Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
60
 

İnsana Dair Şeyler

Bir yola çıktık, belki de yol biterken fark ettik, ömrümüz bir kum saati gibi tükenirken, durup dikkatlice bakmak ne mümkün, işte görebildiğimiz kadarıyla gösterebilmeyi gönül isterdi elbet; bu her zaman mümkün olamıyor, olmuyor.

Uzunca bir müddet okuyup anlamaya, daha sonra yaşadıklarımla okuduklarımı harmanlamaya, bir müddet sonra da gezdiğim gördüğüm yerlerde, şehirlerde, ülkelerde insanları ve tarihi eserleri gözlemlemeye çalıştım, kısa yazılar yazdım. Dikkatlice ve elimden geldiğince ata at, ota ot diyemedim. Siz de diyemezsiniz; diyemezdiniz. Tarih boyu eli kalem tutup da yazmak isteyenlerin, sözde günümüzdeki demokrasi insan hakları diye kavramları ortaya atılmasına rağmen aslında ne kadar az şey söyleyebildiklerini kavradım. Ne de olsa kalem ehli silahşor değildir ki kendini korusun; milyarder değil ki, yazdıklarıyla geçinsin. Evet, başta ülkemizde de yazarlıkla geçinen şairler ve yazarlar vardır; bunların sayıları öyle sanıldığı gibi binleri, on binleri bulduğu konusu tamamen gerçek dışıdır. Bu yüzyılda yazmak bu kadar külfetli bir işken, geçmiş yıllardan günümüze ne kadar doğru eser gelebileceği konusunda şüpheye düştüğümü itiraf etmeliyim. Öyle ya bilgisi olan egemen gücün beğenisi ve egemen gücün çıkarına uygun davrandığı, eleştirdiği ve sistemin kötülüklerini ifşa ettiği zaman bunu canıyla ödediği pek çok hikâye duymuş veya okumuş olmalısınız.

Bir ülke ya da şehir fethedilir; eserleri günümüze kadar ulaşan yazar ve şairler genelde yeni fatihe methiyeler düzüp bağlılıklarını ifade ettikleri sürece var olabilmişler, eserlerinin bir kısmı günümüze kadar ulaşabilmiştir. O halde geçmişten günümüze gerçekte büyük bir bilgi kirliliğiyle gelen uzunca bir süreç mevcuttur ki bu durum günümüzde de pek değişmiş değildir. Para için yazılanlar, para tarafından satın alınmış, daha büyük para ve güç de kendisine rakip bırakmamıştır. Günümüzden yaklaşık beş asır öncesinden başlayan bu süreç bilgiyi bir şekilde endüstrileştirmiş ve endüstrinin paranın tekeline almıştır. Geçmişte en iyi ihtimalle derebeyinden himaye görerek yazanlar; günümüzde tanınır olmak için daha büyük, daha karmaşık organizasyonları sayesinde var olabilmişlerdir.

Bir eser vücuda getirmek aslında ciddi bir uğraş; belli bir yaşanmışlık, görgü, görebilme gerektiren yazma sanatı bunların hiçbiri de olmaksızın pekâlâ olabilir. Bir tarafa yaslanıp diğer tarafa taş atan sözde ideolojik yazarlar, binlerce, milyonlarca kişiyi etkilemiş dahi olabilirler. Gerçekte algıların önemi elbette vardır; insan ne de olsa algılarıyla, algılar ve talep eder. Algıları yönetenler ise gerçekte size hükmedenlerdir. Bunu fark etmek çoğu insanın işine gelmez. Onları suçlamak elbette işimiz değildir; ancak insanı insan sınıfına gerçekte hangi erdemler yükseltir diye sormak bu durumda ezberlenmiş klişeleri tekrar etmeyi gerektirir ki bu durumda insan belli kalıplara yerleştirilmiş, yani imal edilmiş bir canlı türünü ifade etmekten öteye gidemez. Nitekim bu durum; dün de öyleydi, bugün de aşağı yukarı aynı şekilde denebilir.

Felsefi bir giriş olduğunun farkındayım; elbette yaşamak, hayatta kalmak bir toplumda bile bu denli zorken; çünkü siz insanlar, çocukluktan başlayarak hemen her gün birçok tuzakla karşı karşıyasınız ve birileri sizin sırtınızdan bir şeyler kazanmak size bir şey yapmak istiyorlar. Güzel bir kadınsanız, yakışıklı bir erkekseniz, mesleğiniz yoksa veya mesleğiniz varsa hemen her alanda gerek psikolojik gerekse fark edilmeyen kısıtlamalarla karşı karşıyasınız. Mesleğiniz ne dereceli, yüksek olursa söyledikleriniz kadar söylemediğiniz, gerçeği söylemediğiniz sürece var olmaya zorlayan birçok durum söz konusudur. Misal doktorsunuz ve şirket politikalarına karşı konuşmanız demek, işten atılmanız demektir. İnşaat işçisisiniz; yemek veya yatakhane konusunda itiraz ederseniz, günümüzde dahi işten atılabilirsiniz ve en yakın çalışma arkadaşınız dahi yanınızda istese de olamayacaktır; faturalar ve birçok giderlerle zaten kontrol altında olan insan nasıl özgür olabilsin?

Ulaşma, satma amacınız ne olursa olsun doğruları söylemek bu kadar gerçekte zorken, hayatta kalabilmek için, yaşayabilmek için hemen her gün vaz geçtiğimiz erdemlerimizi alt alta sıralasak her halde şaşarız.         Bu durumda imal edilmiş insan ne kadar, saf ve kendi düşüncesini ifade etmiş olur.

İyi insan olmak, hakikaten zor ve çelişkili bir süreçtir.

 

 

 

jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir tufan kopya gemiye binecek kaç insan var acaba?

jale kasap 
 03.04.2020 10:27
Cevap :
"Bunu karar verici bilir"  03.04.2020 14:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1623
Toplam yorum
: 266
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 183
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster