Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1820
 

İnsanları değiştirmeye çalışmak

İnsanları değiştirmeye çalışmak
 

Ne umutsuz bir çabadır o insan mühendisliği veya insanları istediğin gibi istediğin kalıba dökmüşsün gibi oluşturmak, yaratmak.

Sanki robot yaratıyorsun. Kalıplara döküyorsun ve oradan istediğin gibi çıkartıyorsun. Kolay mı karşıdaki insanı istediğin insan haline sokmak. Kolay değil diyeceksiniz. Ama...

Peki o zaman “Eğitim” denen süreç nedir ki? Bir bakıma insanları değiştirmek değil de nedir? Cahil bir insanı alıyorsun, yıllarca okutuyorsun, çeşitli sınıflardan, öğretmenlerden, okullardan geçiriyorsun, niye? Çağdaş dünyanın  istediği standartlara, normlara uygun; nitelikli, iyi şeyler bilen, iyi şeyler yapabilen; cahilce davranışları değişmiş, uygar bir insanın tavırlarını kazanmış, hayatını  kazanabilen, ve hayatından memnun olan bir insan… Böyle bir insanı kim yetiştirebilir? Anne mi? Baba mı? Yoksa , 20-25 yıl süren korkunç  bir eğitim serüveni mi?

Aslında anneye bakarsan, yıllar süren bir serüvenden sonra, çocukların elleri iş tutup eve gelince… Onlara gururla bakan ve herkese “İşte bu çocukları … ben yetiştirdim..” diyen anne haksız mıdır?

Diğer yandan 4-5 tane çocuğu  “aman öf ..” diyerek , bir an önce okula gitsinler,  diye gözlerinin içine bakan, onları okula teslim ettikten sonra ,  “Allaha şükür deyip..” geri çekilen de anne değil midir?

Ama o sırada işleri devralmış  genç bir öğretmen,  önünde 30-40 tane gözlerinin içine, “bize bir şeyler öğretsin” diye bakan sıra sıra yavruları, aylarca, yıllarca eğitmek için ne çabalar harcar… O zaman anne nerede; baba nerededir? Son safhada ortaya çıkarlar ve “Onları biz yetiştirdik!” derler.  Onlara tam olarak hak verebilir misiniz?

“İnsanı Değiştirmeye Çalışmak” , eğitimin ötesinde bir bakıma kişinin kişiliğini de değiştirmek anlamını taşır.

Yani insanı alacaksınız ve onu bambaşka bir insan haline getireceksiniz.

Bu yanlış anlama daha çok “Evlilik” ler de yaşanır. Kadın evlendiği adamı biraz kaba, saba bulur ama , “ben onu daha sonra adam ederim,” diye kendi kendine bir söz verir. Ondan sonra da, kadın erkeğe veya erkek kadına “Şunu yap, bunu yapma…” diye durmadan düsturlarda bulunur. İnanılır ki , karşıdaki bütün bu söylenenleri yaparsa, bam başka, daha doğrusu , sonunda istenilen insan olacaktır. Mümkün mü? Hiç mümkün olabilir mi ?

Ne demişler “Ağaç yaşken eğilir.” Ondan sonra, hele belli   bir yaştan sonra , metazori insanları değiştirmeye çalışmak, eşeğe engel atlatmak gibidir. Zordur, zor…

Aslında insanlar, kendileri isterlerse değişirler; yeni bir insan olmak için çaba gösterirler. Bunu da kendilerine verilen nasihatlar çerçevesinde değil, ama daha çok , kendi iyi bildikleri “Rol-model”lerin etkililiği çerçevesinde ortaya koyarlar. Burada güdümleme çok önemlidir. Kişi ancak değişmeye hazırsa ve gönüllüyse değişir. Yoksa, zorlamayla olmaz. Çoğu kez de ters tepki yapar…

Doktor ol… Mühendis ol… diye zorlanan kaç çocuk kaçarak, Sinema sanatçısı, Ses sanatçısı, ressam ve  şoför olmuştur… Zorla güzellik olur mu?

“İnsanları Değiştirmeye Çalışmak” olgusunu büyük bir toplum projesi haline getirmek de çok tehlikeli olabilir. Bir kere nasıl bir insan tipi istiyorsunuz. “dininde, dinayetinde bir insan tipi” .. Bunun için bütün eğitim sisteminizi değiştirdiniz, ve çocukları bu amaca yönelttiniz… Çocukları itikatta Sünni, Mezhep olarak Hanifi olarak yetiştireceksiniz. Peki, bütün bu olanların, olacakların sorumluluğunu taşımayı kabul edebilir misiniz? Çünkü programları değiştirip, çeşitli dini dersleri koyarken; bir yandan da programdan Sanat derslerini, Müzik derslerini, Spor derslerini atmak zorunda  kalacaksınız… her halde programdan Fizik, Matematik, Kimya .. çıkmaz.. Çıkar mı?

“İnsanları değiştirmeye çalışmak, hiç de kolay değildir. Hele insanlar buna yatkın değilse, inanmıyorsa… zorla uygulamaya kalkışırsanız; bu işkenceye döner… sıkı tutmazsanız , işler gevşer; amaç gerçekleşmez.

En iyisi insanları anlamaya çalışmaktır. Hangisinin niye yeteneği var; becerileri, melekeleri nelerdir? Onları öğrenip; sonra öğretilecek şeyleri onların üzerine koymak gerekir. Yoksa zorlamak, insanları kandırmak,  hainliktir.

Her şeyin ilk adımları “temel Eğitim”den başlar.. Sonrasını eğitimciler bilir. Politikacılar değil. Siz karar verirseniz. Yanlış olur, bilimsel olmaz. Bir de işler mollaların eline bırakılırsa… Ala ala hey… Yıllara dayanacak hatalar yapılabilir. Aman çok dikkatli olalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevgili agabey, siyasal tarafini hic beyenmesekte hadi ikinci ulkem diyelim bir anayasasi var ki! toplasan 7-8 sahife kisa ve oz iki yuz yildan beri degismemis ekleri tabiki var.Icinde "bill of right" denilen 10 maddelik vatandaslik haklari denilebilecek bir bolum var.Ilk maddede konusma ozgurlugu. Insanlarin irk , dil dinlerinden dolayi hic bir kisitlama olmadan ozgurce yazmalari ve konusmalari anasal teminat altina alinmis.Kimsede kalkip ulkesinin alehinde ne yazar ne cizer, elestiri elbette ama karalama yok.Egitimin her parcasinda kisilere birey olduklari hatirlatilir ve vurgulanir."BIREY" bilirsin ben sifreyi severim bu sefer anahtari verdim bakalim agabeyim ne der? Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 06.03.2012 6:35
Cevap :
Değerli New-York'lu kardeşim , biliyorsun bu yeryüzünde yazılı Anayasa'sı olmayan ülkeler de var... Gül gibi idare edip gidiyorlar. Önemli olan sen Cumhuriyetin temel ilkelerine inanıyor musun? Demokrasi'ye inanıyor musun? İnsan haklarına inanıyor musun? Al sana üç madde ve bir Anayasa. Gerisi zihniyet meselesi. Önemli olan Jokey'in ne yaptığı, at gücü yeterse ona uyar. Bireysellik bir İŞLEV'dir ... Yukarda saydıklarımız gerçekleştiği zaman, kendiliğinden ortaya çıkar. Esenlikler.  06.03.2012 13:29
 

İnsanın doğal formatı değişmez, değiştirmeye çalışmak, değiştirilmek istemneni de değiştirmek isteyeni de yıpratmak ve verimsiz kılmaktan başka bir sonuç çıkarmaz. ESAS OLAN insanı anlayıp ona göre hareket etmektir, dogasına uygun gelişimine destek vermektir. Bu çocuğu ne yapayım değil, bu çocuk ne olmak istiyoru düşünebilmektir. İNSAN yaşamının en önemli konusu nedense es geçilmiş, halen geçilmekte gibi...

Kadri KANPAK 
 06.03.2012 5:18
Cevap :
"Doğasına uygun gelişimine destek vermek.." sözü çok önemli. İnsanları biz, istediğimiz gibi formatlamaya çalışırsak. doğal olarak içinde olan formatı bozabiliriz. İnsan elbette şu, veya bu şekilde eğitilecektir, ama en doğrusu kendi fıtratına uygun bir eğitimdir. Teşekkür ederim.  06.03.2012 13:33
 

Yeni anayasa platformuna çağrıldım pazar günü. 10 adet konu başlığı hazırlanmış ve bu başlık altında sorular ki ucu açık ve de tuzak sorular.Aslında anayasa falan tartıştırılmıyor! hazırlanmış anayasa metni tartışma yapıyoruz diye insanlara sunuluyor ve o katılımcılar tartışıyoruz zannıyla farkında olmadan figuran olarak kullanılıyorlar ve verdikleri cevaplarla onaylıyorlar. Bunu masadaki moderatöre de söyledim ve toplantıyı terk ettim. Tamamen kendi düşünce sistemlerine uygun ve din eksenli bir anayasa hazırlanmış. Sonunda; biz halkla tartıştık ve halkın onayını aldık diye millete sunulacak. İşte hocam durum bu merkezde. Blog yazacaktım sonra vazgeçtim. Zira artık hiç bir güvencemiz kalmadı. Ne hukuk, ne insanlık, ne vatandaşlık, ne de adalet karşısında. Saygılarmla....

Ay Şen 
 06.03.2012 0:26
Cevap :
Değerli Kura, atalarımız derler ki, Perşembenin gelişi Çarşamba'dan bellidir. Ben de bu durumu sezerek bir iki Blog yazmıştım. Onların koltuğunun altında bir "Karalama" var; eninde sonunda onu millete kakalamaya çalışacaklar. Bir de "Biz millete de sorduk.." eklemesiyle... Cümbür cemaat kendi yarattıkları bir Cehenneme doğru gidiyorlar ama, ama bir gün Valla, Atatürk çekecek çizmelerini, toplayacak arkadaşlarını ,gelecek... Ondan sonra "Kurtuluş Savaşı"nı görün siz ve ... O zaman "Asıl Anayasa" yazılır. Yoksa boşunadır bu kandırmacalar... Saygı bizden...  06.03.2012 3:42
 

su ata sozunu de sevmem hani; "alan razi, satan razi" Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 05.03.2012 21:56
Cevap :
Değişen, razı ; değiştiren, razı... Öyle mi? Değiştirilenin razı olduğunu sanmıyorum. En gönüllü durumlarda bile, bana göre, bazı şeyler hep metazori... Değişmek isterlerse zaten değişiyorlar. Burada söylenecek söz aslında "ihtiyaçlar icatların anasıdır.."Daha doğrusu yaratıcılığın... Esenlikler.  05.03.2012 22:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 784
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster