Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '11

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
956
 

İnsanlarla değil zihniyetlerle uğraşan Oğlum

Canım oğlum,  

Hayatında insanlarla uğraşmak, onlarla didişmek zorunda kalabilirsin. Bu didişmekten insana çok zaman fayda vermez ve bundan kurtulmanın yegane yolu da insanları ile mümkün olduğu kadar uğraşmamak, onlarla iyi geçinmenin yolu onları eleştirmeden olumlu yönlerini görmeye çalışmaktır.insanlar güzel yönlerini gören insanlardan daha çok hoşlanırlar. Sevdikleri, hakiki manada sevdikleri insanların da eleştirilmesinden hoşlanmaz, onların da güzel yönlerinin görülmesini isterler genelde.  

Canım oğlum,  

Bir büyük söz der ki “ vasat insan başka insanlarla, orta çaplı insan olaylarla, büyük çaplı insan da fikirler ile uğraşır.” Yani insan her zaman insanlar ile uğraştığı zaman sıkıntı çeker düşman kazanır, olaylar ile uğraştığı zaman ise olaylarda anlık olduğundan ve geçici olduğundan insana fazla bir şey kazandırma ve geçip gider. Ama fikirlerle uğraşan insan fikirler yaşadıkça fikirleri mantıklı ve kalıcı ise o zaman kalıcı olur ve uzun zaman anılan insan olur. Sen de uzun zaman anılan insan olmak istersen kalıcı şeyler ortaya koymak için fikir adamı olmaya bakarsın.  

Canım oğlum,  

İnsanların neden farklı olduğunu, neden farklı fikirler ve düşüncelerde olduklarını kavrayarak yanlış olduğuna inandığımız düşüncelerini onlar ile kavga etmeden bizim doğrularımızı anlatmak her zaman bize mutluluk verir. Tabii ki burada onlara fikirlerimizi dayatmak söz konusu da değil ve onlar ile sadece fikir alış verişi yapabiliriz.  

Canım oğlum,  

İnsanları eleştirmek zorunda kalırsak onları isim vermeden eleştirmeye, eleştirirken de yapıcı olmaya bakmalıyız. Ne kadar insanlar olumlu yani yapıcı eleştiriden hoşlanmasalar da biz gene de insanları güzelliklere yönlendirmek için çaba harcamalıyız..Bu insani olarak bizim görevimiz tabii ki.  

Canım oğlum,  

İnsanlar tabii olduğu fikir ve zihniyeleri kolay kolay değiştirmez. İnsanlar okumayı sevmedikleri için de, genellikle fikir ve düşünceleri, anne ve babalarının, varsa dede ve ninenlerinin onları fazla ciddiye almıyorsa arkadaşlarının zihniyetlerini , onların konuşma ve davranışlarına bakarak farkına vararak ya da varmadan bilinç altlarında kabul ederler. Ben öyle insanlara rastladım ki dede ve nineleri ilkokul mezunu olmasına rağmen, kendileri tıp tahsili de yapmış olmalarına rağmen tutum ve davranışlarında çok zaman onlar gibi davrandıklarını gördüm. Şöyle ki dede ve nine bir insanları sevmiyorsa, o yakınları bile olsa çocuklar ve torunlarda büyük oranda onu ve onun çocuklarını ve torunlarını sevmiyorlar. Bunu onlara sorsan farkında bile değillerdir ama bilinçaltı denilen kavramın çok insan farkına varmaz ama bu kavram ile insanlar fark etmeden anne ve babalarının dedelerinin tutum ve davranışlarını kabullenmekteler.  

Canım oğlum,  

O insanların genel kültürü fazla olsa yani çevresinde bulunan insanların söz ve davranışlarından fazla etkilenmemeye gayret ederek “ onlar ile iyi geçineyim ama onlarında yanlış düşünceleri vardır ben genel kültürüm ile güzel Türkçe ile yazılmış eserleri okuyarak, geçmişte ki güzel düşünce ve yaşantısı olmuş bilim ve kültür insanlarını okuyarak kendime has bir fikir ve dünya görüşü edineyim diyen insan bunun sonucu olarak, farklı fikirleri kültürleri okumaya gayret ederek onları iyi bir süzgeçten geçirerek kendi düşünce, fikir ve zihniyetlerini oluştururlar.  

Canım oğlum,  

Her insan, mutlak surette kültür ve fikir açısından baba ve annesinden daha ilerde olmalı ki, o toplum daha da ileri gitsin. Ama günümüzde öyle kimselere rastlamaktayım ki, ilkokul mezunu olan ama ileri görüşlü dedelerine rağmen Üniversite okuyan veya tamamlayan insanlar fikir ve düşünce olarak nerede ise dedelerinden daha geriler. Demek ki ileri görüşlü olmanın ve genel kültüre sahip olmanın, geleceğe yönelik fikir ve kültürel çalışmalar yapmanın tahsille alakası yok. Genel kültür genellikle okumak, uygulamak ve düşünmekle olur. Başkalarının konuşmalarını iyi dinlemek, düşünmek ve anlamadığın yerleri sormak insanın genel kültürünün gelişmesi için gerçekten gerekli.  

Canım oğlum,  

Hayatı okumak da kitapları okumak kadar önemli. Kitapları okuduğumuz zaman doğru anlamayarak üstelik yanlış anlarsak bu nasıl ki sınıfta kalmamıza veya hayatı tersten anlamamıza sebep olursa hayatı ve insanları yanlış okumak ve anlamamak ya da anlamak istememek de mutlak surette bizim aleyhimize olur.  

Canım oğlum,  

Çevremde beni anlamayan veya anlamak istemeyen ya da yanlış anlayan insanlara rastladığım zaman o insanlardan uzaklaşmak en uygun bulduğum davranış olmaktadır. Gerçi insanlardan uzak kalmak sorunu çözmemekte ama , insanların önyargıları, seni anlamamak için inat etmelerinde onlardan uzak kalmaktan başka çare kalmaz. Onlar sana ne kadar zarar verdiklerinin farkına varmaz ama sen onların düşüncelerinden veya davranışlarından çok rahatsız olursan uzaklaşmaktan başka çare bulamazsın. “ Önce can sonra canan” diye boşuna söylememiş atalarımız.  

Canım oğlum,  

Hayat hiç zor değil. Hayatı her zaman dediğim gibi bizler zorlaştırmaktayız. Mesela sen de biliyorsun ki, dersini derste dinlediğin ve notunu güzel tuttuğun ve anlamadığın yerleri hocana sorduğun zaman, ondan aldığın cevaplar ile dersini tam anladığın ilerde sana sınavda sorulan sorularda çok kolay gelmekte ve sınavda da başarılı olmaktasın. Hayatta aynen böyle oğlum. İnsan çevresinde bilgi ve kültür sahibi insanları iyi dinlediği zaman onların fikirlerini benimsediği ve anlamadığı zaman sorular sorarak öğrendiği zaman tabii ki güzellikleri benimseyeceğinden hayatı da ona kolay olacak. Ama bizde ise insanlar ya kıskanılır ya da küçümsenerek faydalanılmaz. Onların başarısı sadece dedikodu vesilesi olur. Bir atasözümüz der ki “ Bükemediğin bileği öpeceksin” ama bizde bükemediğin bileğe pis kötü deriz.  

Sevgili oğlum,  

İnsanlar isimlerinin güzel şeyler ile anılmasından hoşlanıyorlar. O yüzden onların ismini vermeden “ Bazı insanlara neler oluyor ki.. “diyerek başlayan ve onların zihniyetlerini, fikirlerini hakarete varmadan saygılı ve ölçülü olarak anlatırsak hem onları üzmemiş oluruz hem de onlara fikirlerimizi anlatmanın ve olumlu eleştirilerimizi sıralamanın mutluluğunu yaşayarak , bu mutluluğu da çevremize ışık gibi yayarak başkalarını da mutlu etmiş oluruz.  

Canım oğlum,  

Hayat mutlu ve başarılı yaşamaya değecek kadar güzel ve anlamlıdır. Bu anlamın manasını bilen insan o manayı hayatına uygulayarak mutlu ve bahtiyar olarak yaşamanın önemini anlarsa hem kendisi kendisine fayda vermeyecek ve zarar verecek tutum davranışları ile ünlenen ve tanınan insanlardan uzak kalırsa hayatı da güzel olur yaşamaktan her zaman zevk alır.Dikkat ettim de işi gücü insanların huzurunu bozmak olan insanlar bizi huzursuz ettiği gibi çevrelerini de huzursuz etmekteler.  

Canım oğlum,  

İşte sana hayatta faydalı olacak bilgileri karşına geçerek sözlü anlatmıyorum, yazılı metinler halinde anlatmaktayım ki, “ söz uçar yazı kalır” diyen atalarımızın öğüdüne uyarak yazılı olarak anlatmaktayım. Olabilir ki sen faydalanmamakta inat edersen başkaları okuyarak “ Oğlun okumazsa ben okuyayım faydalanayım” diyerek faydalanır ve buna da senin varlığın sebep olur.İnsanların gelişimine ve fikir düşüncelerinin şöyle ya da böyle gelişmesine sebep olmak da insanlara faydalı olduğunun bir işareti.  

Gözlerinden öperim.  

TURAN YALÇIN-TOKAT  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1069
Toplam yorum
: 339
Toplam mesaj
: 293
Ort. okunma sayısı
: 1507
Kayıt tarihi
: 28.12.07
 
 

1967 Tokat'ın  Pazar ilçesi doğumluyum. İşitme engelliyim. İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster