Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '18

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1664
 

İnsan Saygı Sevgi Hoşgörü

İnsan Saygı Sevgi Hoşgörü
 

Yorgun Kalemim


Hz. Mevlana’nın dediği gibi ‘’sevgide güneş gibi ol’’ Bu günlerde her zamankinden fazla saygı, sevgi, hoşgörüye ihtiyacımız var.

Toplumsal ve bireysel barışı sağlamak için hepimizin sağlıklı iletişim, diyalogla birbirimizi anlamamız gerekir. Hoşgörü, her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans demektir.

Bir insanı farklı olduğu için yargılamak, onunla alay etmek, düşüncelerinden dolayı onu dışlamak hoşgörülü bir insan anlayışına uymaz. Toplumsal barıştan, saygıdan, sevgiden, huzurdan ve kardeşlikten söz etmek istiyorsak bunun en önemli koşulu hoşgörü anlayışını benimsemektir.

“Gel, gel, her ne olursan ol gel!
İnançsız da, putperest de olsan, gel!
Burası umutsuzluk dergâhı değil,
Yüz kere bozsan da tövbeni yine gel!”

Mevlana’nın bu sözlerinden de anladığımız gibi hoşgörü hem evrensel bir nitelik taşır hem de insanlığın hoşgörüye bakış açısını şekillendirir. Mevlana yaşamı boyunca insanı merkeze almış, insan sevgisi ile yola çıkmıştır. Bütün insanların kendilerine ait birbirlerinden farklı özellikleri ( renk, beden, görünüş, düşünce) olmasına rağmen,  aslında özlerinde aynındırlar ve yine barışı huzuru, sevgiyi sağlayacak olan da bu farklılıkların bütünlüğüdür. Bu farklılıkları bir araya getirecek ve en anlamlı bütünü sağlayacak olan adımlardan en önemlisi de hoşgörü anlayışıdır.

Saygı, Sevgi ve hoşgörü, sağlıklı insan davranışıdır. Sevgi sağlıklı insan hayatının, özüdür. Bugün her zamankinden daha fazla saygıya, sevgiye, hoşgörüye ihtiyacımız olduğu aşikârdır. Olumsuz birçok davranışın sebebi, yeterince hoşgörülü olamamaktır. Evde, trafikte, sokakta, işyerinde, kısaca insanın olduğu her yerde eğer saygı, sevgi ve hoşgörü yoksa orada bencillik, anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür. Eğitimli ya da eğitimsiz her insanda görülebilen bir eksikliktir, saygısızlık, sevgisizlik, hoşgörüsüzlük. Peki, bunun sebebi nedir? Neden tarih boyunca Atalarımızın huylarından olmuş bir davranışı, bugün yeterince gösteremiyoruz. Bunun birçok sebebi olabilir. Bunlardan kanaatimizce en önemlisi: insanın kendisi ile barışık olamamasıdır. Eğer insanın kendisine saygı ve sevgisi kalmamışsa, kendisi ile barışık olması da mümkün değildir.

İnsan, toplum içinde doğar, büyür ve her zaman yine insanlarla birlikte yaşar. Bu, onun tabiatının gereğidir. Mademki; hayat, tek başına değil, toplum içinde sürdürülecektir. O halde, diğer insanlarla, iyi ilişkiler içinde bulunmak gerekir.  Bu, huzurlu ve mutlu olmanın da temel şartıdır. Hayatın zorlukları içerisinde kendimize ve çevremizdekilere sevgi, saygı, hoşgörüyle bakabilmeyi bildiğimiz sürece, hem düştüğümüz yerden kalkmasını bilir, hem de hayat yolculuğuna güçlü bir şekilde devam ederiz.

Her insanın düşünce ve davranışları farklıdır. Dünyada hiçbir insanın sesi, huyu, karakteri, siması, parmak izi, vs.. bir diğerine benzemediği gibi, inanç ve düşünceleri de benzemez. Bu farklılık sebebiyle; meydana gelebilecek olumsuzlukların giderilmesi için, tarafların bir noktada buluşmaları, başka bir ifade ile ölçülü ve müsamahalı olmaları gerekmektedir.

En son ne zaman aynaya bakıp, kendinize gülümsediniz? Bu sabah kaç kişiye merhaba, günaydın ya da hayırlı sabahlar dediniz. Yoksa her gördüğünüz, tanıdığınız kişi için bu işte öyle biridir diye olumsuz mu düşündünüz? Ayıbını mı aradınız? Kaç defa yardıma ihtiyacı olan insanları gördüğünüzde başınızı çevirdiniz. Evde, yolda, iş yerinde,  kaç kişiye kötü davrandınız. Arkadaşlarınızı, bencilliğinizden dolayı üzdünüz. Etrafınızda ki kaç insanı yeterince dinlemediğiniz için kırdınız. Yoksa siz sadece kendinizi mi düşünüyorsunuz?

İnsanlar için hoşgörüsüzlük, geçici bir delilik gibi telakki edilir. Kızgın insan kendine sahip olmaz. Düşünce kabiliyeti bozulur. Söz söylemek güçleşir. Bütün ahlaki hisler ve terbiye kaideleri karanlıkta kalır. Birçok fizyolojik değişiklikler olur. Çok defa yüz kızarıyor, gözler parlıyor, kan basıncı çoğalıyor. Hoşgörüsüz insanlar hareketlerinin kontrolünü kaybederler. Manasız şeyler yaparlar.

Hoşgörülü olmak bir vurdumduymazlık değildir. Hoşgörü görmezlikten gelmek hiç değildir. Hoşgörü kendini bilmektir.

Hoşgörü ben insanın senide insan olarak görüyorum demesidir. Hoşgörü ben eşeğim gel üzerime bin demek değildir… Hoşgörü haddini bilmektir. Hataları düzeltebilmedir. Hoşgörü, çağın getirdiği sorunların, aç gözlülüğün, doyumsuzluğun, sevgi yoksunluğunun, güvensizliğin çaresi olabilecek bir anlayış tarzıdır, insan olabilmenin özüdür.

Görülen odur ki bugün insanımız kendisi ile barışık değil. Her gün, haberlere baktığınızda olayların birçoğunun sebebinin sevgisizlik ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanıp kaynaklanmadığını bir düşünün... İnsan kendisi ile barışık olamadığı zaman, toplumda kendisi barışık olamıyor.

İnsan, saygı, sevgi ve hoşgörü ruhuyla yaşamalı…

Yorgun Kalemim

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 447
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 154
Kayıt tarihi
: 02.11.16
 
 

Merhaba Sevgili Okurlarım; Kendimden bahsetmek istiyorum. 1954 yılında Karamanın Esentepe köyünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster