Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

21 Şubat '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
112
 

İnsanlığımızdan Verdiğimiz Ödün Telafi Edilmez

İnsanlığımızdan Verdiğimiz Ödün Telafi Edilmez
 

Son zamanlarda artan istismar vakaları endişelerimizi artırıyor. İstismar sözcüğü iyi niyeti sömürerek kötüye kullanmak olarak adlandırılırken bazen farkına varamadığımız bazen de umursamadığımız olaylar ancak olumsuz sonuçlara vesile olduğunda konu hakkında bilgi sahibi oluyoruz.
 
Korku, tehdit, dışlama, utanç, yargılama, suçlama gibi unsurlar şiddet içerir
İstismar, fiziksel veya cinsel dayatmalarla uygulanacağı gibi duygusal zorlamalarla da yapılabilir. Türü ne olursa olsun içeriğinde mutlak surette zorbalık ve sömürü vardır. Fiziksel şiddet, kaba kuvvetin kullanımını akla getirse de cinsel istismar vakalarında da dayak gibi tehdit te ön plandadır. Toplumun değer yargıları öne sürülerek tacize uğrayan kişiyi  namus kavramıyla korkutmak, geleneksel kurallarla yargılanacağını belirterek duygusal olarak da töhmet altına almak insanlık dışı bir eylemdir. 
 
Uğradığı haksız muamale karşısında suskun kalarak tacizciye defalarca aynı fırsatı vermek, kişisel  olduğu kadar toplumsal olarak da kanayan bir yaramızdır. Hele bir de yakınları tarafından korkunç muameleye uğrandığında, konunun aile içerisinde değerlendirilerek kapatılması, yeni tecavüz vakalarına da zemin hazırlar. Tacizciden çok saldırıya uğrayanı kınamak, anlamsız kavramlarla yargılamak sorunu daha da büyük zeminlere taşır. Toplum tarafından incineceğini düşünen kişi, uğradığı insaniyetten uzak eylemi saklamak mecburiyetinde kalıyorsa duyduğu korku ve utanç onu daha da büyük felaketlere sürükleyecektir kuşkusuz.
 
Duygusal İstismarı Hiçe Sayıyoruz
Kişesel hak ve hürriyetleri kullanma bakımından yasal olarak kimsenin kimseden üstün yanı bulunmaz. Bu eşitliğe rağmen, anlamsız bir şekilde otorite kurarak diğerini yönetmeye, yönlendirmeye kalkışmak, onun varlığını hiçe sayarak sindirmek suretiyle haklarını ihlal etmek istismardır. 
 
Kimse isteği dışında zorlamayla, dayatmayla rızası dışındaki olaylara yönlendirilemez. İstismarın illa ki dayakla olması da gerekmez. Sözlü olarak veya beden diliyle karşıdaki kişinin aşağılanması, yok sayılması, tehdit edilmesi, korkutulması, suçlanması gibi duygusal dünyasına yönelik zararlarda şiddet unsuru olup, duygusal istismardır. Toplumda sık rastlanmasına rağmen, göz ardı edilmesi şiddeti benimsemiş olduğumuzun kanıtıdır.
 
Çocuk İstismarları Kanayan Yaramızdır 
Toplumun tüm kesimlerinde rastlanan istismar vakaları artarken, çocuklara yönelik cinsel istismarlar can yakıyor. Ailelerinin gözbebekleri, masumiyet timsalleri nadide varlıkların güzel duygularının köreltilmesi toplumsal sorunumuzdur her şeyden once. Çocuklar, kadınlar ve engelliler yasal olarak da korunması gereken özel bir gurupta değerlendirilir. Hiçbir bahane bu insanlık suçunu haklı çıkaramaz. Kaldı ki ihmal bile istismardır.
 
Kanun nazarında korunması gereken varlığın bedensel, duygusal ve cinsel yaşamına yönelik herhangi bir tehdit suç unsurudur. Çocuklar kendilerini koruyacak olgunluğa erişmediğinden ailesi, çevresi kadar yasal yönden de korunur. Bedeni ve zihni yetiler sağlanmadığı müddetçe yapılan eylem rıza kavramıyla açıklanamaz. 
 
Bedenini tanıma, yabancı kimselerin bedenine dokunmasına izin vermeme gibi önlemler akla gelen tedbirler arasında olsa da kişisel tedbirler yeterli olmayabilir. Tehdit unsuru, aileden veya yakın çevreden geliyorsa böyle bir ayırdımın farkına varılmaması da olağandır. Yalnız yargılama ve baskılar çocuğun gerçekleri anlatmasına engel olacağından, söylediklerinin dinlenmesi yaşadıklarını anlatmasına da olanak tanıyacaktır.
 
Zihinsel Engellilere Yönelik Cinsel İstismarlar Önlenmeli
Yaşı ne olursa olsun, zihinsel engelli bireylere yapılan istismarlar kanun nazarında çocuklara yapılmış gibi değerlendirilir. Yani yaptığı eylemde rıza aranmaz. Yasada korunmaya ihtiyaç duyulan özel gurupta yer almaları akıl, idrak ve irade yoksunluğundan kaynaklanır. 
 
Engeller hafif, orta ve ağır şekilde belirlenirken gündelik yaşamın idame ettirilmesi için gereken kısaslar rahatsızlığın durumuna göre değişir. Böyle bir değerlendirme konunun uzmanlarınca tespit edilip, belirlenen heyet tarafından engelin oranı, kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasına ve becerilerine göre belirlenir. Bu durumda olan kişilere dışarıdan yaptığımız yorumlar son derece yetersizdir. Velhasıl, onun ihtiyaçlarını karşılama durumlarını bilmediğimiz halde görünüşüne göre anlam çıkarmak yersizdir. Kaldı ki zihinsel engellilere verilen Sağlık Kurulu Raporu’nun oranları diğer engel durumlarına göre farklılık gösterir. Şöyle ki %70 oranında bedensel engelli biri kısıtlamalar eşliğinde de olsa kişisel ihtiyaçlarını karşılayıp, sosyal yaşama katılabilirken, %70 oranında zihinsel engeli olan engelli gündelik yaşamını idame ettirmekten, kişisel ihtiyaçlarını karşılamaktan mahrumdur. Söylemek istediğim, istismar eden kişinin mağdurun durumunu kast ederek, ‘seviyorum, aşık oldum’, ‘gördüğüm kadarıyla’, ‘elinden her iş gelir’, gibi içi kof sözlerle eylemine kılıf araması son derece yersizdir. Çünkü konuyla ilgili uzmanlar dahi ancak heyet eşliğinde engellinin durumunu değerlendirir. 
 
Gündelik yaşamın gereklerini karşılayamayan, ihtiyaçlarını yerine getiremeyecek kadar bakım gerektiren bedensel ve zihinsel engellilere yardımcı olan kişilere bakım maaşı ödenir. Son zamanlarda zihinsel engellilere yönelik istismarların ve evlilik vaatleriyle sömürülmesinin artışında bu maaşların etkisi inkar edilemez. Çünkü aklı yetilerinden yoksun, kişisel bakımını yapmaktan mahrum, bir başkasının yardımıyla gündelik yaşamını idame ettiren, karar mekanizması, bedensel ve ruhsal yetileri olgunlaşmamış insanları istismar etmek, insanlığımıza düşen gölgedir. Engelli kadar bakım maaşı almaya hak kazanan bakıcılarının kontrolü de engellinin haklarını korumak amacıyla devlet tarafından güvence altına alınmıştır. Yani yeterli şartları yerine getirmeyip ihmale sebebiyet verdiği müddetçe bakıcının aylığı kesilerek, engellinin bakımını sağlayacak yeni bakıcı tayin edilir. Netice itibariyle engellinin durumu istismarcının görüşleriyle şekillenmediği gibi mağdurun duyguları da özel durumundan dolayı olayın şeklini değiştirmez.
 
Velhasıl, engelli bireyin durumu yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermeyecek kadar açık ve nettir. Üstelik insani vasıflarımızda istismarı ve şiddeti kabul etmez. Hele ki sadece kanun nezdinde değil, insani olarak da korumak, kollamak zorunda kaldıklarımıza yapılan her türlü gayri insani eylem hepimizin ortak sorunudur ve bir an önce çözüme kavuşmalıdır.
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Yazar,toplum ezilenin,dışlananın,işkence görenin yanında olmazsa zarar gören kişi,kişiliğinden ödün vermek zorunda kalıyor.Esen kalın.

Hüseyin Başdoğan 
 28.02.2018 15:49
Cevap :
Sayın yazarım, ne yazık ki durum söylediğiniz gibi. Bir toplumu oluşturan, var eden değer yargıları sarsıldıkça umutlarda yerle yeksan oluyor. Saygı, sevgi ve güven gibi temel değerler insanlık yaşadığı müddetçe yaşamalı hal bu ki. Saygı ve selamlarımla...   02.03.2018 16:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 127
Toplam yorum
: 914
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 984
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

Doğuştan bedensel engelli olup, işletme fakültesi mezunuyum. Kamu sektöründe çalışmakta iken malu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster