Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '10

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
538
 

İnsan ve örgütlenme

İnsan ve örgütlenme
 

İnsan aile yaşamına ihtiyaç duyan sosyal bir canlıdır. Düşünür ve aklı ile hareket eder. Konuşma yeteneğine sahiptir. Ortaklık bilincine sahiptir. Kendini geliştirir, yaratır, üretir. Yaptıklarını ve yapılanları sorgular

Örgütlenme ile insanlar bireysel olarak çözemedikleri sorunları birlikte çözmek üzere hareket ederler ve karar verirler. Baskı grubu oluştururlar ve politikalara yön vererek sorunlarını çözerler.

Bireylerin ortak hareket güçleri ve yetenekleri, toplumların ve de ülkelerin kaderini belirleyen tarihin en önemli dönüm noktaları olmuştur. İlkçağlardan bugünlere kadar toplumların bu özellikleri ile birçok sorun kolaylıkla aşmıştır. Günümüzün gelişmiş toplumlarının sosyolojik ve tarihsel geçmişlerini incelediğimizde toplumların örgütsel duyarlıklarının ülkenin gelişmesinde ne denli etkili olduğunu görmekteyiz.

Örgütsel bilince ve güce sahip toplumlar başarı ile varlıklarını korurken, bu güce sahip olmayanlar yok olmuşlar ve tarihin sararmış sayfaları arasında yerlerini almışlardır. İlk çağlarda insanoğlu kendisini ve ailesini korumak, barındırmak, besin bulmak ve aile içinde bunları paylaşma davranışı göstermiştir. Aile nüfusunun zamanla artması sonucu bu davranışını daha farklı kurallar ve yöntemlerle uygulamaya başlamıştır. Bu dönemlerde insanoğlu avlanmaya ve besin toplamaya yönelik teknikler ve aletler geliştirmişlerdir. Ateşi keşfetmeleri ile birlikte teknolojik yeteneklerini de artırmışlardır.

Aile toplulukları halinde sürdürülen yaşam, gerek nüfusun artması, gerekse ailelerin toplu korunma ihtiyaçları nedeniyle gıda kaynaklarına doğru göç eden kabileler haline dönüşmüştür. Hayvanların evcilleştirilmesi ile su kenarlarına ve yeni otlaklara yönelmişlerdir. Bu ihtiyaçlar hakimiyet mücadelelerini ve otlak savaşları yaratmış ve dünya yeni bir süreç içine girilmiştir. Tabii zaman içinde tekerleğin icadı kabilelerin hareket kabiliyetlerini artırmalarına imkan sağlamıştır.

İnsan toplulukları bitkisel üretim sürecine geçtikten sonra da yerleşik düzen ihtiyacını duymaya başlamışlardır. Tarım yaptıkları alanlarda köy yerleşimleri oluşturmaya başlamışlardır. Başlangıçta avcılık ve doğadan gıda toplayıcılığı şekilde başlayan sosyal yaşam, yerleşik hayata geçilmesi ile birlikte tarımsal üretim ile şekillenmeye başlamıştır.

Köy yerleşimlerinin yaygınlaşması, bitkisel ve hayvansal üretimin artması ile birlikte başlangıçta aileler ve kabileler arası olan değişim ve takas yerini kurallar konulmuş bir ticarete bırakmıştır.

Ticaretin artması, anlaşmalar yapılması ve paranın kullanılmaya başlaması ile köylerin yerini daha büyük yerleşimler almaya başlamıştır. Bu süreç içinde oluşan şehir devletleri korumaya ağırlık veren kaleler oluşturarak tarımsal üretim ağırlıklı olan ticaretlerini şekillendirmeye başlamışlardır

İnsanoğlu ilkçağlarda sadece kendi ailesine yönelik ortak hareket ederken, kabile yaşamına geçtikten sonra diğer ailelerle iletişim kurmaya ve ortak hareket etmeye başlamıştır. Yerleşik düzene geçiş ile birlikte ağırlıklı olarak tarımsal üretimde; ürettikleri ürünleri ortak hasat etme, ortak değerlendirme, ortak pazarlama konularında basit kurallarla da olsa çeşitli birliktelikler içine girmişlerdir.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecinde sektörler arası rekabet, pazarlamadaki paylaşım mücadelesi, yönetim sistemlerinin değişimine paralel olarak örgütsel yapılarda değişime uğramıştır.

Başlangıçta tarım toplumunda şekillenen örgütsel oluşumlar, gelişen teknolojinin ışığında üretimde, ulaşımda ve haberleşmedeki gelişmeler ile birlikte daha da değişime uğramıştır. Köyün sınırlarını aşamayan örgütsel hareket, şehirlerin ve ülkelerin sınırlarını aşmaya başlamıştır.

Özetle örgütlenme çağlar boyunca insanın doğasında olan toplumsal bir davranıştır. Bu davranış her çağda ihtiyaçlara göre şekillenmiştir. Tarihsel süreç içinde çeşitli oluşumlar altında şekillenmekle birlikte örgütlenmeler 2 temel başlık altında toplanmıştır. Bunlar mesleki örgütlenme ve ekonomik örgütlenmelerdir.

Toplumun her kesiminde ve her ekonomik düzeyinde örgütlenme ihtiyacı vardır. Geri kalmış ve fakir çevrelerin bu birlikteliğe ihtiyacı oldukça fazladır. Bu nedenle ülkemizde gelir düzeyinin en düşük olduğu tarım kesiminin kalkınmasında örgütlenmenin önemi büyüktür.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 411
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster