Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
357
 

İnsanı sevmek ve halka adanmak

İnsanı sevmek ve halka adanmak
 

Genel tanımıyla sol, ekonomik politika tercihlerinde önceliği üretime, emeğe vermek, gelir ve geçim adaletini sağlayan ve gelecek güvencesi veren sosyal bir düzeni, demokrasi ve insan hakları temelinde inşa etmekten yana olmaktır.

Merkeze dönük bir solun, evrensel gelişmeleri özümsemiş olması kadar kendi ulusal kültürünün özgünlükleriyle de bağdaşır olması gerekir. Anayasal monarşi ya da cumhuriyet düzenlerinin tümünde ve ister eski ister yeni Dünyada, işleyen demokrasinin ana akımlarından biri olmak ve temsil açısından yerelde ve genelde hükümet (iktidar) olmak bu temele bağlıdır.

<ı>Yazının konusu sol’un kuramından çok Türkiye’deki pratiğinde o kuramı taşıması gereken siyasal kadroların eleştirisiyle ilgilidir… Parti siyaseti, kitle örgütlerinin gelişmesine karşın halen son derecede yaşamsaldır; partiyi, sol, yapacak olan da program, uygulama standartları, kadrolar ve taşra örgütleridir. Yapı doğruysa, çatı doğru çatılmışsa sorun çözen örgütlerden söz edebiliriz, değilse, kendisi sistemsel bir “sorun” haline gelebilir.

Ne yazık ki bizim yakın geçmişimizde, katılımın eksikliği, darbeler ya da diğer maddi zorluklarla dayanılarak açıklanması güç şekilde, sol kültürde, tersten okumayla başlayan yanılgılar giderek süreğenleşmiş ve solun aşması gereken “biat” anlayışı: lidere bağlılıkla bağımlılığı karıştıran ilişkiler, kimi rol modellerce ön plana çıkarılmış, kışkırtılmış ve kanıksatılmıştır!

Özgürlüğü kendi içinde yansıtmayan, halkçı kadroları listelerinde taşımayan (merkez) sol, gündeliktir, kırsaldır, yapaydır, edilgendir, “Edirne’yi geçemez” ve giderek de doğuya erişemez haldedir. Bu artık bir üst-alt yapı ilişkisi, birbirine eklemlenmiş neden-sonuç işleyişidir. Partinin “tapusu üstlenilmiş” ve ama siyaseten adeta kayyuma devredilmiş, mahcup muhalefet anlayışı ile sabitlenmiştir. Düzen, bu solu adeta teslim almıştır!

Gelişmenin, değişimin, dönüşümün üzerine abanmak budur. Reformculuğun en tutucu kesimlere tahvil edilmesine ortam yaratmak budur. Emperyalizme karşı canlarını veren kuşaklara saygısızlık budur. Türkiye’yi okuyamamak, dünyaya kapılarını kapatmak budur. Halkçılığı dincilere, ulusalcılığı şovenlere kaptırmanın yolu budur. Ondan sonra da, “neden sağın seçeneği sağ oluyor?”, “neden marjinaller merkezi yutuyor?” diye sorulmasının anlamı nedir?

Bu tablodan en büyük sorumlu olanlar rahmetli Ecevit ve ondan çok daha fazla olarak Baykal anlayışıdır. Ardıllarının da kendileri gibi olmasını garanti eden bir sözümona muhalefetten ötesine dayanamazlar. Ve nasıl ki kimi çevreler 10 Kasım dan sonra Anadolu devriminin kesintiye uğratıldığını iddia ederler- ve büyük ölçüde de haklıdırlar-, aynı açıdan bakılınca da solun en büyük kurumlarının son dönem liderleri eliyle tarihe tevdi edilmekte olduğu da düşünülebilir.

Bırakın ideolojiyi, bırakın politik tercihleri, söylemleri, <ı>sol en başta insan sevgisine dayanır. ALLAH’ın sevgisini insanda bulmak onu ayırmadan ve ona buyurmadan onu sevebilmektir. Oysa solun önde-gelenleri arasında bile bu anlamda büyük bir sevgisizlik vardır. Halk bunu görmekte ve bu durum tasada, kıvançta beraber olunması gereken halkla solun vargücüyle çalışan örgütleri arasında bile bir tür yabancılaştırmayı beraberinde getirmektedir.

Sol’un öncü kadroları iyi örnek oluşturmamışlardır. Gönüller kırılmış, gençler kendilerinin kullanıldıkları, kadınlar gerçekten üst noktalara taşınmak istemedikleri izlenimine kapılmıştır.

İnsancıl sol, bu tür anlayışlardan taban tabana farklıdır. Bu toprağın gerçekten halkçı, millici ama o arada evrensel yapı taşı olmaya adanmıştır. İnsan sevgisiyle doludur. Akıl, bilim temelinde gerçekten aydınlık yarınların kurulması için, Anadolu’nun zaten kendisi gibi yaşayan halkına sevdalıdır. Emekleyecek, yürüyecek ve büyüyecektir.

www.insancilsol.com
r.b.kirmaci@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

günü birlik solculardan çok çektik. İnatcı(ben rahmet okumuyorum,verdiğim oylarımıda helal etmiyorum hakkımı mahşerde iki yakasına yapışarak istiyeceğim)ecevit,başımıza üç-beş sayılı oy uğruna fetullah denilen ATATÜRK düşmanına meydan verdi, ve rtl'yi yüce meclise taşıyan ardından konuşturan hizipci baykal en sonunda kara çarşafa sarıldı.kara çarşaflilara karşı mücadele veren çoğunlu küskünlere kattığının hesabını yapamayanlara yazıklar olsun.

deshosbe 
 22.11.2008 21:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster