Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
211
 

İnsan üzerine

İnsanın varoluşu, varlık aleminde boy gösterişi nasıl olmuş, o nasıl gelişmiştir? Gerçekten doğru olarak bunu kim bilebilir? Hiç kimse! Bazılarının dediği gibi binlerce yıl süren evrimin, mutasyonların, doğal ayıklanmaların sonucu mu bildiğimiz insan oluşmuştur? Yoksa, kutsal kitapların yazdığı biçimde; Allah tarafından yaratılan bir Ademle Havva'dan mı türemiştir? Bilgimize, aklımıza, tecrübemize, kavrayışımıza ve gözlemlerimize uygun bir yargıya varmak gerekirse; insanın bilindiği şekliyle yaratılmış olması, onun rasgele evrimler geçirmiş olarak varlık kazanmasından daha akla yakın görünüyor.

İnsan, sadece maddi bedenden ibaret bir varlık değildir. Onun ruhu ve bununla ilişkili olduğu düşünülen duyguları, arzuları da vardır. Genetik yapısındaki mükemmellik, ruhi yapısındaki karmaşıklık bizatihi insanın kendini bile şaşırtan çarpıcılığa sahiptir. Her şeyin merkezi olan bir beyne, bir yanda; sahibinin hiçbir dahli olmadan otomatik olarak çalışan organlara, diğer yanda ise komutla çalışan başka organlara sahiptir. İç alemi çözülmesi zor, çok bilinmeyenli bir denklem gibidir. Sevgi ile nefret, dostlukla düşmanlık, merhametle saldırganlık, samimiyetle ikiyüzlülük, hatta imanla inkar; bir bedende iç içedir...

Yıllar önce, inanıp güvendiğim, hayranlık duyduğum bazı kişilerin, sözlerinde samimi olmadıklarını; bir kısmının çıkar ve ikbal peşinde koştuğunu, diğer bir kısmının sadece rol yaptığını, ancak pek azının sözünde ve davranışında samimi bulunduklarını, geç te olsa, artık anlamış bulunuyorum.. Peki insanlar neden böyledirler? Şeklen birbirlerine benzedikleri, toplumsal vasatta ortak davranışlar sergiledikleri halde, özellerinde (iç dünyalarında) neden farklıdırlar. Neden iç yüzlerini gizleyip, sureti haktan görünerek, sinsice amaçlarına doğru yürürler?Niçin çıkarları uğruna, candan dostlarına ihanet ederler, onlara hayal kırıklıkları yaşatırlar? Bütün bunlar için, “kadim ahlakın iflası” diye özetlenebilecek bir cevap yeterli midir? Zannetmiyorum!

İnsan, atalarından miras aldığı genetik kodlarla, sonradan edindiği bilgilerin toplamıdır. Onun davranışlarını, eğilimlerini kısacası ruhsal profilinii belrleyen ana etkenler bunlardır. Kur'an:"Andolsun nefse ve onu düzenleyene. Sonra da ona hem fücur (kötülük)u, hem de takva (iyilik, sakınma)yı verene. Onu(ruhunu) arıtan felaha ermiştir. Alabildiğine örten ise ziyana uğramıştır" derken sanıyorum, iyi bir eğitimin ve uygun bir sosyal vasatın, insanın takva (erdem, kötülükten sakınma)sını ortaya çıkarabileceğini ifade etmektedir. Eğitimsizliğin veya kötü bir öğrenmenin sonucunda ise, kontrol altına alınamayan fücür (şiddet, saldırganlık ve bencillik) un, kişiyi ve toplumu zarara uğratacağı belirtmektedir.(Kur'an:Şems Suresi, Ayet:7.8.9.10)

Günümüz dünyasında, insanın erdemlerini yüceltip, şiddet duygusunu örtmeyi amaçlayan barış ve huzur eksenli, samimi bir gayretin olduğunu sanmıyorum.Artık insanlık için böyle bir ideal yoktur.İnsan, daha çok kazanmanın, daha çok bencilliğin kısacası;hırs ve arzularının öznesi yapılmıştır.Çıkar hesapları, insan hayatının önemini ikinci plana itmiştir.Asıl itibariyle dinler, huzur ve intizamı gerçekleştirmek için yola çıkmış olmalarına rağmen, daha sonrakilerin bencil tutumları yüzünden ideallerinden saptırılmışlardır.Yani insanoğlu tarih boyunca hayatının eksenine koyduğu dini bile kendi çıkarına uydurmaya kalkmıştır. Ve uydurmuştur da...Bunu bildikten sonra, insanın kendi ürünü olan ekonomik ve sosyal sistemlerin, güçlülerin hegemonyasına hizmet temeline oturduğunu anlamak zor olmayacaktır.Bu, ABD'nin Irak'a ve halkına getirdiği demokrasiye baktığınızda, başka delile ihtiyaç duymayacaksınız manasına gelir.

Biz insanlar, farklı renk ve biçimlerimizle, bedenlerimizle dünya üzerinde birlikte yaşayamaya çalışan, bunu zor da olsa becerebildiğine inanan varlıklarız.Yarımız aç, yarımız tok...diğer yarımız, cehennemle daha dünyadayken tanışmış olsa da... yaşıyoruz.Bedenlerimizle oluşturduğumuz bu birlikteliğin, ruhlarımızda asla gerçekleşemediğini, bundan sonra da kesinlikle gerçekleşemeyeceğini görmek ve bilmek ne kadar acı! Balinaları kurtarmak için çevrecilerin verdiği mücadele takdire değerdir.Ama dünyanın her yerinde, birilerinin çıkarları için her gün ölen insanların umursanmaması, onlara sahip çıkılmaması, bu değerin iflası, yukarıdaki görüşümüzün de onayı gibidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 680
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster