Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '10

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
919
 

İnsanlar adıyla yaşarmış...

İnsanlar adıyla yaşarmış...
 

İlkokuldayım o zamanlar, 7-8 yaşlarında falan... Sorarlardı büyüyünce ne olacaksın diye. Üç şey olucam derdim amcalara ve teyzelere; Hemşire, yazar ve anne...

Anneliğe birde şunları eklerdim, '' Anne olucam, bir oğlum olacak ve adını ''Ozan'' koyucam.

Yüzlerinde ki gülümsemenin ne anlama geldiğini şimdi biliyorum. Yorumlarını da açıkça hatırlıyorum.''Aaa niye hemşire be yavrum, doktor olsana''...

Annelik zaten sıradan dı. Her küçük kız bir gün zaten anne olacak tı. Anne olmak için ekstra çabaya lüzüm yoktu ve zaten o yaşta bir çocukla bu mevzunun''nasıl anne olunur''a kadar gelip, ''ne cevap veririz'' korkusuyla, kısa bir saç okşamasından sonra ve koyacağım isme dair de bir iki kelamdan sonra son bulduğunu gayet net hatırlıyorum...

Sonra annemden öğrendim ki, benim ''kocaya gitmeye'' pek hevesli olduğumu çıkarmışlar, anne olmak istememden dolayı..

Ama ben üstüne basa basa ''ben hemşire olucam, yazar olucam, anne olucam, oğlum olacak adını ''Ozan'' koyucam der dolaşırdım ortada. Biliyordum işte benim bir oğlum olacaktı ve adını Ozan koyacaktım..

''Yazar'' olacağımla ilgili kimse bir yorum yapmaz dı. Bir tek cümle dahi hatırlamıyorum...

Hemşire olamadım, ama medikal alanda çalıştığım için onlara yakınım en azından..

''Yazar'' olamadım ama, ''Yazıyorum'', onlara da yakınım en azından..

Bir oğlum oldu, ve adı OZAN. Bu ismi bu kadar istememin sebebini zaten orta okul yıllarım da anlamıştım;' çünkü benim oğlum şair olacaktı, yazar olacak tı kısacacası ''Ozan'' olacak tı..

Hamileyken ismiyle severdim onu, doğduğunda ismini biliyor du ve belki doğmadan önce bile..

Kitap okumayı sevsin diye , daha bebekken saatlerce hikayeler, şiirler okurdum ona..Yani çalışmalarım tam gaz dı o zaman da!!

Ama ben bunları yapmasam da biliyordum, o zaten iyi bir''okur''olacak. Biliyordum işte, nasıl diye sormayın...

Öyle de oldu!!

Zaman zaman oğluma ait kütüphanenin karşısına geçer, gururla okuduğu kitaplara bakarım..

Her kitapçıya gittiğimde, yanımda değilse onu da ararım, istediği bir kitap varmı diye ve mutlaka olur..

Kitap, dergi, gazete ne bulursa okuyor. Alkolikler gibi krize girdiği oluyor bazen yeni bir kitabı yada dergisi yoksa!! Eskileri tekrar tekrar okuyor, yenileri alınana kadar..

Ve benim oğlum 16 yaşında, bunları yaptığı için çoğu kişi uzaylı muamelesi yapıyor ona. Çünkü onun yaşındakilerin başka dertleri var şu sıralar. Kızlar, sigara, isyan v.s.''Ergenler'' tabii, bunlar geçiş dönemi, hepsi olacak, deniyecekler, hayatı anlamaya çalışacaklar tıkandıkları yerde eğer onları meşgul edecek bir şeyleri yoksa''isyan'' edecekler..

Bizde hafifte olsa bunları yaşıyoruz zaman zaman... Ama çok hafif inanın... sebebini iyi bir ''okur''olmasına bağlamak istiyorum, ve ebeveynlere şiddetle öneriyorum... Çocuklarınız''okusun''...

Ablam yurt dışında yaşıyor, çok iyi bir ''okur''dur oda... Yaz tatili için geldiğinde ilk yaptığı şey Kadıköyde ki sahafları dolaşıp, kütüphanesini zenginleştirmektir. Hele aradığı bir kitabın ilk basımını bulursa deymeyin keyfine...

Bu sefer geldiğinde ilk kez Ozan eşlik etti bize. Onu orda izlemek müthiş bir keyifti bizim için. Önce eline kitabı alıyor, sonra kokluyor du. Neden diye sorduğumuzda da, yeni basılmış kitaplar da o kokuyu almadığını, bu kokudan hoşlandığını söyledi.

Gözlerim yaşarıyor, şimdi yazarken bile...

Sizce ben delimiyim??

Ve ordan kapağı bile olmayan, eskinin ötesine geçmiş, neredeyse paramparça olmuş bir kitap aldı Fransız İhtilali'ni anlatan. Hangi kitap olduğunun hiç bir önemi yoktu bizim için, onu orda bıraksak, saatlerce kalırdı biliyoruz. Bizim için de zaten önemli olan bu...

Sonra bir şey oldu geçen hafta! Öğrendiğim de sevinçten deliye döndüm..(Evet, evet ben deliyim galiba!!)

Benim oğlum yazıyor muş!!

Haberim bile yokmuş!!

Şiirleri var, hikayeleri var... Kısa kısa, çok değil..

Ama yazıyor ya, olsun...

Paylaşmaya cesaret edememiş, çok yeniymiş...

Okusun diye çabaladım ama, yazsın diye asla..Zorlayarak olmaz ki bu..Öğretilmez ki yazmak..

Şu an bir Roman yazıyor, ben de okuyorum keyifle yazdıklarını..

Benim kalbimde daha bitmeden ''çok okunanlar'' listesine girdi şimdiden..

En sevdiğim yazarlar listesin de ''Bir numara'' ve hep öyle olacak , ne yazarsa yazsın..

Okulu tatil olduğu için benimle birlikte işe geliyor, ortalığı toparlayıp oturuyor bilgisayarın başına ve ''YAZIYOR''..

Arada benden fikir istiyor, görüş istiyor..
Hiç acımasız değilim, cümlelerinde hata bile olsa , harika olmuş diyorum..Hangimizin yok ki?
Korkuyorum, '' şevki kırılırsa'' diye..

Neticede ben onun annesiyim, anlayın kıyamıyorum işte!!

Devam eder mi bilmem ama, benim oğlum ''yazıyor''...

''İnsanlar adıyla yaşarmış'', çok doğru demiş kim dediyse..

''Ozan'' adıyla yaşıyor, onunla gurur duyorum..

Asude Köroğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrik ederim öncelikle böyle bir hastalığı bulastirdiginiz için..Kadıköy'e gidip de o sahaflardan kitap almamak olurmu.okur ve yazar ozan a sevgiler..

aygoz Özlem Eryoldaş 
 21.07.2010 19:34
Cevap :
Merhabalar, Yorumunuz için teşekkürler,iyi dileğinizi Ozan'a ilettim.. Bir şey için daha minnettarım; Sahaf yerine,sarraf yazmışım ya:)) kendime çok güldüm..Bunu farketmemi sağladınız.. Beş işi bir arada yapmaya kalkınca,böyle olur!! İyi dileklerimle..  21.07.2010 19:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 698
Kayıt tarihi
: 12.07.10
 
 

1973 doğumluyum.Kendimi bildim bileli yazarım, her ne olursa. Yıllarca günlük tuttum. Bugüne kadar s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster