Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '10

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
1242
 

İnsana sadece insan olduğundan değer veren oğlum

Sevgili oğlum, canım geleceğim,

İnsanların başkalarına bakış açısının her insanda farklı olduğunu sana anlatmıştım. Sen bunları daha önce anlatmamdan dolayı bilmektesin.

Canım oğlum, bir tanem,

Geçmiş yıllarda Üniversite gençliği arasında yapılan bir araştırmada, Üniversiteli gençlere “ Nasıl insanlarla arkadaş olursunuz?” diye sorular sorulmuş. Erkekler daha çok kendi siyasi görüşüne uygun insanlarla arkadaş olacaklarını vurgulamışlar. Başka siyasi görüşte insanlarla arkadaş olmalarının zor olduğunu da eklemişler.

Canım oğlum,

Bu sorunun aynısını kızlara sorduklarında, onlar daha duygusal cevaplar almışlar. Kızlar arkadaş olacakları insanlarda daha çok duygusallık, sevecenlik, arkadaş canlısı olma özelliklerini aradıklarını ve bu tür insanlarla arkadaş olduklarını vurgulamışlar.

Canım oğlum,

Ben bu tür araştırmaları sever ve ciddiye alırım. Hem bilimseldirler. Ham doğrudurlar. Hem insanları daha iyi tanımamızı ve anlamamızı sağlarlar. Hem de toplumun farklı kesimlerini anlayarak, onlara nasıl davranacağımız konusunda bilgi verirler.

Canım oğlum,

Hayata korkarak bakanlar, ya korkarlar, ya da korkuturlar. Korku hayatın temel anlamı olunca insana her şey ikiye ayrılır ya korkulacak insanlar ya da korkutacağı insanlar vardır hayatta. Genelde gerçek anlamda sevginin egemen olmadığı ataerkil ailelerde bu görülmekte. Burada esas olan bilgi değildir. Arada gerçek manada sevgi de yoktur. Baba, dede korkulacak, yanlışı asla söylenmeyecek, onlara karşı çıkılmayacak kimselerdir. Eşler, çocuklar, varsa hizmetçi ve uşaklar ise korkutulacak, horlanacak aşağılanacak insanlardır. Yüzyıllar boyu böyle devam eden gelenekselleşmiş aile yapıları vardır.

Canım oğlum,

Birey eğer, bir işte çalışıyorsa, müdür, amir, müfettiş gibi otoriteler korkulacak insanlar, engelli iş arkadaşı, odacı, şoför ise korkutulacak sindirilecek insanlardır. Ben hayatta yaşarken bunlara şahit oldum. Bu yapılarda çocukların eğitimi sadece okula yollanmak, onlara imkanlar ölçüsünde bol harçlık vermek vardır sadece. Çocuğun sevgisi, bilgisi, başarılı olmuş akraba, komşu gibi bireylerin örnek gösterilmesi yoktur. Çünkü bunlarda sevgi ve bilgiye yer yoktur. Onlara göre vardır ama uygulamada yoktur. Sen ve arkadaşların biraz düşünürse bu insanlardan çok görürsün çevrende. Suratları asık insana pozitif enerji aşılayamayan, gördüğün zaman kaçacak yer ararsın. Sen bu tür insanlardan olmayan şanslı insansın.

Canım oğlum,

Hakiki manada insan olduğunun şuurunda olan insan ise herkesi kendine eşit olarak görür. Saygı duyacak insana gereken saygıyı ilgiyi gösterir ama onlar yanlış yaptıkları zaman da onları uyarmaktan, kendi fikirlerine aykırı davrandıkları zaman tepki göstermekten çekinmezler. Bu tepki asla saygısızlıkta olmaz. Gene kendinden yaşça olan çocuklarına sevgi göstermekten, onların güzel düşüncelerine saygı duymaktan her zaman zevk almasını da bilir. Çünkü insanların sevgiye ihtiyacı olduğunu, sevilmek için sevgi göstermek gerektiğini her zaman bilir. Bu tutuma göre davranır. Medeni olmak buna denir. İnsan olmak buna denir. Sana yapılmasını istemediğin davranışı sen başkasına asla yapmazsın. Yapanları da uyarırsın. İnsanların eşit olduğunu da hiç unutmazsın.


Canım oğlum,

Sana empatiden bahsettim. Empati, karşındaki insanın yerine kendini koyarak, onun sorunlarına öyle bakmandır. Ama bizde empati yapan çok azdır. İnsanlar karşısındaki insanı anlamak yerine, kendi fikirlerini dayatma hevesindedirler. Bu da karşısındaki insanı kendisinden uzaklaştırmaktan bir işe yaramaz. Mesela ben hem gelirime hem giderime bakarım. Karşımdaki insan bana yardım etmek istemiyor da sadece bizimle laf olsun diye konuşuyorsa işine sadece senin gelirini sormak gelir ve sana gelirinin iyi olduğunu söyler. Kendisi kira ödemiyordur senin kirada ödemediğini düşünür. Onun eşi çalışıyordur. Seninki çalışmıyordur. Kendisi hep para düşünüyordur ama sana “ Parayı düşünme “ der.

Canım oğlum,

Bu gibi insanlar işte çevresindeki insanları bu gibi önyargılarla kendilerinden uzaklaştırırlar ama farkına varamazlar. Hep suçlamak, insanın zamanla kendisinin de suçlu olduğuna inanmazına sebep olur. Empati ben merkezli olmayı gerektirir. Yapıcı olmayı, sorun çözmeyi gerektirir. Sen merkezli olmak karşındaki insanı suçlaman manasına gelir. Sen diye başlarsın sen diye tamamlarsın konuşmayı. Sorunu çözeceğim diye kördüğüme dönüştürsün. Ben merkezli insan benim karşımdaki insana ne faydam olur, ne kadar az zararım olur? Diye düşünür. Sen merkezli insan ise hep suçu karşısındaki insana atar ve bu insanlardan herkes kaçar. Kardeşi olsan bile.

Canım oğlum,

Sen ne kadar güzeller okusan da, sen merkezli insanlarla muhatap ola ola sen de sen merkezli olursun da çıkarsın ortaya. Genelde sen merkezli insanlar muhtaç, mağdur edebiyatı yaparak, mağdur, muhtaç insan rolü oynarlar. Zamanla onlarda mağdur ve muhtaç olmadıkları halde seni de inandırırlar muhtaçlıklarına. Öyle ki sende onların muhtaç olduğunu sanarak onlara yardıma başlarsın ve bir süre sonra alışan insan senden hep yardım bekler. Sen yardım edemez hale gelince de seni suçlarlar ve seni çıldırtmak için ne varsa yaparlar. Bu tür insanlardan uzak kalmak en iyisi. Seninle konuşmaya korkarlar ve aracı sokarlar, bize yardım etsin diye. Böyle tehlikeli insanlardan uzak kalmak insana güzel şeyler katar. Başkalarına yardım edeceğiz diye kendimizi tehlikeye atamayız. Önce biz sonra bizim gücümüz oranında yardım edeceğimiz insanlar gelir.

Canım oğlum,

İnsanları insan oldukları için kabullenelim ama onların bize zarar vermesine, bizleri suçlamasına, bizlerin sırtından geçinmelerine asla taviz vermeyelim. Çünkü “ Alışmış, kudurmuştan beterdir” ata sözü bizim kültürümüzden çıkmıştır. Bu konuda insanları tanıma sanatımız gün gibi ortaya çıkmaktadır. Sen de insanları iyi tanımaya bakarsın tamam mı canım oğlum. İnsanları iyi tanıyan ve onları suçlamamaya azami özen gösteren ama her istediklerini de yapmayan insan her zaman kazançlı çıkar. Ne çıkarsa kendini akıllı sanarak ona buna danışmayan ve kendi başına buyruk insanlardan çıkar.

Canım oğlum, sevgili geleceğim,

“İnsanların faydalısı İNSANLARA FAYDALI OLANDIR” . Faydalı olamıyorsan da başkaları ile ilişkilerinde alaycı olma ki, insanlarda durduk yerde senden soğumasınlar. Dalgacı insanlar hep başkaları ile alay ederler. Alay ettikleri insanlarda onlardan uzaklaşınca sen anlayışı gereği, hep seni suçlarlar, kibirli olduğundan, gururlu olduğundan dem vururlar. Çünkü alay edenler kendilerini suçlu bulmaz. Herkesin kendi alaylarına katlanmasını isterler. Sen onlarla alay etsen gene adın gururluya çıkar. Yani karşılık versen de uzaklaşsan da hep suçlu sen olursun. En iyisi onlara değer vermemek ve kendi hallerine bırakmaktır. Bu da onlara gereken değeri vermek olur. Onların egosu tatmin olacak diye neye biz zarar görelim.

Canım oğlum,

Bizler bize değer veren insanlar kadar var olalım. İnsanlar layık oldukları muameleye tabi olmalı ki belki ilerde yanlışlarını görerek düzeltirler. Bilinçli olmayan, bilgi ve kültüre seviyesi az olan insanlar her zaman sıkıntılı yaşamaya devam ederler. Hayat bizlere ya layık olduğumuzu verir ya da bizi Allah böyle insanları muhatap ederek imtihan eder. Bunu her zaman anlamalı ve insanlara layık olduğu değerlerle değer verirsek insanlar zamanla layık olduğu yaşantıya sahip olacaklardır

TURAN YALÇIN-TOKAT

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1101
Toplam yorum
: 347
Toplam mesaj
: 293
Ort. okunma sayısı
: 1550
Kayıt tarihi
: 28.12.07
 
 

1967 Tokat'ın  Pazar ilçesi doğumluyum. İşitme engelliyim. İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster