Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
3260
 

İnsan Tuzakları

İnsan Tuzakları
 

Av mı, a -v- cı mı?





Sıradan günlerden birinin akşama dönüştüğü saatlerdi.

Ortalama bir insanın işinden evine dönüp akşam yemeği için sofrasına oturduğu saatler.

Bu saatlerin birinde, ailesiyle akşam yemeği yemekte olan bir adamın cep telefonu çaldı. Önce numaraya baktı adam, numara tanıdık değildi.

Cevaplamak için telefonu açtı haliyle.

Telefonun ucundaki adam, söze direkt kendini tanıtarak başladı.

O bir polis memuruydu, ismini hatta sicil numarasını verdi.

Ardından “ Sizi, savcı - … - Hanım arayacaktı aradı mı?” diye de bir soru sordu.

Telefonun sahibi adam ise şaşkındı. Soğukkanlılığını korumaya çalışarak savcı hanımın aramadığını söyledi.

Telefondaki polis memuru rahat bir ifadeyle savcı hanımın da biraz sonra arayacağını söyleyerek konuya girdi.

Telefon sahibi adamın cep telefon numarası bir başkası tarafından kopyalanmıştı.

Şu anda telefon bu kişi tarafından da kullanılıyordu ve fatura büyük bir olasılıkla telefonun sahibi olan adama gelecekti.

Üstelik telefonu kopyalayan adam polis tarafından aranıyordu, bu nedenle telefon dinleniyordu, “ yakalanması için sizin yardımınıza ihtiyacımız var “ diyordu telefondaki polis.

Telefonun sahibi adam, soğukkanlı davranmaya devam ederek, ne yapabileceğini sordu.

Polis memuru çalıştığı karakolun adını verdi, adamı karakola çağırdı.

Telefon sahibi adam evden çıktı, karakola gitti.

Yolda, sözde polis, adamı bir kere daha aradı ve gelirken mutlaka “500 “ kontör alıp gelmesini söyledi. Polisin ifadesine göre kontör şifrelerini alacaklar ve böylece telefonu kopyalayan diğer adamı yakalayacaklardı!!!!

Adam “kontör” sözünü duyar duyamaz, bir şeyler döndüğünü anladı. Telefondaki adama kontörleri aldığını ve karakola gelmekte olduğunu söyledi. Telefonun ucundaki sözde polis, hemen kontörleri yüklemesi gerektiğini bu nedenle şifreyi kendilerine vermelerini söylemekte ısrar etmeye başladı. Gerekçesi “ şebeke çökertmekti”.

Telefon sahibi adam ise, “ Çöken şebeke bir daha kurulur bekleyin beni ben karakola geliyorum dedi”.

Sözde polis, sen nasıl bize güvenmezsin diyerek telefonun ucunda söylenmeye başladı.

Adam gerçekten söz edilen karakola gitti.

Yanılmamıştı, ne o isimde bir polis vardı ne de aranan birileri.

Adam, kontör avcılarıyla tanışmıştı sadece.

Televizyon ve gazete haberlerine konu olan, insanları mağdur eden kontör avcıları O’na da rastlamıştı.

En acı olanı da, karakola şikayet için gittiğinde polisin; “ Kontör transferi gerçekleşmediği için bu durum suç sayılmaz, bu nedenle kanuni işlem yapamayız” şeklindeki ifadesiydi. Demek ki kontör avcıları başkalarını avlamaya devam edeceklerdi.

Adam evine döndü, hayatına devam etti.

Adamın olup bitenleri şaşkınlıkla izleyen eşi ise; “ sözde polis” ile eşinin yaptığı konuşmalarda şu diyaloğa takılı kaldı:

SÖZDE POLİS : “ Beyefendi, siz neden polise güvenmiyorsunuz? Ayıp olmuyor mu? “

TELEFON SAHİBİ ADAM : “ Kardeşim, ben polise güveniyorum ama insanlara güvenmiyorum.”

Yaşananlara tanıklık eden bu satırların yazarı, kendi kendine şu soruyu sordu, hâla da soruyor ; İnsanların birbirine güveninin kalmadığı bir toplum daha ne kadar ayakta durur?

Cavabını bilen var mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hayat mekanikleşiyor ve insana dair duygular önemini yitiriyor, kayboluyor galiba.Beenmaya'da "Duvar" isimli yasızı ile buna benzer bir temayı işlemiş son yazısında. Güven duygusunun yitimi ile insanların kendi çevrelerine ördükleri duvarları anlatıyor. Msn listemde olan bazı arkadaşlarımdan tek tip( Seni kimlerin engelleidğini öğrenmek ister misin , kontur kazandın v.s..) çevrim dışı mesajlar alıyorum arada bir. Sanırım bir şekilde ele geçirilmiş adresler. Soruyorum kendilerine bir şey yapamadıklarını ifade ediyorlar. Yine yıllar önce Ereğli avukatlık yıllarımda yurtta yetişmiş genç bir kız bağımsız yaşama başladığının ilk yıllarında 'polis' olduğunu söyleyerek kapısını açtıran kar maskeli bir adam tarafından tecavüze uğramış nedense sorumlu ve yetkili makamlar bir süre inanmak istememişler ve aynı olayş bu kez yaşlı bir kadına karşı işlendiğinde, şıp diye bulmuşlardı adamı. (Gülbahar ve Kar Maskeli Adam)ismiyle bloga dökmüştüm ben de, sen hatırlarsın.Güven bittikçe duvarlar büyür.sv

Neşe İleri 
 04.02.2009 13:18
Cevap :
Neşem, inanılır gibi değil. Adamlar o kadar ikna edici konuştular ki, ister istemez inanıyorsun ama sonradan öğrendik ki, öyle iğrenç telefon tuzakları var ki vicdan meselesi tamamen. Senin anlattığın olayda da bizim başımıza gelende de polis kimliği kullanılması acı bir durum bence. Demek bu kadar kolay kılık değiştirmek. Bunun önlemini almak gerek. düşünsene, eve kadar gelebiliyorlar, kimlik gösteriyorlar polisiz diye ve her şey sahte. Canının yandığı ile kalıyor insan. Neşem, çok kötü artık bu ülkede herşey, iyice umudumu kaybettim ben. Sağol paylaştığın için. Sevgilerimle...  04.02.2009 17:38
 

Ne güzel söylemişsin bir yorumunda korku imparatorluğu.Yarınına,insanına, güven duyamayan bir toplumda yaşamaya mahkum edenlerde utanmıyor üstelik.Balık baştan kokuyor canım ne denir. Sevgilerimle

Cansın erol 
 22.01.2009 17:59
Cevap :
Çok zor günler yaşıyoruz Sevgili Cansın Hanım. Bu ulus bu kadarını haketmedi aslında. Çok teşekkürler, değerli paylaşımınız için. Saygı ve sevgilerimle...  24.01.2009 19:45
 

Özlem Hanım,Dilenci kültürünün halen devam ettiği toplumumuzda ,bunlara sadaka vererek duygu sömürüsüne zemin hazırlayan cahil kitleler inatçı tutumlarıyla toplumumuza zarar veriyorlar...Anlattığınız olaya benzer birçok soyguna hergün rastlamak mümkün...Bankalar, kredi kartı satmak ve tefecilik yapmak için milyonlarca insanımızı gece-gündüz demeden telefonlarla rahatsız ediyorlar.Tepkisiz ve cahil gürûhlar, her şeye lâyıktır...Beyefendiyi kutlar;insanımıza ders olmasını dilerim...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 21.01.2009 21:46
Cevap :
Çok doğru ve yerinde bir tesbit sevgili Mesut Hocam. Böyle bir durumda insan ne ypacağını şaşırıyor ve bir de korku imparatorluğunda yaşıyoruz ya artık biz:), daha da çok el ayak karışıveriyor birbirine. Bizden atladı ama kimbilir kimlerde patladı bu alçak tuzak. Saygı ve selamlarımla...  22.01.2009 11:34
 

Öncelikle "Geçmiş olsun!" diyorum sevgili Özlem.Yaşadığımız günlerde neredeyse kendimize olan güvenimizi kaybettik. Herkes garip bir parayona içinde. Ülkede kaos yaratmak isteyenler sonunda başarılı oldu. Umarım bu kabus uzun sürmez...

Melek Koç 
 21.01.2009 17:37
Cevap :
"Korku İmparatorluğu"nun sonuçları bunlar. Sevgili Melek Hanım, daha kötü günler görmekten korkar oldum ben. Teşekkür ederim değerli katkılarınız için. En içten saygı ve sevgilerimle...  22.01.2009 11:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 1552
Toplam mesaj
: 264
Ort. okunma sayısı
: 1651
Kayıt tarihi
: 12.10.06
 
 

İstanbul doğumluyum ama 20 yıldır Antalya'da yaşıyorum. 3 yaşında bir oğlum var ve eğitimciyim. Kend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster