Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
571
 

İnsanlar öküz olmuş

İnsanlar öküz olmuş
 

Dikkat öküz!


Mersin'de, Çilek mahallesi diye, bir yer. Oraya tayin istedim. Hemen yaptılar. Oysa, atama zamanı değildi.
Gitme, dedi tanıdıklar. Allah allah, niye gitmeyecekmişim. Ben öğretmenim. Onlar çocuk değil mi? Ben gitmezsem, o gitmezse, kim gidecek, dedim.
Meğersem, ben yanmazsam, o yanmazsa, kim yanacak demeliymişim. Yandım. Kavruldum. Çürüdüm. Kokuştum. Olmadı. 4 yıl denedim, olmadı.

-Hocaaa!
-Banamı, diyorsun
-Evet sana, anlama özürlü lan bu, ha ha ha ha diye, başladı ilk günüm.

Okul çıkışı dolmuşa bindim. En arka beşliye oturdum. Dolmuş boş. En köşeye geçtim. Pencereyi açtım. Korkuyorum. Neden? Çok anlattılar. Kötü anlattılar. Ondan mı? Neyse artık dolmuştayım, güvendeyim.
İki kişi biniyor. İki erkek. Kadınlık iç güdüsü işte. Hemen eşyalarımı, yan koltuğa bıraktım. Boş dolmuşta, gelip arka beşlinin, en köşesindeki, yanımdaki koltuğa, oturabilecek kadar, korkutmadılar beni oysa.
Halbuki boş dolmuşta, gelip, arka beşlinin en köşesindeki, yanımdaki koltuğun, hem de, eşyalarımın üstüne oturacak kadar, olduklarını, söylemeleri gerekiyordu.:))
Doğru duydunuz. Geldi, eşyalarımın üstüne oturdu.
-Eşyalarımı alabilir miyim? Poposunu hafifçe kaldırdı, eşyalarıma bakarak
AAAllll, bilerek mi oturduk sanki. Yanındakine döndü.
Şuna bak lan, sanki bilerek oturduk, eşyalarının üstüne, ne kadar değerli eşyaları varmış. Söylesene, bilerek mi oturdum, bu eşyalara ben?
-Lütfen, sizinle muhattap olmak istemiyorum. (Demez olaydım)
Bak bak, sen kimsin de, benimle muhattap olmayacaksın, kendini ne sanıyorsun? Şuna bak şuna, terbiyesiz.
O sırada, para vermek için, yanımdan kalkınca, esaretimden kurtulup, hemen öndeki sıraya geçtim.
Geldi oturdu yerine.
Arkamdan bir ses
İNSANLAR DA NE KADAR ÖKÜZ OLMUŞLAR CANIM.

İlk gün için, övgüler bayağı iyiydi. Anlama özürlü, öküz.

Sonra ki günlerim, buna benzerdi, diyemeyeceğim, çünkü, hergün, bir öncekinden daha kötüydü. Öğrencilerimi olduğu gibi kabul ettim, hocaaalara alıştım, önemsemedim. Çünkü önemsenmesi gereken, daha önemli konular vardı. Bana nasıl davrandıkları, benim bozulmalarım, onların geleceklerinden, daha önemli değildi. O çocukları, kurtarmam lazımdı. En azından, bali çekmesinler, hırsızlık yapmasınlar, küfür etmesinler, adam bıçaklamasınlar, öğretmenlere saldırmasınlar, bayan öğretmenleri taciz etmesinler.

En azılı çocukları aldım. Bir hentbol takımı kurdum. Hepsini, adamım yaptım. Maçlara götürdüm. Evime götürdüm. Gezdik, eğlendik güldük. Bu arada ben, okuldan, her tek çıkmamda, o çocuklar, dünyayla, benimle tüm bağlarını koparıp, sanki bütün o birlikteliklerimiz, hiç olmamış gibi, arkamdan taş atıyorlardı. İş hentbola gelince, melek olup, sonradan da, arkamdan küfürler, taşlamalar. Ne yapacağımı bilemez durumdaydım.Vazgeçmedim.

Bütün mahalle gençleri, okulun etrafına dizilir, ben bahçede ders yaparken, laf atarlardı. Yalnız bu laf atmalar, taciz niteliğinde, küfür dolu, ya da benimle, yatak hikayeleri gibi, hayal gücünü zorlayacak şekildeydi. Müdür gelirdi. Gidip, bir süre sonra tekrar dizilirdi, yurdum gençleri.

Hasta bu, ya da deli, diye, düşünmeye bile, şansımız yoktu. Çünkü hastalar, deliler diye, genelleme yapmak zorunda olurduk ki, bütün mahalle, aynı durumdaydı.
-Oğlum bana, kantinden kola alırmısın? Ama bak, koka kola olacak, turka, pepsi olmayacak, koka kola, tamam mı
-Peki öğretmenim.
2 dk sonra
-Öğretmenim, ben koka kola bulamadım, coca cola aldım, olurmu? diyen, masum, dünya güzeli, saf, el değmemiş çocuklarım da vardı, arada.
Belki, hepsi masumdu, aslında hepsi temizdi. Nasıl geldiler, kim getirdi bu hale, zavallı masum yavrucakları.

Derste çocuğun birini, arkasından, kollarından tuttum, çevirdim.Sırasını göstermeye çalışıyordum. 8.sınıf, benden bayağı uzun bir çocuktu (boyum 1.78). Birdenbire döndü, iki eliyle, beni itekledi. Hemen arkasına, demirlerden atladı ve kaçtı. Ben idareye gittim, durumu anlattım, çocuğun okuldan gittiğini söyledim.

Tenefüste merdivenlerden çıkıp, müdür yardımcısının odasına, sigara içmeye giderken, önümde 3 kişinin, merdivenleri çıktığını gördüm. Çok uzun boylu, pardesülü, filmlerin kötü adamı, korkunç ve ağır adımlarla, önden çıkıyor, çakalları da arkasından geliyor. Müdür yardımcısının odasına girdiler.
Noluyo lan bunlar kim, diye düşünmeye kalmadı
-Beden eğitimi öğretmeni KİM, diye, mafya vari bir edayla sordu.
Şaşırdım, tamam tamam, korktum da.:)) Hemen, o çocuğun babası olabileceği geldi, aklıma. Hapisten yeni çıkmış, adam vurmuş ta, ondan yatmış filan, hikayelerini hatırladım.
-Benim, dedim
-Hocaaa
(Şimdi anladınız mı, bu çocuklar niye böyle)
-Efendim (Erkekliğe b.. sürdürmeden)
-Benim oğlanı dövmüşsünüz
(çüüüüşşş) demedim, tabii
-Şimdi özür dileyecek, elini öpecek, sende barışacaksın
(madem ben dövmüşüm, o niye özür diliyor anlamadım) demedim tabii. Zaten adam konuşmana izin vermiyor.
-Öp lan hocanın elini.
-Ben kimseye, el öptürmüyorum, oğlunuzuda affetmiyorum
-Ne dediiiin seeen, akıllı ol hooocaaa
-Öp lan, hocanın elini
-Öptürmüyorum
-Sen öğretmen değilsin, o halde, diye başladı, neler söyledi, ne hakaretler etti,
-Ben bana vurmaya çalışan, vurma olmasa bile, öğretmenini itekleyen bir çocuğa, el öptürmüyorum.(yine demez olaydım)
-Sen öğretttmeenine mi vurdun laaaaan, küüütttt
o ne ya, adam bir tekme attı, çocuk uçtu, odadan fırladı, karşı duvara yapıştı. Siluetiyle birlikte, sürünerek, duvardan yere doğru kaydı.
-Öp şimdi hocanın elini
-Öptürmem (amma inatsın kızım, adam seni mıhlayacak şimdi, öptürsene, manyak)
O sırada, bizim müdür girdi içeri. Adamı hemen tanıdı, durumu anladı.
-HEMEN, HERKES BU ODAYI BOŞALTSIN, dedi.
AA ne oluyor ya, adam birden, küçücük kaldı, hemen fırladı yerinden, odadan çıktı.
İşte bu çocukları, bu adamlar yetiştiriyor.
Kim suçlu, onları ücra bir köşeye atan, aç ve işsiz bırakan, devlet mi? Analar babalar mı? Toplum mu?
Tek bildiğim, ben suçlu değilim.

Okuldan çıktım.Karanlıkta, dolmuşa yürüyorum. Arkamdan bir ses, bana doğru koşuyor...

Dayanamadım artık. Tayin istedim. Yapmadılar. Öncekini, nasıl da hemen yapmışlardı.
Savcılığa gittim. Valiye çıktım. Müfettişler geldi.
-Ya beni alın, ya da görevimi tamamladım, öğretmenliği bırakıyorum.
4 yıl, elimden geleni yaptım. Artık yapacağım birşey kalmadı.
Aldılar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

eğitilemeyen,ruhlarına sevgi giremeyen ,sevgi şefkat görmeyen o çocuklaraydı..

son tual 
 27.11.2008 16:45
Cevap :
Aslında bende onlara olduğunu anlamıştım da, yine de üstüme alınmayı tercih ettim. Ne bozuyon ki:))  27.11.2008 21:50
 

Gecikilmiş hayat....Öğretmenler günün kutlu olsun güzel yürek..

son tual 
 27.11.2008 9:27
Cevap :
Teşekkür ederim. Gecikilmiş hayat lafı, bana uygun oldu gerçekten.  27.11.2008 16:04
 

Melda hoca,gerçekten yaşadıklarınız beni ürküttü ancak güzel duruşunuza da etkilendim.Bu ülkenin çocukları nasıl da bu hale gelebiliyorlar.gerçekten üzücü. ancak aydın bilincinizi ve azminizi kutlamak istiyorum sevgi ve dostlukla

CAFER DEMİRTAŞ 
 17.11.2008 22:36
Cevap :
Siz yaşadıklarım arasında, en hafif olanları dinlediniz. Geldi geçti, diyemeyeceğim, şimdi yerimde olan öğretmenler ne olacak. Bu çocuklar ne olacak. Geçmiyor işte.Bu arada yorumunuza teşekkür ederim. Çok kibarsınız.Sevgiler.  17.11.2008 23:10
 

...Sevgili meslekdaşım,yaklaşık on yıl Mersin'de matematik öğretmeni olarak değişik okullarda çalıştım...Şimdi emekli oldum...Anlattıklarını çoğu zaman bende yaşadım..zor günlerdi..sevgiler...

Tunay 
 14.11.2008 12:15
Cevap :
Bu sanırım, bir çok şehirde olabilecek birşey. Benim bahsettiğim okul, Mersin'in ücra bir köşesi. Siz de, heralde bu tarz yerlerde çalışmışsınız. Merkezde çok olan şeyler değil bunlar.Mersin'in havasını solumuş biriyle tanışmak güzeldi. Teşekkür ederim. Sevgiyle kalın...  14.11.2008 21:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 724
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1923
Kayıt tarihi
: 15.09.08
 
 

Burdayım ya, gerisi teferruat ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster