Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3242
 

İnsanın oluşumu ve tekamül evreleri

İnsanın oluşumu ve tekamül evreleri
 

İNSANIN OLUŞUMU VE TEKAMÜL EVRELERİ:İNSANIN OLUŞUMU: İnsan; doğup, yaşayıp, ölen canlı bir


İNSANIN OLUŞUMU:

İnsan; doğup, yaşayıp, ölen canlı bir varlık olduğundan insanı tanıyıp tarif edebilmemiz için önce insanı, beden (madde) ile ruh (manevi) olarak ayırt etmemiz gerekir.

İnsan, bu iki özelliğinden dolayı da çok büyük anlam ve mana taşır. Çünkü her ikisinin de yaratılış özellikleri farklı olduğundan, her ikisi de aynı zamanda farklı kıymet ve özellikler taşırlar. Bu özelliklerinden dolayı da birbirinden farklı görev ve sorumluluk taşırlar.

Her iki özelliğinden dolayı da diğer bütün mahlukatlardan üstün yaratılmıştır. Çünkü her ikisi de görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için adeta birbirleri ile kıyasıya mücadele ederler.

İnsan yaratılış özelliği bakımından bedeni bu dünyaya ait özellikler taşırken, mana alemine ait olan ruhu da, gaip alemine ait (akıl, hafıza, hayal, rüya gibi bilinir, bilinmez birçok) gizemli sır ve özellikler taşır.

Yaratılmış olan her şey gibi sonunda insanda aslına döneceğinden, bu dünyaya ait özellikler taşıyan beden ve uzuvları biyolojik değişim geçirmek üzere toprağa karışır. Bu dünyada yaşarken kazanılıp elde edilmiş olumlu – olumsuz amellerde ruhla birlikte (ruh bünyesinde kayıt altına alınmış olarak) ruhun terbiyesinin devam edileceği bir sonraki berzah denilen bilinmeyen gaip alemine gider.

Ancak insan beden ve ruhtan meydana geldiğine göre, bu dünyada yaşarken bedenin isteklerine şuur kaynaklı nefisle, ruhi isteklere de (akıl baliğ olduktan sonra, aklın kullanımı oranında) gönle dayalı akıl ve iradesi yönünde insan kendi kararını kendi vererek yaşar.

O halde insan bedeni; zaman içinde biyolojik değişimle toprakta oluşacak olan büyük homojen yapıda üreyenlerin yenmesiyle insan bedenlerinin oluşturulmasına yönelik babalarımızın döl yatağında insanı oluşturacak hücrelerden oluşan meni denilen topraksı şeyin asıl özü, bu nedenle toprak olup, zamanla halden hale girerek insan içinde ileriye dönük, insanı oluşturabilecek özelliklerde tam (ahseni takvime uygun) kıvama gelen erkek (x) döllenme hücreleri ile karşı cinsten olan kadın (y) hücresinin uygun bir ortamdaki birleşmeleri sonucu oluşturdukları zigot denilen tek hücreli yumurta, (ileriki aşamalarda (şuur denilen ilahi bilgi bankası marifetiyle süratle çoğalarak cenin denilen et parçasına dönüşerek) kendisine özgü yeni yapı ve karakteristik özellikler taşıyan insanın oluşmasını sağlayacak yapıdaki yeni bir hücreyi oluştururlar.

Oluşan bu hücre daha sonraları iç benliğindeki şuur denilen ilahi bilgi bankası marifetiyle bölünüp parçalanıp çoğalarak o zamanki kainattaki bütün yaratılmış varlıkların sayısına denk sayıda insan bünyesinde hücre oluşturuluncaya kadar bu bölünüp çoğalmalar ana rahmindeki dönüşümlerle devam ederek kendine özgü huy, cins ve cinsiyette oluşan, şekil biçim alan, kalıba giren, büyümeye, gelişmeye, olgunlaşmaya, çürüyüp kokarak yok olmaya, sonunda da (aslına) toprağa dönmeye meyilli, evvelde kendisi ile yapılan yaratılış sözleşmesi (fıtrî) gereğince de kendisine bürünmüş, emanet edilen canı da koruyup kollamakla görevli olan, dış kabuğa insan bedeni denir.

Bunlarda baş gövde ve içindeki ciğer, kalp gibi organlar ile el, kol, bacak, ayak gibi insan bedenini oluşturan iç ve dış organ ve uzuvlardır. Bunların hepside toprak cinsidir. Topraktan beslenirler. Toprak cinsi şeyleri severler. Onlara aşıktırlar. Aşık oldukları şeyler de, erkekler için kadın, kadınlar için erkek, para, mal, mülk, evlat gibi dünya nimetlerinden sayılan vs. şeyler.

İnsanlar bunları elde etmek için hayat boyu çalışıp kazansalar da, her zaman daha fazlası için peşlerinden koşarlar. Hatta onları elde etmek için onların sevgi ve aşkıyla yanıp tutuşurlar. Sonra da duman, is, kurum, kül, zift olup, Allah’ın rızasını kazanmadan toprağa karışırlar. Toprakta ışıksız karanlıkta yalnız kalırlar. Böceğe, cayana yem olurlar.

Çünkü insanın madde olan bedeni bu dünyaya ait özellikler taşırken, mana aleminden sayılan ruhu da gaip alemine ait rüya gibi bilinir. Ama bir çokta bilinmez gizemli sırlar taşır.

Yaratılmış olan her şey sonunda aslına döneceğinden bu dünyaya ait özellikler taşıyan beden ve uzuvlar biyolojik değişim geçirmek üzere toprağa karışır. Bu dünyada yaşarken kazanılıp elde edilmiş olumlu-olumsuz amellerde ruhla birlikte (kayıt altına alınmış olarak) ruhun terbiyesinin devam edeceği bir sonraki berzah denilen uyku alemine vicdani terbiyesinin devam etmesi için gider.

Ancak insan beden ve ruhtan meydana geldiğine göre dünyada yaşarken bedeni isteklerine şuura dayalı nefisle, ruhi isteklerine de (akıl baliğ olduktan sonra, aklın kullanımı oranında) gönle dayalı akıl ve irade ile karar verip yaşar.

O halde önce şuuru açıklayalım. Sonra konumuzu açıklamaya çalışalım.

Sevgi ve saygılarımla.

Cahit KARAÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 971
Kayıt tarihi
: 08.03.08
 
 

1953 Elbistan doğumluyum. Lise mezunuyum. Kamuda çalışıyorum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Ken..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster