Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '14

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
130
 

İnsan vücudu ruhu ya da sadece uçmak

İnsan vücudu ruhu ya da sadece uçmak
 

Düşünün özgür olduğunuzu, size bağlı bağımlı kimsenin bir şeyin olmadığını.  Bir balona bindiğinizi düşünün. Ancak balon havalanmıyor. Sebep? Ağırlıkları balonu yerde tutuyor. Ne yapmak istiyoruz. Uçmak. Nereye? Nereye olursa gökyüzüne.  O zaman balondaki ağırlıkların iplerini kesin. Ama hepsini değil azar azar ağırlıkları bırakın ki uçabilesiniz.  Problemler haritasından uzaklaşıp yeniden doğuş hissiyatına doğru.. Yerden yükseldikçe ağırlıkları atmaya devam edin. Yönünüzü belirlemek için. Hafifliğin tadını çıkartın. Herkes her şey kendi başının çaresine bakar. Siz bakmayın. Başınızı başka yöne çevirin.  Başka şeylere bakın. Keşfedin. Dinç hissedin.  Ayaklarınız sağlam yere basmasın. Boşverin. Onlar memnun özgürler. Şehrinizin  şehirlere ülkenizin ülkelere denizlerin okyanuslara karıştığını göreceksiniz. Uzaklaştıkça küçülecek. Hepsi. Herşey.  Küçüldükçe onlarından sadece  sanrıdan ibaret olduğunu fark edeceksiniz. Büyüklüğünüzü anlayacaksınız. O zaman değerinizi göreceksiniz. Hiçlikle çokluk arasında fark yoktur.  Boyutlar farklıdır. İki uçta gözükse bile aynayla baktığınızda netice aynıdır.

Uçtu bu kız diyeceksiniz. Haklısınız uçtum valla. The Human Body Exhibition, İnsan Vucuduna Çarpıcı Yolculuk 18 şubat 31 mart arası İstanbul Akvaryum Bilim Merkezinde. İnsan vucudun tüm organlarını mucizevi bir şekilde bütün ve parça parça görmeniz mümkün. Sindirim sistemi, solunum sistemi, sinir sistemi, kemikler, kaslar, kan damarları ve organların kadın, erkek, çocuk ve ceninde nasıl olduğunu kanlı canlı görüp inceleyebiliyorsunuz. Allah’ın işine bak diyorsunuz. Muhteşem bir içimiz var tek kelimeyle. Parçalara ayrılmış 200 tam ve kısmi insan vucudu örnekleri bulunmaktadır. Ruhsuzlar. Ruh olmadıktan sonra bedenin nasıl olduğunuda görebiliyorsunuz. İşlem geçirmiş hallerini tabi. Hareketsiz. Sessiz. Renksiz. Kokuyordu. Başta içim kalktı sonra alıştım. Sindirdim desem daha doğru olur. Düşünsenize bedeninizle yüzleşiyorsunuz. Aynaya bakmak gibi değil X-ray ışınlarınında ötesi, içinizin içine bakmak gibi.  Siz değilsiniz ama organlarınızın referansı. Beyin çok ilgimi çekti sebebim var inceledim inceledim. Örneğin beynin parmak izi gibi kişiye özel olduğunu biliyormuydunuz. Beyinciği gördüm aha dedim. Allah’ıma milyonlarca şükrettim.  Bu arada vucuda giren zararlı gıdaların, maddelerin organlarda nasıl hasarlar bıraktığını görüyorsunuz. Dikkat ürkebilirsiniz. Sergi, öğrenciler, küçük çocuklar, özellikle tıp okuyanlar için öğretici, insan için büyüleyici görüntüler barındırıyor. Sanki tüm evrenin doğası vucudumuza sıkıştırılmış. Zip yani sıkıştırılmış dosyalar var gibi. Harita misali. Gidilen her yönde amacına ulaşılan bir yol var. Şahsi olarak arterlere bayıldım. Ağaç şeklinde dallara ayrılmış, renkleriyle tam bir sanat eseri. Etkilendim. Vucudumuzun kaslarıyla sinirleriyle kemikten etine derisine kadar organlarıyla eşsiz bir uyum içinde nasıl çalıştığını görüyoruz. Makine gibi. Oyuncakları hareket ettiren pillerdir. Vucudumuzunda pili kalptir. Pillerin ömrü sınırlıdır biter. Oysa sağlığımıza iyi baktığımız sürece kalbimizin ömrü uzar. Bir tane var.  Oyuncak değiliz, dedim ya kanlı canlı ordayız. Ama ordayız. Öldükten sonra yokuz. Yaşadığımız günlerin tadını çıkartmak lazım. Hayatı kendinize zorlaştırmayın. Sadece yaşayın.  Ömrünüzün uzunluğu mutluluğunuzla paralel olsun. Sevgiler.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 514
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Sanatla ilgileniyorum. Işık olan yerde zaten beyaz vardır. Karanlıkta kalanlar siyahtır. Renkler ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster