Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '18

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
38
 

İnsanlara Hadlerini Bildirmek Lazım

İnsanlara Hadlerini Bildirmek Lazım
 

Haddimizi Biliyor muyuz?


Hayatın anlamını çözmeye çalışmak beyhude bir çabadır. Yüzyıllar, bin yıllar boyunca insanlar hep bu çaba içinde olmuşlar. Hayatı ve ölümü daha da öteye gidip ölümden sonrasını anlamaya çalışmışlar.  Peki neden? Benim naçizane fikrim kimse var olanla yetinmiyor her zaman daha fazlası olacağına inanıyor. Daha farklı olmalı. Hayat bu yaşadığım olamaz. Benim inandığım din İslam olsun başka dinler olsun veya inançsızlar hep daha fazlası olacağını düşünüyor. Bu hayatın bir anlamı olmalı. Ben dünyaya niye geldim. Herkeste bir Süpermen olma merakı. Sanki bir sabah uyanacak ve bakacak ki donu pantolonunun üzerinde ve anlayacak ki o bu dünyayı kurtarmaya gönderilmiş. Kırmızı pelerinini takacak, saçından bir perçem alnına yapıştıracak ve dünyayı kurtarmaya uçacak.

Tabi bu kadar karikatürize olmasa da insanlarda gözlemlediğim hep bir arayış içindeler. Daha fazlasının arayışı. Sadece yaşamış olduklarını yaşamak asla yetmiyor. Ben mi? Doğam gereği bende insanım. Farklı bir varlık olduğumu düşünmüyorum. Ama yaş geçtikçe insan dinginleşiyor. Daha bir huzura ihtiyaç duyuyor. Zamanının azaldığını hissettikçe belki de; daha fazlası için değil anın tadını çıkarmak için harcamaya başlıyor enerjisini. Tadı çıkarılacak bir “an” yaşadığını hissedememek. İşte konuşmaya çalıştığımız konu bu aslında. Büyük acılar içinde olan bir hastalık veya kurtulamadıkları büyük bir işkence ortamına maruz kalan milyonlarca insanın durumu tabi ki ayrı. Normal denilebilecek şartlarda yaşamakta olan insanlar için geçerli tüm bu yazdıklarım.

En basitinden “X” bir şirketten içeri girin ve insanları gözlemleyin büyük bir çoğunluğunun şikâyetleri olduğunu göreceksiniz. En küçük kobiden, küresel firmalara kadar. Okullara gidin öğrencilerin ayrı, öğretmenlerin ayrı şikâyetleri ile karşılaşacaksınız. İşsiz olan milyonları hiç dile bile getirmiyorum.  Onlar mevcuttan fazlasını isteme konusunda bir parça haklılar.

Neden sadece bir parça haklılar? Haksız oldukları konu nedir? Hayatın yaşanılan olduğunu kavrayamamak. Kendini bilememek. Hatta bende bir hadsizlik yaparak dile getireceğim ki; günümüzün en büyük problemini insanların kendi sınırlarını yani hadlerini bilememesi. Kısaca hadsiz olmaları. Şimdi bir kısım okuyan diyecek ki ” Gelişim ancak ve ancak haddini bilmeyip sınırlarını zorlayanlar sayesinde olmaktadır.” Ama benim bahsettiğim konu bu değil ki. Eğer siz dünyayı değiştirebilecek bir yeteneğe sahipseniz ve bunu kullanmıyorsanız o zaman siz de haddinizi bilmiyorsunuz. Bu durumda zaten aynı problemden kaynaklanıyor. “Benim sınırlarım nelerdir.” Veya “Ben aslında kimim?” sorularına doğru cevabı verememek.

Kendi sınırlarının gerçeğinden fazlası olduğunu düşünen insanlarda tipik bir davranış özelliği vardır. Olmayan her şey için suçlayacakları bir şeyleri vardır. Çünkü kendi sınırları ile mutlu olmayı bilememektedirler. Topyekûn huzura giden yolda aslına herkesin haddini bildirmek gerekiyor. Kötü bir anlamda değil tabi ki. İyilik ve güzellikle kişisel gelişimlerini sağlayarak kendi sınırlarını öğrenmeleri sağlanabilir. İnsanların sınırlarını öğrenmesini daha da önemlisi mevcut sınırları ile mutlu olabileceklerini öğrenmeleri sağlanmalıdır.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 21
Kayıt tarihi
: 19.11.18
 
 

1972 yılında merhaba dediğim hayatta istatistik alanında lisans, işletme yönetimi alanında da yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster