ortalıkta gezen hayvanları sindirebilir, insanlarda ani yüksek kan basıncı değişmeleri ile beyin kanamalarına sebep olabilir.  Etkiler böyle açıktan görülünce, insanların irkilmesine ve hemen sorgulamasına sebep olabilecektir.

Peki, duyulamayan ve etkileri hemen anlaşılamayan infrases altındaki mikro düzeydeki ses dalgaları bizlere uzaydan yüzlerce, binlerce saat kesintisiz olmak kaydıyla yönlendirilmiş olsa nasıl bir sağlık sorununa sebep olabilir? Mesela insanı günlerce uyutmamak gibi bir sorunu ortaya çıkartması mümkün olabilir mi, sinirsel ve psikolojik sorunlara sebep olabilir mi herhangi bir bilgisi olanımız var mı? Fakat mutlaka olsun. Bu alanda araştırma yapmış bilim insanları kalp, damar hastalıkları, kısırlık gibi daha fazla değişik tahribatlardan da bahsedebiliyorlar.

Sahi ,bir ülkenin Genel Kurmay Başkanı, ”sizleri uyutmayan biziz!..” gibi, basına yansıyan bir açıklama mı yapmıştı? Böyle bir şeyi hatırlıyor muyuz?

Fakat insanı yaşatmak ve muhtelif saldırılardan korumak sorumluluğu olanların bilmesi ve önlemlerini alması gerekiyor.

Uzaydan olası lazer enerjili genetik değişim oluşturmak saldırganlığının, aynı güneşten gelen kızıl ötesi radyasyon ışınının atmosferimizde bulunan bulutlar ve gazlar vasıtasıyla filtrelenerek dünya yüzeyine kritik bir ölçüde, zarsız ve faydalı olarak ulaşmasını göz önünde bulundurarak, mümkün olmayacağının düşünenlerimiz olabilir. Fakat  şunu göz ardı etmememiz gerekmektedir: Güneşten bize ulaşan faydalı ınfrared ışınları, ara uzay araçları ve başka ek donanımlar kullanılarak kısmen ve seçilen lokal alanlar için perdelenirse ya da “kritik ölçüde” dediğimiz ölçü yükseltilerek ulaşması sağlanacak olursa, buna hedef olan bölgelerdeki insanlarda hormonal bozukluklar, asabiyetler, düşünce bozuklukları, eşler arasında ortaya çıkabilecek muhtelif anlaşmazlıklar, psikolojik sorunlar, kanserin yayılması, cilt hastalıkları v.b. gibi olumsuzluklar, uğranan maruziyet düzeyi ile doğru orantılı olmak  üzere güçlü ya da zayıf olarak kendini gösterebilecek ve ortaya çıkabilecektir.

Lazer enerjisinin uzaydan ulaştırılması için de, “mümkün değil, olmaz!...” denmesinin maruz kalabilecek olanlar için bir faydası olmaz! Şunu hatırlayalım ki, lazer etkisini çok kısa sürelerde yerine getirebilen bir enerji türüdür. Bunun gerektiğinde özel geliştirilmiş uzay aracına ek, onu tamamlayıcı, yeryüzü ve atmosfer altında seyredebilen, anlık, kısa görev süresi programlanmış, gökyüzü ara araçları kullanılarak mümkün hale getirilebileceğini göz ardı etmemek, en azından insanı “gafil!” olmaktan beri edebilir. Etkinin ulaştırılacağı koordinat bilgilerini gösterebilecek olan diğer ek araçları, akıllı telefonlar, bilgisayarlar, televizyonlar ve şahıslara ait çok öncelerden beri toplanmakta olan bilgiler olarak sayabiliriz! Gerideki ardışık yazılarımız da hükümetimizin, “acilen alması gereken tedbirleri ve çözüm önerilerimizi.. “ boşuna söz konusu etmedik.

Hükümetimizin, halkımızı aydınlatması, eğitmesi ve organize etmesi gereken hususlarda,

Savunma Bakanlığımız ise, tüm sayılan hususlarda bugünden tezi yok, savunma için ne lazımsa acilen yerine getireceğine inanıyoruz. Temennimiz budur.

İnsan olarak tüm dünya insanlığını bu tehlikelere karşı uyarmak gibi sorumluluklarımız da var fakat bunu kim, kimler, ne zaman, nasıl yapmalı? Buda ayrı bir konu.

Yararlanılan Kaynak: T.C. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Projeleri Genel Koordinatörlüğü, Gürültü, Ç.S., TKD. No:19, 1.Baskı, 1994, Ankara. ,,  < *1,="" *2="">

Duran AÇIKGÖZ

14.05.2020

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 198
Kayıt tarihi
: 20.12.11
 
 

Hayata ilişkin keşfedebildiğim iyi, güzel ve faydalı olabilecek  bir şeyler varsa, onları  değerlen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster