Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
5898
 

İnsanlar Kıyafetine Göre Karşılanır...

İnsanlar Kıyafetine Göre Karşılanır...
 

Netten...


Blog kategorisindeyim yine... Neden bilmiyorum bu kategoride kendimi yasak bölgede ve her an yaramazlık yapacak bir çocuk gibi hissediyorum.

Dün Sn. A.Nilgün Aktaş'a ait bir blog okudum, dünyaya kendimizi sunuş şeklimizle ilgili. http://blog.milliyet.com.tr/Dunyaya_kendinizi_sunus_sekliniz_nasil_/Blog/?

Önce yorum yazmak istedim, yorum uzayınca bir günceye dönüştü. Bazen ciddi kıyafetlerimi bir tarafa fırlatıp, yırtık pırtık kotlar giymek istiyorum ve itiraf ediyorum ki o haliyle, kendimde, rahat ve harika hissediyorum...

Hayatımızda kontrol altında alamadığımız pek çok şey var, çünkü onlar bize sorulmadan verilmiş; cinsiyetimiz, ten rengimiz, boyumuz, ellerimizin- ayaklarımızın şekli ve büyüklüğü ; anne- babamız, kardeşlerimiz; yetiştiğimiz ortam, doğmuş olduğumuz ülke vs.vs...

İyi ki kontrol altında tutabildiğimiz şeyler de var... Önemli olanlardan bir tanesi görüntümüz... İmajımız yazacaktım, görüntümüz yazdım.

Tanımadığımız bir insanı görünce, onun hakkında, ilk izlenim, görüntüsünden oluşuyor ( kıyafeti, saç şekli, aksesuarları) ve davranışları ( yürüyüşü, bakışları, gülümsemesi).

Bir yerde okumuştum, ve ilginç geldiği için aklımda kalmış; tanımadığımız bir kişi hakkında ilk izlenim dört ila sekiz saniye arasında oluştuğunu, bu izlenimi değiştirmek için ise çok daha uzun, iki yıl gibi , bir süre gerektiğini. İlginç değil mi?!

Kılık kıyafet, görüntümüz, ilk izlenimlerde hakikaten önemli demek...

Zevkli giyinmiş, bakımlı ve temiz kokan insanlardan her zaman hoşlanmışımdır.

Peki burada, blogda, ilk izlenimler nasıl oluşuyor?

Sanal dünyada, ve dolayısıyla blogta bizim kıyafetlerimiz galiba sözler . Sözlerimize göre bizi karşılıyorlar ve yine sözlerimize göre bizi uğurluyorlar . Bizi giydiren ve soyan sözler... Sadece sözleri kullanarak kendimize bir profil çiziyoruz ve hakkımızda bir izlenim oluşturuyoruz... Gerçek hayatta şansımız var;dış görüntümüzü ( imajımızı) kullanarak, duruma ve becerimize göre kazanıyoruz veya kaybediyoruz.

Burada ise doğaçlama ve çok daha özgürce , bir rumuzun veya gerçek adın arkasında kendimizi anlatıyoruz. Okurların tepkisi de çoğunlukla, kendi sunumumuzla ilgili.

Zaman zaman, blogda çirkin kişisel saldırılara şahit oldum ve oluyorum, çok gülüyorum aleni sanal atışmalara. İsyan edenler... Onları avutanlar...

Burada, blogda, hiç kimse herkesten daha akıllı, en akıllı değil... Burada bir gökkuşağı kadar renkli ve farklı yetenekleri olan bireylerden oluşan bir topluluk. Her zaman düşünmüşümdür ki bireysel başarılar, sonuçta bir topluluğun başarısını getirmektir beraberinde. Bu sanal bir site olabilir, bir okul, bir işletme, bir siyasi parti, bir ülke...

Milliyet Blog, ben burayı seviyorum. İnsanların kendilerini ifade etmelerine bayılıyorum. Her zaman yorum yazamasam da takip ettiğim isimler var , düşüncelerini, paylaşımlarını çok samimi, değerli buluyorum, bana bir şeyler kattıklarına inanıyorum.

Çağımızın getirdiği yeniliklerinden, hepimiz farklı şekilde faydalanıyoruz... Kimileri, sanal çifliklerde boş zamanını geçirmeyi tercih ediyor, kimileri facebookta, kimileri sanal okey, tavla vb.oyunlarında...

Misafir kılığına göre karşılanır, sohbetine göre uğurlanır. Bu atasözü Milliyet Blogta, daha doğrusu sanal dünyada, nasıl bir metamorfoz geçirebilir ki daha sanal-güncel olsun : ))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gül Hanım, geç de olsa değerli yazınızı okudum. Benim yazımı referans göstermenizden onur duydum. Sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Çok haklısınız, blogdaki kıyafetlerimiz, "sözlerimiz" ve belki daha çok "üslubumuz" insanları etkiliyor. Kendine çekiyor veya uzaklaştırıyor... Sizin de işaret ettiğiniz gibi kimi yazarlar, diğer blog yazarlarına saldırarak besleniyorlar... Onları da bu şekilde kabul ettik! :) Dünya çok büyük bir tablo ve bu tabloda binbir renk var. Böyle düşününce tüm renkleri sevmek ve olduğu gibi kabul etmekten başka çaremiz yok. Madem aynı bloğu pardon dünyayı paylaşıyoruz :) En derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum, zevkle okudum.

A.Nilgün Aktaş 
 05.01.2011 9:32
Cevap :
Merhaba Nilgün Hanım, elbette ki burada ( MB ) hiç kimseyi yargılamak bana düşmez. Bunu hiç yapmadım zaten...Hatta eğlenceli bulduğumu bile söyleyebilirim. Teknolojinin getirdiği bu iletişim yeniliklerini biz ( 60 kuşak kastım ), kıyısından yakalayabilen ilginç bir kuşağız. Telefon, televizyon olmadığı dönemi ben net hatırlıyorum...Siz benden çok daha gençsiniz muhtemelen.Bugün ise muazzam bir sanal dünya ile karşı karşıyayız...Yazımda da belirttiğim gibi, seçimler ve tercihler çok farklı...Kimileri sanal tarlada oynamaktan zevk alıyor... Kesinlikle kınamıyorum...Keyif aldıkları bir oyun...Benim için de burası bir oyun aslında....kendimce yazmaya çalışıyorum, bildiklerimi paylaşıyorum, yeni bilgiler öğreniyorum ve bununla beraber çok sevdiğim Türkçe dilimi geliştirmekten keyif alıyorum...Okumayı seven birisiyim ben ve burası boş zamanlarımı renklendiren küçücük bir dünya.Her şeyiyle seviyorum MB. Yorumunuz için teşekkür ediyorum, sanırım aynı fikirdeyiz. Hoşça kalınız.  06.01.2011 11:09
 

Güzel yazınıza, ben de Mevlana'nın bir özdeyişi ile katkıda bulunmak istiyorum."Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok; nice elbiseler gördüm, içinde insan yok"... Yazınızda MB ile ilgili çok yerinde tespitleriniz var. Burası bir gökkuşağı gibi,her renk var ve kimse kimseden daha üstün değil. Sadece farklılıklar var.Bir atasözü daha:"İnsanlar akıl pazarına çıkmış; herkes kendi aklını satın almış" Sevgi ve selamlar...

Nur Eşmeli 
 30.11.2010 12:35
Cevap :
Merhaba Nur Hanım.Çok teşekkür ediyorum.Her zaman gurur duydum bir eğitimci anne-babanın kızı olduğum için. Annem emekli sosyal, babam ise emekli Türkçe öğretmeni. Türkiye'de de görev yaptılar ve buradan emekli oldular.Bir öğretmeni, üstelik Türkçe öğretmenini, sayfamda ağırlamaktan çok memnun oldum. Burada yazmamın ilk sebebi Türkçe dilimi geliştirebilmek ve imlâ kurallarına uygun yazabilmektir, eğitimimi Türkçe görmedim çünkü.Bu hızlı iletişim çağında, güzel dilimizin aldığı ürkünç, argo haline çok üzülüyorum ve buna karşı bir isyanımdır burada yazmak.Gençler ( çocuklarım dahil) çok hatalı yazıyorlar ve bunu umursamıyorlar.Bu yaşımda doğru Türkçe yazmaya gayret ediyorum. Dil bir ulusun en temel öğesidir ve ben Türkçe dilini çok seviyorum, argo hâl almasını istemiyorum.Hem bu bir saygı...önce kendimize, dilimize, yazdığımız kişiye...Sizi hazır bulmuşken, derdimi dökmüş oldum : )) Günceme, katkılarınızdan dolayı, tekrar teşekkür ediyorum...Saygılarımla ve sevgilerimle...  01.12.2010 10:47
 

tatile giderken yanima sadece bir kac sort bir kac tea-shirt alirim. Ayakkabi terlik bile giymem yalin ayak basi kabak.Cogu kez trasda olmam. bazen sac tararim. Bu durumda anlasilan yaniniza ugramamak lazim. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 28.11.2010 18:32
Cevap :
Hah, ha, ha, haaa...Merhaba Newyorker! Elebette ki insan kendi evinde rahat bir şeyler giymek ister, e burası bizim evimiz sayılır değil mi ? Ben de kendimi bazen yırtık bir kot içinde rahat hissedebiliyorum...Yalınayak dolaşmak iyidir, her fırsatı değerlendiriyorum ben de, elektriğimi toprağa vermek istiyorum çünkü... İnsanların, sadece dış görünüşe inanmayacak kadar tecrübe edindim ben bu hayatta...Yine de zevkli ( gösterişli değil) giyinen kadınlar ( insanlar ) hoşuma gidiyorlar.Saygılarımla, hoşça kalınız.  28.11.2010 22:32
 

Evet, haklısınız Gül Hanım, kıyafet beşeri âlemde önemli olmasaydı, Nasrettin hocamız der miydi “ye kürküm ye!..” diye… Elbette önemli kıyafet, ama hakikat noktasında şu ifade de çok önemli: İnsanlar, kıyafetine göre karşılansa da, kişiliğine göre de sevilir ve saygı duyulur. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 28.11.2010 16:48
Cevap :
Merhaba Rıza Bey, ata sözlerini çok seviyorum, bu yaşıma kadar beni hiç yanıltmadılar.Elbette ki kişilik çok önemli, elbette ki...elbette ki...Bir başka atasözü de vardır;Küheylan at, çul içinde de bellidir...Yeter ki onu anlayabilecek gözler olsun. Teşekkür ediyorum, hoşça kalınız.  28.11.2010 23:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1754
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster