Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Temmuz '09

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
885
 

İnsanlarımız çok mağdur! İçiniz acır...

İnsanlarımız çok mağdur! İçiniz acır...
 

Ekonomik kriz var mı? Yok mu? Yönetenler de bu ikilem arasında gel-gitler yaşıyorlar. Aldıkları kararları büyük şehirlerde ki görsel çoğunluğu baz alarak veriyorlar kanımca. Öyle ya köprülerde bakım çalışması yapılır kilometrelerce araba kuyruk bekler, trafik alt üst olur, feryat figan herkes...

Bu görsel yansıma sonucunda benzine zam yapılır. Halbu ki hesap çok basit, yöntem de... Kilometrelerce kuyrukta ki otomobillerde tek tek oturan insan sayısını, toplu taşıma araçlarında ki sıkışık, ter kan içerisinde ki insan sayısı ile karşılaştırdığınızda içiniz acır...

Lüks inşaatlar, lüks semtler... Yaşayan insan sayısını karşılaştırın viyadüklerden, otobandan geçerken kuş bakışı gördüklerinizle... Sonra şehrin dışına doğru yol alın, dar gelirliler için yapılan konutların balkonlarına bakın... Buram buram Anadolu kokan semtleri, varoş denilen kesimleri gezin.. Oy alabilmek için ruhsat verilen kaçak inşaatların çoğunlukta olduğu "şehir kasabaları" na gidin içiniz acır....

Kredi yada kredi kartı borcunu ödeyemediği için icra kapılarında taksitlendirme yapmak için bekleyen, kuyruk olmuş insanlara bir bakın... Zayıflıktan hepsi küçülmüş, burunları çekilmiş, bir deri bir kemik kalmış insanlara bir bakın içiniz acır...

Semt pazarlarına gidin.. Kılık kıyafet alanlarla, kilogramı 0.60 krş. olan domatese verecek parası olmadığı için pazarcı ile muhabbete giren kadınlara bakın... Yaşlı ninenin her gün bir tane yemek için dualarla ve utanarak 5 tane domates için nasıl yalvardığını görün... "Allah rızası için aldığın salatalıklardan bana da bir iki tane verir misin evladım?" diyen cılız sesini duyun ! Bakırköy, İkitelli, Dudullu, Küçük Bakkalköy, Esenyurt, Soğanlı, Yeni Bosna pazarlarını gezin yeter.. Ben gittim biliyorum! İçiniz acır...

180.-TL burs ile üniversite okumaya çalışan, günde bir kez yemek yiyen çocuklara bir bakın... 180.-tl...
Yurt olmayan yerlerde bu para ile eve çıkmak zorunda olanları düşünün! Örnek Mustafa Kemal Üniversitesi...
Burada okuyan iki üniversiteli gencimiz var. İnşaat mühendisi olacaklar... 180.-tl burs ile...
Vakıf Üniversitelerinden burs alabilmek için bazı kriterler var. Puan gibi... Bu eğitim sistemi ve Anadolu'da, kırsalda yaşayan ailelerin çocukları hangi olanaklar ile salt ders kitaplarında okudukları ile yüksek başarı elde edip yüksek puan alabilirler ? Arada çıkan bir iki kişiyi örnek göstermek doğru mudur? Kaldı ki kazanan da gidemiyor... Uçurumlar var... Bu çocukları bir araştırın, üniversite kantinlerine gidip bir gözlemleyin, küçücük bir oda içerisinde 4-5 kişinin kaldığı yurtları gezin içiniz acır...

Ağrılar içerisinde, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastahanesi kapısında bekleyen kolu, bacağı kırılmış, belinde, boynunda fıtık olan insanlara Fizik tedavi için Şubat ayına gün verilebiliyor! Yoğunluk var, yetmiyor... Özel hastahanelerin çoğu anlaşmasını iptal etmiş yada sadece indirim uyguluyor. 120.-tl göz muayenesi 100.-tl gibi... Bu şartlarda dışarıdan gidemeyen insanların o ızdırapla gün beklediğini düşünün içiniz acır...

Ekonomik krizin aile kurumu ve çocuklar üzerinde ki olumsuz etkilerini görmek için Adliye'ye, hastahanelerin Psikiyatri bölümlerine gidin.. Epidemiyoloji araştırmalarının sonuçlarını inceleyin, yaygınlaştırın ve görün ! Kriz sonucunda kapanan iş yeri sahiplerinin, işsiz kalan aile fertlerinin ve bu ailelerde okuyan çocukların sorunlarına kulak verin ! Hapçacık bedenlerde antidepresan ilaçların etkilerini görün.. Terapinin gerektiği durumlarda, astronomik ücretlerden ötürü gidemeyen insanların ilaçlarla nasıl uyutulduğunu, hayattan nasıl koptuklarını görün ve bunu üniversiteye, liseye giden çocuklar olarak düşünün yani geleceğimiz olarak... İçiniz acır....

Dünya'ya gelen herkesin yaşam hakkı vardır. İnsanca, umud ederek, hedef belirleyerek, mutlu, ekonomik olarak da hayatını devam ettirebilecek kadar gelirle ONURLU...

Felâketi, doğal afet olarak algılar insan beyni. Bir de ölümdür karşı koyamayacağı... Yaradandan gelecek her şeye karşı bağışıklık sistemi gelişmiştir. Değiştiremeyeceği gerçekleri kabul etme olgunluğudur. Ancak , stresten kaynaklanan bozukluklarla baş edebilmek çok güçlü bir irade ve tecrübe gerektirir.. Çocuklar, gençler ve yaşlılar neyle nasıl savaşacaklarını bilmiyorlar.. Çünkü onlar bazı şeylerle ilk kez karşılaşıyor. Yanında kaldığı oğlunun işleri bozulmuş, işsiz kalmış, hacizleri icraları yaşayan bir yaşlının ruhsal çöküntüsünü bir düşünün?
Ekonomik açıdan mağdur insanlar hep vardı var olmaya da devam edecek. Zengin fakir her ülkede var olmaya da devam edecek. İnsan olarak, yaşadığım ülkede, hangi iktidar başta olursa olsun "belli bir grubun, Sosyal Devlet tanımı kapsamından faydalandığını" görüyor ve üzülüyorum
...

Sosyal Devlet ; klasik liberal demokrasinin ekonomik ve siyasal temellerini değiştirmeden sosyal güvenliğin sağlanması, işsizliğin önlenmesi, emeğiyle yaşayanların korunması ve yaşam düzeylerinin yükseltilmesi yoluyla sosyal eşitsizlikleri giderme işlevini yüklenen devlete denir.

Bu tanım her dönem ihlâl edildi. Artık sadece bir insan olarak sesleniyorum "Lütfen! ONURUMUZLA yaşayacak kadar bizleri de SOSYAL DEVLETİNİZİN VATANDAŞLARI kapsamına alınız."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1315
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster