Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1493
 

İnsanı kabuğunu soymadan yemeyin!

İnsanı kabuğunu soymadan yemeyin!
 

En çok tartışılan tıbbi geyiklerden biridir: Mevye ve sebzelerin vitamini kabuklarında mı yoksa iç kısımlarında mı? Genellikle vitaminin bu tür gıda maddelerinin kabuklarına yakın kısımlarında bulunduğu ve mümkün olduğunca soymadan yenmesi ya da pişirilmesi gerektiği söylenir. Bu konuda fazla bilgi sahibi değilim, zaten amacım da vitaminler hakkında bildiklerinizi size tekrar anlatmak değil. Bu sadece konuya girmek için bir bahane!

Vitamin, “genellikle taze besinlerde bulunan ve vücutta eksikliği hastalıklara yol açan organizmaya besin ya da ilaç olarak dışarıdan sağlanan maddelerin genel adı” olarak tanımlanıyor TDK Sözlüğü’nde.

Vitamin eksikliği enfeksiyonlara karşı zayıflıktan, büyüme yetersizliğine, üreme zaafından sinir sistemi hastalıklarına kadar birçok soruna yol açıyor. Et, süt, yumurta, balık, karaciğer, taze mevye ve sebzeler, ceviz, bira mayası, fındık vs vitamin yönünden zengin gıda maddeleri... Vitaminlerin özelliği vücuda dışarıdan sağlanması. İnsanın kendisi üretemiyor bu sağlık açısından vazgeçilmez maddeleri.

İnsanın manevi anlamda da vitaminlere ihtiyaç duyduğuna inanıyorum. Bu vitaminin de mutlaka dışarıdan, yani başka insanlardan alınması gerekiyor. İlgi, anlayış, empati, hoşgörü, sevgi, sadakat, vefa, saygı, merhamet, adalet ve aşk gibi duygular vitamin açısından çok çok zengin. İnsan bu anlamda hem vitamin tüketicisi hem de aynı zamanda bu yararlı “madde”leri başkaları için kendi benliğinde üreten bir organizma. Dolayısıyla bu üretme yeteneğini yararlı biçimde kullanabilmek için başkalarıyla karşılıklı vitamin alışverişi ilişkisi içinde olması lazım.

Manevi vitamin yetersizliği maddi vitamin eksikliğinden daha vahim sağlık sorunlarına yol açabilir insanda. Sevgisizlik, göz kararması, düşmanlık, içe kapanma, kendi kendine konuşma, intikam hissine kapılma, öfke, kıskançlık, antropofobi, sosyal fobi gibi sonuçlara yol açabilir. O yüzden asgari ölçüde de olsa günlük olarak karşılanması şart. Satın almak için en yakın “eczane” en yakınınızdaki kişidir. Parayla satın almak da mümkündür ama en yararlısı bedava olanıdır. Alışverişte daha çok takas sistemi geçerlidir. Tanışmak, konuşmak, anlamak, dinlemek, anlatmak, sevmek vb yoluyla değiş-tokuş edilir.

Bu vitaminlerin kullanımı gayet kolaydır. Pişirmek gerekmez; çiğnemeden yutulur buna rağmen rahat sindirilir. Bu konuda siz ne kadar üretken olursanız başkalarından almanız da o derecede kolaylaşır. Gerçi bazıları tüketmeyi sever ama pek üretken değildirler. Bu tiplere kısaca “nankör” denir halk arasında.

Karşıdakinin kullanabilmesi için çeşitli formlarda sunabilirsiniz bu ilacı. Dostça bir bakış, bir selam, bir hal-hatır sorma, bir adres tarif etme ve bir kusuru görmezden gelmekten başlayıp tutkuyla kucaklaşmaya, “seni seviyorum” demeye, bir teklife “evet” cevabını vermeye kadar uzanıp gider. “Katılmıyorum, ancak fikrinize saygı duyuyorum”, “sizi anlıyorum”, “hatalıyım”, “çoktandır haber alamadım, bir sorayım dedim”, “doğum günün kutlu olsun” türü cümleler karşılıklı vitamin üretimini kamçılar.

Mevye ve sebzelerde vitamininin en çok hangi kısımlarda bulunduğunu bir türlü ezberleyemedim ama insanın vitamininin kabuğunun altında olduğunu kesinlikle biliyorum. İnsanın mutlaka kabuğunu soymanız gerekir. Kişi pek alımlı çalımlı görünebilir. “Haute - couture” giyinmiş, cildi pürüzsüz, rengi parlak, genç, yürüyüşü endamlı... Mevzun, yakışıklı, güzel, zengin, şık, kariyer sahibi, cazip, seksi, soylu, geniş çevreli, güçlü vs olabilir. Arabası, evi, zenginliği, kasları gözünüzü kamaştırabilir. İlk bakışta kendi kendinize, “bunda acayip vitamin vardır şimdi” deyip yaklaşmak istersiniz ama ya zaten yaklaşmanıza izin vermez ya da kabuğunu soyma fırsatı bulduğunuzda bir bakarsınız ki bir miligram bile vitamin yokmuş kişide. Tabii ille de dış görünüşün tersi olacak diye bir kural yok. Bazen de içi dışı birbirine uyar insanın; artık şansınıza kalmış.

“Vitaminlerinden en verimli biçimde yararlanmak için sebzeleri fazla pişirmeyin” diyor beslenme uzmanları. "Elmanın kabuğunu soymadan yiyin; patatesi mümkün olduğunca ince soyun."

Ama bence insanı kesinlikle kabuğunu soymadan yemeyin. Onun vitamini elbiselerinin, derisinin hatta kaburgalarının altındadır. En çok da sol göğsünün altında yoğunlaşmıştır. Kişinin gözleri de ihtiva ettiği vitamin zenginliği konusunda ipucu verir ama içinde ne olduğunu tam anlamak için kabuğunu epey kalın soymak gerekir. Bıçağı şöyle derine daldıra daldıra...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Peküüüü sevgili arkadaşım? Hani fazlaca vitamin yüklendiğin zamanlarda da cildinde, gözleinde vaya diğer uzuvlarda bir takım rahatsızlıklara yol açıyor ya? İnsanın insana verdiği vitamin de bu hesap! bazen doz aşımı sakat durumlar oluşmasına yol açabiliyor ;)) O nedenle diyorumküne(aykırı biri olarak demesem çatlardım zati), AMAN DOZ AŞIMINA DA DİKKAT EDELİM ARKADAŞLAR! Her ne kadar herkes kendi içindeki prospektüsünü kendi biliyor ise de, okumaya çalışan tarafa bu prospektüsü doğru okumaları konusunda yardımcı olmayı bir görev bilelim! Başkaca bir doktor tavsiyesi yok ise, kendi dozumuzu ayarlamaya dikkat edelim ve vitamin olacağımız arkadaşları komaya sokmayalım! Ok midir? Anlaşılmış mıdır? :))))))

Leyla ÖNDER 
 07.02.2007 17:24
Cevap :
Sevgili Leyla, ben yazılarımde bazı noktaları bilerek eksik bırakıyorum okuyanlar tamamlasın diye! (ba ba ba! büyük yazar!) Doz aşımı boyutunu eklemeyi de sen sevgili arkadaşım üstlendin işte. "Vitamin olacağımız arkadaşları komaya sokmayalım", OK'dir, anlaşılmıştır, mesaj alınmıştır, kimse komaya sokulmayacak, kimsenin komaya sokulmasına izin verilmeyecektir:))) Deli bayan (!) sizi gördüğüme sevindim burda:) Çok selaam...  08.02.2007 10:34
 

Saglikli beslenme benim favori konum oldugundan, atilan baslik ilgimi cekti. Bir süre okuduktan sonra benzetmeniz gözlerimi parlatti. Görüyorsunuz paylasimin yararlarini. Düsünce üretebilmek icin yeni bir kaynak oldu benim icin. Böylesine zeki bir benzetim simdiye dek ne duydum nede düsünebilmistim.Tebrikler Celal Cevik Bey .Cok hos bir benzetim. Ben diyorum ve hep diyececegim. "Bizim insanlarimiz yürek ve beyinleriyle olusturduklari sentez bir baskadirlar diye". Sevgiler-saygilar

mine objektif 
 16.10.2006 21:33
Cevap :
Sizin yorumunuz daha da hoş Mine Hanım, yazımın düşünce üretmenize katkısı olduysa ne mutlu bana. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Almanya'ya çok çok selam. Sevgiler...  17.10.2006 9:52
 

Meyvelerden aldığım bir yana, mucize olmasını dileyerek başını okşadığınız lösemili çocuk için akan gözyaşlarınızda anlamıştım kalbinizin güzelliğini .Bu yazıyla da pekişmiş oldu. Bugün ki vitamin için teşekkürler.

Tuğba 
 14.10.2006 13:13
Cevap :
Sevgili Tuğba, bu güzel yorumuna diyecek bir şey bulamıyorum. Beni çok mutlu ettiğini ve yazma şevkimi arttırdığını söylesem yeter mi? Eline, yüreğine sağlık. Çok çok selam :))  14.10.2006 17:17
 

Benim kabuklarım hemen fora dedi yazınızı okuduktan sonra. Maalesef artık bu manevi vitaminler, ıspanaktaki demirden daha az kaldı insan nesli bünyesinde. Diyorum ki biz de ekolojik tarıma geçsek... Ellerinize sağlık, vitamininize bereket:)))))

S.USLU 
 13.10.2006 9:24
Cevap :
Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim S. Uslu hanım. Evet, tüketim ekonomisi mevyelerde olduğu gibi insandaki manevi vitamini de asgariye düşürdü. Eğer neslimiz devam ederse eninde sonunda biz de ekolojik tarıma geçeceğiz sanırım! Tekrar teşekkür, çok çok selam :)))))  13.10.2006 11:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3658
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster