Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '17

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
78
 

İnsaniyet Makamı 1-2-3

1

Kalbim büyük ve güzel şeylerin aşkıyla genişlerse, evreni kucaklayabilir diye hep çok sevdim.  Oysa sevmek yasaklanmış her devrin söylencelerinde gizli. Neden? Suç mudur sevgi? İnsan alenen sevemez mi? Olduğu hali ile, öylece ve karşılık gözetmeden sevmeler mümkün değil midir ki ayıplanır, kınanır ve utanca boğulur. Varlığı önemsiz bir mahlukat olan insanın özünde iyilik ve güzellik olan her şeyi sevebilme yetisini  ömürlerden sökenler ne kadar soylu.

Erken büyüyüp ecelsiz ölenlerin çocuk olduğunu unuttuğumuzda çoktan yitirmiştik çocukluğumuzu. Beşikten mezara insan yetiştiren hayat okuluna kayıt olamadılarsa eğer bu onların suçudur. Geçmişinden gelen acı dolu hatıraları beraberinde getirdikleri için alarm zilleri çalıyor etraflarında. Uzaklaştıkça dağılan, dağıldıkça silikleşen çııınnn sesi. Şiddetli ve yoğun dönüşüm geçirmekte olan bir toplumun dinamitleri  yüreklerinde patladı. Ölü onlar, ölü.

********

2

"İnsanlığın en kamili her yönüyle ideal ve örnek insan olabilendir. "Nerededir? Hani hiçbir televizyon kanalında gözükmüyor. Bilgisi, idraki ve aklı son derece gelişmişse eğer onca rezaleti görmüyor olamaz. Tüm zincirlerinden kurtulmuş, tabularını yıkmış olduğu söylenenler varsayımdan ibarettir belki de. Binlerce belki biriktirsek bir ihtimal etmiyor. Aşağılama nedir bilmeyen, insanlar arasında ayrım yapmayacak kadar yüce gönüllü madem almadan verir, sevilmeden sever. Yok öyle bir dünya diyen bunca insan varsa demek ki sorumluluğunu yerine getirmiyor. Boş konuşmaz denilen sözü özden ve gerçekten sakınıyor. Koca bir yalanı ağlama duvarına çevirmişiz yada aforoz mekanizmasını işlek tutarak yükten hafifleme yolunu seçmişiz. Elini haksız kazançtan uzak tutamayanlar meyini ulaşabildiği her kaseye doldurma derdinde vah, dilden döküleni kulak duymuyor ah. Hoşgörünün sonsuzu mu olurmuş? İbadeti şekilleştirmek ne ki, hesapçı çarka çevirenler zenginlikten sözde mağrur olmuyor, fakirlikten hicap duymuyor. Doğaca kabul sınırlarını terkedeli beri huysuz, aksi… Kendi yararından başka gözettiği olmadığına göre büyük bir yalandır mutluluk, nefsine tutsak düşenin kurduğu salıncak. Cimrilik, hırs, ikiyüzlülük, haset, alay, kibir, yalan, şehvet, şöhret, gaflet, gazaptan alır gücünü ve saygınlığı. Dostluğu ve dayanışmayı sağlamaya çabalayanlar ne kadar küçük öyle değil mi?

Her türlü şiddet, zulmün kökeni barışı, adaleti, sevgiyi alt etmek için değil mi? Kamil insan bir düştür. O düşe uyan!

**********************

3

Başkalarına bağımlı olmadan yaşamanın türevlerini çoğaltırken , kimsenin  yönlendirmesi  olmadığını iddia ettik çok zaman. İddialaşmak için yeni bir oyun bulmuştuk kendimize. Hareketli ve ateşli bir oyun. Dünyamızda pek çok yer çıngılardan alev aldı. Başta kontrolün hep kendimizde kalacağını sandığımız, nasılsa söndürürüz diye başladığımız sınamalarımız güç kontrolden çıkınca kaçtığımız oldu. Dünya yangın yeri. Etki altında hareket edenler yüksek gönüllülük senaryolarında figüran olmayı kabul etmişse eğer koca bir dram içine düştük demektir. Nedir bu etki? Güç ve ihtirastan başka… Etkiye tepki geçmeyelim hiç o konuya. Bağımsız olduğunu iddia eden gönüllülerin kalbini çalan, sonrada yüksek masalarda kurulu sofralarda ikram olarak sunan… Çalınan sadece kalp midir? İtibar, haysiyet, onur, şeref… Geçimlikler, yaşam alanları… Geleceğimiz , düşlerimiz… Kapımız, penceremiz, kapının kilidi ve anahtarı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 140
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 99
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Yazmak gönülden çağlayan bir sanattır. Vakti an, mekanı hayattır.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster