Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
505
 

İnsan olmak

İnsan olmak
 

Bu aralar kendimi lahana gibi hissediyorum. Yanlış anlamayın soğuklarla alakası yok. Sanırım bu duygularla ilgili olsa gerek. Üstelik yalnız kendimin değil pek çok kişinin böyle olduğu kanısındayım. Lahana gibi kat kat içimize dönük…

Hemde öylesine içe dönük yaşıyoruz ki çevremizde olup bitenden bir haberiz resmen. Yani her ne kadar haber izliyor, gazete okuyor, sosyal medya takip ediyorsak edelim. Bunlar fark edebildiğimiz gerçeklerin sadece çok ufak bir bölümünü oluşturuyor.

Ben bunu anladığımda çok üzüldüm. Üstelik anlamamı sağlayan oldukça  büyük bir trajediydi. Bir insan açlıktan, hem de yanıbaşımızda, yakınımızda belki de bize en yakın bir kapı ardında hayata veda edebilir mi? Maalesef ediyor. Bu medyaya yansıyan bir haberdi. Üstelik günlerce medyayı oyaladı. Ama sadece oyaladı ve unutuldu. Ya yansımayanlar?

Oysa ki hepimiz aynı hayatın zorluklarını hüzünlerini ve acılarını paylaşıyoruz. Herkes kendine düşeni yaşarken, çoğu zaman bırakın dış dünyayı dostlarımızı, arkadaşlarımızı hatta en yakınlarımızı bile ihmal ediyoruz. Söylediğimiz daha doğrusu kendimizi avuttuğumuz bahane “Sorma canım ya çok yoğunum, çoluk çocuk iş, güç inan bana aklımdasın” tabi ki aldığımız cevap farklı değil” Haklısın canım aynen bizde öyle” belki birbirimize farklı cevaplar versek, birileri neden aranmadığı, neden hatırlanmadığı konusunda itirazlarını kırgınlıklarını dile getirse belki herkes kendine gelebilecek. Belki kendimizi ilişkilerimiz sorgulamak için bir ara verebileceğiz.

İş, güç, çocuk aslında herşey bahane çünkü insan olmadan dünyanın bir anlamı yok. Yani tek başımıza koskoca dünyaya sahip olsak neye yarar? Kendimizden başka hiç kimsenin evinde ya da içinde neler, hangi duygular beslediğini düşünmüyoruz. Dört duvar arasında hasta mı? Aç mı? Üzgün mü? Bilmiyoruz.

Elbette şehir hayatının kalabalık ve kozmopolit olması bazı zorlukları ve engelleri getiriyor. Ama aynı apartmanda oturan insanların bile birbirine selam veremiyor olması  oldukça rahatsız edici. Belki şehrimizdekileri, mahallemizdekileri kontrol edemeyiz onların duygularını anlamak ya da yaralarına merhem gibi zor bir görevi üstlenemeyiz. Ama en azından kapı komşumuzun ya da akrabalarımızın iyi ve kötü günlerine ortak olabilir, sıkıntılarını ya da sevinçlerini paylaşabiliriz. Lahana gibi olmaktansa çiçek gibi olmak daha faydalı olmaz mı ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Selâmı yaygınlaştırınız" diye buyuran bir dinin mensupların selâmlaşmayı sevmemeleri, aslında dini ne kadar içselleştirdiklerini, daha doğrusu içselleştiremediklerini gösteriyor. Antisosyal bireyler ve toplum haline geldik. Bu ağır bir rahatsızlıktır. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 28.03.2012 11:08
Cevap :
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Saygılar  29.03.2012 17:08
 

Lahana gibi olmaktansa çiçek gibi olmak elbette daha güzeldir. çiçek bir güzel koku verir etrafa , ama şartlar ve koşullar buna el veriyor mu? sonuçta herkesin bir hayali var ama hayallerin yüzde kaçını gerçekleştiriyorlar, bizde dahil olmak üzere,

Abdurrahim Akış ve Hayata Dair Yazıları 
 22.03.2012 12:25
Cevap :
Elbette haklısınız ancak yinede elimizden geleni yapmak yada sadece farkında olmak bile birşeydir bence. Yorumunuz için gönülden teşekkür ederim.  22.03.2012 12:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 515
Kayıt tarihi
: 23.10.09
 
 

İstanbul'da yaşıyorum. Bilgisayar Eğitimi veren bir firmada satış ve organizasyon görevi yapıyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster