Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
71
 

İnsan Üzerine

Çırılçıplak dünyaya gelen insan, yavaş yavaş çeşitli isim ve sıfatlarla giydirilir. Önce erkek veya kız, sonra sarışın ya da esmer. Hatta beyaz yahut siyah.

Bu doğuştan gelen niteliklerin yanı sıra zamanla bir de doğduğu aileden gelen etiketler yapıştırılır hüviyetine. Dini, mezhebi, milliyeti, memleketi, adı, soyadı bir paket halinde sunulur kendisine. Bir de kişiye göre değişen isim ve sıfatlara sahiptir insan. Evlattır, kuzendir, torundur, kardeştir ve daha birçok şeydir birçokların gözünde... Oysa ki henüz hiçbirinin ne olduğunun farkında bile değildir kendisi. Zaten farkında olmamasını kimse önemsemez. Çünkü bunların hiçbiri kendisi için değil çevresindeki yetişkinler için bir anlam ifade eder. Zira kendisi henüz sadece insandır.

Büyüdükçe fiziksel özelliklerine göre de bir takım sıfatları edinir insan: Zayıf veya şişman, uzun ya da kısa. Bunlar da yeterli değilmiş gibi zamanla insan, kendi isteğiyle de çeşitli etiketlere sahip olmaya başlar: İşçi ya da işveren, memur veya esnaf. Ve bir süre sonra artık insan, kendisine yapıldığı gibi kendisi de çeşitli isim ve sıfatları başkalarına vermeye imkan sağlayacak yeni etiketleri alır üzerine: Baba ya da anne, hatta zamanla dede veya babaanne...

Sadece bu isim ve sıfatları taşıması yeterli görülmez insanın. Bir de bunlarla beraber sunulan çeşitli yükümlülükleri de yerine getirmesi beklenir kendisinden. Oysa hiçbir insan seçmemiştir memleketini, tıpkı milliyetini seçmediği gibi... Fakat seçtikleri gibi seçmediklerinin de görev ve sorumluluklarını taşıması beklenir insandan. Erkekse başka, kadınsa başka işlerle uğraşmalı mesela. Müslümansa ayrı hristiyansa ayrıdır insan. Memleketinin bile artı ya da eksileri verilir insanın üzerine. Ve görecelidir bunlar. Hemşehrileri tarafından takdir edilen bir niteliği başka memleketliler tarafından yerilme sebebi olarak görülür kimi zaman.

Bu etiketler insanı zamanla öyle bir hale getirir ki insan kendisine doğuştan ve ailesinden gelen özellerinden dolayı yine kendisine doğuştan ve ailesinden gelen özellikleri olan başkalarından üstün görmeye başlar kendini. Yetmezmiş gibi başkalarını da bu sıfat ve isimlere göre değerlendirir. Ten renginden zekasına dair ipuçları çıkarırken milliyetinden ve diniden karakterine dair bilgiler edinir. Yeterli görmezse detaylara iner insan: Memleketi yahut mezhebi tamamlar eksik bilgileri...

Çırılçıplak dünyaya gelen insan, önce kategorilere ayrılır sonra kategorilere ayırır kendisi gibi çırılçıplak dünyaya gelenleri. Bakıldığında her başlık, birkaç alt başlığı barındırır bünyesinde. Tablonun en üstünde ise her şeyden önce sahip olduğumuz fakat zamanla unuttuğumuz en güzel sıfat bulunur: İnsan*... Öyleyse ne gerek var bu kadar isime ve sıfata? Sadece "insan" olmak yetmez mi insana?

 

*İnsan: Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Türk Dil Kurumu

jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu dünyadan geçen bir türüz sadece; ama insan, ama bitki, ama hayvan...yüreğinize sağlık

jale kasap 
 06.09.2020 14:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 66
Kayıt tarihi
: 12.05.20
 
 

Çok fazla sıfata gerek yok: Bir garip insanoğluyum. Kitap okumayı, deneme yazmayı, düşünmeyi, maviy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster