Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
300
 

İnsan pazarına bak bak, uyu

"Ali topu at." 

"Yat yat uyu." 

Biz nerden bilelim, Ali' nin gündüz top atıp akşam yatınca uyuyacağını? Meğer, kara önlük, kara tahtada eğitim gördüğümüz zaman beynimize böyle üflemişler. Büyüklerimiz böyle uygun görmüş. Ne büyük nimetmiş ki biz anlamamışız. Devlet büyüklerimiz de en iyisini böyle sanmışlar. 

Kara tahtaya her "Ali top at" yazışımızda tebeşir dediğimiz kalitesiz kalemleri tüketdikçe saçlarımıza un serpilmiş gibi tozumaları aklar düşürürdü. Saçlarımızı temizlemez, yüzümüzü yıkamazdık. Eve geldiğimizde annelerimiz bizim tahtaya kaldırıldığımızı düşünür "aferin aldın mı" diye sorardı, önce çatık kaşlarla. "Evet" diyebilmişsek, yüzleri gülerdi. 

İşte ödülümüz : "Yat yat uyu." 

Aradan yıllar geçmiş: Kimimiz severek, kimimiz görücü usülü, kimimiz kız kaçırarak evlenmişiz. Kimimiz mutlu bir evlilik yapmış, kimimiz boşanmış, kimimimiz eşini kaybetmiş. Ha erkek, ha kadın farketmeden zaman gelip geçmiş. 

Eşini kaybedenlerle, boşananlar kimi zaman "kader" demiş, kimi zaman "kör talih" demiş.Yıllar geçmiş, kırk yıl geçmiş. 

Meğer , pek çoğumuz evlenmeyi düşünememişiz de evde kalmışız da haberimiz yok. 

Bizim bu aptallığımızı(!) gören renkli dünyaların çağdaş insanları(!) oturmuşlar, bir karara varmışlar: Yahu, bu çağda bu insanların derdine bir çare bulalım, hayatlarında yeni baharlar yaşasınlar.Biz karaları bağlarken, bu haber hepimizi sevince(!) boğuverdi. 

Bir tv kanalı, iki tv kanalı derken herkes bu probleme çare aramada(!) yarış haline giriverdiler. Hani o topu atan Ali vardı ya, sütünü içmeden yatağa yollanan Ali, hani "yat yat uyu" dediğimiz Ali... 

Ben Ali dedim, Ayşe' lerimizi de unuttuk sanmayın. Ayşe' lerde Alinin kaderine ortak zaten. Ayşe' siz olmaz(!) 

Araya konan paravanın iki tarafında kalan yaşı kemale ermiş insanları uzun uzun seyretmeye başladık, aylardır. Birbirini bir kere görünce aşık olan insanlar, yalakalıkla, sırnaşıkla eş arayanlar, bu bahaneyle dolandırmak isteyen tipler, yalancılar, duygusallığa sığınmış sahtekarlar, onların şakşakçıları, işsiz güçsüz ömür törpüsü tipler, şovmenliğe soyunmuş yorumcular... 

(Samimi niyetleri olanları tabiki tenzih ediyor, onlardan özür diliyorum) 

Top atan Ali ve Ayşe' yorulmuşlar, sütünü içmişler(!), uyumuşlar ve de uyanmışlar ki; ne diyorlar: 

" Benim kriterlerim var, biliyor musun?" 

- Mutlu bir evlilik istiyorum ama evin var mı? 

- Beni mutlu decek bir eş arıyorum ama araban olsun. 

- Evlenirim ama yatın , katın , yazlığın olsun. 

İstekler bitmiyor. Kıri, terlerin sonu maddi çıkarlara dayanıyor. Paranın satın alması gereken aşklar, sevgiler, egoların tatmini. Ne demekse o, elektrik almalar vermeler. Hayatında ilk gördükleri insanlara kefil olmalar... 

Meğer evlenmek için neler lazımmış bize, kör topal-cahil ol ama paran olsun. 

Kardeşim: 

"Benim kriterlerim var. Elimi sallasaydım, ... ellisi. Yaa. " 

Çağdaşlık mücadelesindeki Türkiye' de "renkli insan pazarı" manzarası gibi birşey bu. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 76
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 305
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

BİR DUAMIZ BİR DUYANIMIZ OLSUN YETER ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster