Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
455
 

İnsancıl kapitalizm

İnsancıl kapitalizm
 

Askerler ellerinde silahlar, parmakları tetikte, sütre ve kum torbası gerisinde. Gözlüyorlar yoldan geçen çarşaflı tazeleri, gözlüyorlar kısılmış gözleriyle. Besbelli ki kirli bir savaş var, ama yine de yaşamaya çalışıyor insanlar.

Peki, benim ne işim var Bağdat’ın karanlığında, kuş tüyü yatağımda olmak varken? Yoksa her şey bir düş mü? Ne fark eder ki, uyanıkken gördüklerimizin gerçek, uyurken gördüklerimizin bir yanılsama olduğunu ispatlayabilecek kimse yokken.

Birden tüm düşünceler donup kalıyor, çarşaf altına gizlenmiş bombanın kanlı sesiyle. Çoluk çocuk, yaşlı genç, erkek kadın savruluyorlar etrafa, kimi tek parça kimi hücrelerine ayrılmış. Sütre gerisindeki beyaz derili, siyah derili kovboylar dokunuyorlar tetiklere, gez göz arpacık demeden rast gele, bombanın sağ bıraktıklarını da Hades’in diyarına ya da yasak elmaların evrenine göndermek için.

Kısa süreli bir kargaşadan sonra kaldırıyorlar tüm kanlı parçaları. Tazyikli suyla her yeri tertemiz yapıyorlar, vicdanları dışında. Öyle kanlı, pasaklı, kirli paslı savaş istenmiyor insanların yürekleri burkulmasın diye.

Tüm yitip gidenler küçücük bir cümleye dönüşüyor. “Yaklaşık bir milyon ölü.” Her gün ruhunu teslim eden beşler, onlar değiştirmiyor toplam rakamı. Hiç birine matematiksel bir simge olmanın şerefi bile bahşedilmiyor. Uzaklardan bir faninin sesi yankılanıyor: <ı>“Ruhun mezbahalarıyla fırınlarının kokusunu almıyor musun? Boğazlanmış ruhun buğularıyla tütmüyor mu bu ülke?” (1)

Göz kapaklarım yavaşça aralanırken, tüm düşler ya da düş sandıklarım ince bir sis tabakasının arkasında kaybolup gitti. Şimdi gerçek dünyadaydım. Büyülü, renkli cam açıkken karşısında uyuyakalmıştım. Ekranda ise Davos kayak pistinde, düzenin baş muhafızları ve sömürülen ayak takımının kibirli yöneticileri ile bir araya gelmiş çağımızın dahi çocuğu Bill Gates <ı>“yeryüzündeki en iyi sistem olarak adlandırdığı kapitalizmi daha insancıl hale getirmeye çalışacağını” anlatıyordu. <ı>“Ekonomik kalkınmayı başarmış ülkelere bakarsanız, petrol üreticileri hariç hepsinin tarımı temel unsur haline getirdiğini görürsünüz.” tespitinde bulunan dahi çocuk, <ı>“kurduğu vakıf kanalıyla Asya ve Afrika’da tarım sektörüne yapacağı 306 Milyon Dolar’lık yardımın, toprağın ıslahı, süt ve kahve üretimi ve sulama alanlarında kullanılacağını” açıklıyordu.

Gözlerim ekrana sabitlenmişken, düşüncelerim Aristo’nun ikili mantığı çerçevesinde iyi-kötü etiketlerinden hangisinin dahi çocuğun eylemlerinin bütününe uygun olduğuna yoğunlaşmıştı. Karar vermeye çalışırken klasik mantığın önermelerinin siyah ve beyaz gibi aşırı uç değerleri kullanmasına karşılık bulanık mantığın (fuzzy logic) gerçek hayata uygun olarak tamamen grilerle çalıştığı düşüncesi zihnimde canlandı.

Ama “düşümde gördüğüm gerçek Bağdat simsiyahtı” diye kestirip attım.

Dahi çocuk etiketlenmeden ekranı terk ederken Derviş hazretleri arz-ı endam eyledi. Bu derviş, Voltaire’in felsefi öyküsü Kandid’de insanın yaratılış gayesini sorgulayan Pangloss’a “susmanın erdemini” anlatan Osmanlı Dervişi değil; kapitalizmin kutsal muhafızlarının taşeronu olarak “güçlü ekonomiye geçiş programını” uygulamaya koyan kemal’e ermiş Derviş idi. Hazret bilgece konuştu; <ı>“Sermayenin hâkimiyetini içerdiği için insancıl kapitalizm önerisine karşıyım. Sermayenin değil, insanların hâkim olduğu bir toplum modeline inanıyorum."

Galiba yine düş görüyorum derken kendine biçilen rolü hatırlayan Derviş, “<ı>Serbest piyasa ekonomisini desteklediğini, ekonomik krizlere müdahale için yeni bir kurum oluşturmaya gerek olmadığını" ifade etti, <ı> “IMF ve Dünya Bankası'nın daha demokratik hale getirilmesini” önerdi.

Bağdat cehenneminde yaşayan adsızların, ekranda ifade edilen erdemli düşüncelerden habersiz olmaları ne kadar acıydı. Düzenin yüce insanları bu karda kışta Davos’ta toplanıp kapitalizmin insancıllaştırılmasını tartışırlarken onlar kendilerini havaya uçurmakla meşguldüler.

(1)F.Nietzsche-Böyle Buyurdu Zerdüşt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bulunduğumuz coğrafyanın tarihsel çizgisini Kara Afrika'nınkine yaklaştıran Irak cehennemini felsefi bir dille insanlığın gözü önüne serdiğin için teşekkür ederim. Bağdat, gericiiliğe batmış ve yeni emperyalizmin boynundan tuttuğu Batı'nın ve iş ortaklarının karanlık yüzünü gösteren kocaman bir ayna. Bunun karşısında yaşam bulan ise radikal köktendinci intikam örgütleri: İkisi de birbirinden beslenip birbirine kan veriyor. Elleri kana ve yağa bulanmış. Bundan çıkarılacak pek çok ders ve üstlenilmesi gereken sorumluluklar var diye düşünüyorum. "Derviş"i ise "medeniyetin" günah çıkaran papazı olarak okumak gerek. Sevgilerimle.

Hakan Kildokum 
 13.02.2008 10:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 609
Kayıt tarihi
: 15.01.08
 
 

1961 yılında Konya ili Beyşehir ilçesinde doğdum. İlk öğrenimi İzmir Ali Akadlar İlkokulunda (1972),..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster