Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1379
 

İnsanın kendisinde varolan özelliklere bakışı ve eğitimin işlevi

Çevremizdeki canlı veya cansız varlıklara yakıştırılan bazı sıfatlar vardır. Köpekler sadıklığı, yılanlar soğukluğu, kediler nankörlüğü, tilkiler kurnazlığı temsil ederler diye yorumlanırlar. Aynı durum bitkiler için de geçerlidir; belki de bunlardan en önemlisi incir ağacıdır. Ne yazıktır ki bahsedilen bu sıfatları, bahsedilen canlılara reva görenler ise insanoğludur. Bunun yanında diğer canlılarda var olduğu kabul edilen bir çok olumlu özellik de, insanoğlu tarafından; sevgi, saygı ve neticede aşkı anlatılırken kullanılmaktadır. Birkaç örnek vermek gerekirse; selvi boylum, ceylan gözlüm, minik serçem gibi cümleler de insanların dışındaki varlıkların özelliklerinden, esinlenerek oluşturulmuştur. Yukarıda tespit edilen iki durum, yani insanların kendindeki olumsuz özellikleri, kendisi dışındaki, diğer varlıklara yüklemesi ve diğer varlıklarda gördüğü güzellikleri hem cinslerine hitap ederken kullanması, belki de diğer canlılarda görülemeyecek veya yakıştırılamayacak bir özelliğini ortaya koymaktadır. O özellik de bencillik veya çıkarcılıktır. O zaman insanoğlu, bu sıfatları nasıl yakıştırmaktadır veya bu yakıştırmanın ana kaynağı nedir diye sorduğumuzda alacağımız cevap bellidir: Yine insanlarda var olan sıfatlardan alınmaktadır. Yani insanlar dışındaki canlı veya cansız varlıklara yakıştırılan ya da diğer varlıklarda olduğu kabul edilen sıfatların tamamı aslında insanoğlunun kendisinde mevcuttur.

Varoluşçu felsefeyi benimseyenlerin ortaya attığı tez veya tezlerin temelinde insan ve insana ait olan özellikler bulunmakta ve insan başat değer olarak kabul edilmektedir. Varoluşçular: “ben insanım ve insani olan hiçbir şeyden de uzak değilim” derler. Bu cümlede kullanılan “insani” kelimesinden toplumca kabul görülebilecek iyi özelliklerin yanında, toplumca kabul edilemeyen özelliklerde kast edilmektedir. Yani çevremizde insan bireyi dışında hırsızlık fiilini gerçekleştirecek başka bir canlı türü yoktur. Varoluşçu felsefeye göre, hırsızlık insan kaynaklı bir davranış veya özellik olduğuna göre her insan bu fiili işleyebilir. Bu da şunu gösteriyor ki; insan, diğer bütün canlılar içinde, en tehlikeli olabilecek bir donanıma sahip ve üstüne üstlük bu donanımı kullanabilecek , aynı zamanda kendisini diğer canlılardan üstün kılan akıl gibi bir güce de sahiptir.


Giriş paragrafında ele aldığımız durumun, aynı zamanda bize pragmatist bir yansıması olarak eğitimin neden yapıldığı sorusuna cevap bulmamızı sağlayacak bir sonuç vermektedir. Bir an, insanlar dışındaki her varlığın belli bir özelliği temsil ettiğini, insanların ise bu özelliklerin tamamını kendisinde barındırdığını kabul ettiğimizde ki öyledir, karşımıza; evde, okulda ve toplumda, özellikle çocuk ve gençlere yönelik verilen eğitimin de önemli bir işlevini ortaya çıkarmaktadır. Bu işlev, insanda var olan bütün özelliklerden iyi ve güzel olanının desteklenmesi, iyi olmayanın da bastırılmasıdır. Tabii ki, iyi veya kötünün ölçütünü büyük oranda yaşanan çevre ve toplum belirler.

İkinci paragrafta, bahsedilen potansiyel tehlikeyi bertaraf edecek yegane yol; eğitimdir. Burada kastettiğimiz, okullarda verilen düzenli ve kontrollü eğitimin yanında, toplumun bütün birimleri ve bireyleri tarafından, günün yirmi dört saati boyunca toplum bireylerine örnek olacağı davranışlar sergilemelerini kast etmekteyiz. Bu paragraftan da toplum olarak eğitime dominant bir özellik kazandıran bakış açımızı yani her şeyin sebebi ve çözüm mercii olduğu sonucunu çıkarmayalım. Toplum olarak Yukarıda bahsedilen bütün özellikleri bünyesinde barındıran insan bireyini, istenen düzey de yetişmesini sağlayacak, elimizdeki tek sistem de eğitim sistemidir. Ayrıca, eğitime bakış açımızı, Gazeteci Yazar Sayın Gülay GÖKTÜRK'ün yıllar önce yazdığı bir yazısında, eğitim konusunda sürekli dile getirilen "ağaç yaşken eğilir" sözünü ele alarak dile getirdiklerinden, hatırımda kalanlarla bu yazıyı tamamlamak istiyorum: "öğrencinin veya çocuğun ağaç olduğu konusunda hemen hemen herkes ve herkesim hem fikirdir, asıl çatışma onu nasıl eğilip büküleceği konusunda yaşanmaktadır." Bir sonraki yazımda, eğitimin insanı hayata hazırlama işlevi üzerinde durmaya çalışacağım. Sağlıcakla kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 2367
Kayıt tarihi
: 19.09.08
 
 

1967 Yılında, Ağrı’nın Diyadin İlçesine bağlı Yolcupınarı Köyünde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster