Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1966
 

İnsanlık halleri

İnsanlık halleri
 

Kaynak:İnternet


Yok, bu gece bana yazı yazdırmamak için sözleşmiş sanki her şey!

İçim şöyle bir geçmişti, az uzanayım dedim, bir uyumuşum ki sabahın körü olmuş.

Moralim bozulmadı, aman ne var canım, bir neskafe içer, pıt diye kendime gelirim şimdi dedim demesine de, tam sıcacık az sütlü kahvemle birlikte pc başına oturdum ki Maia’nın şımarıklık saati gelmiş!

Geçenlerde hastaydım ya, neredeyse tüm günü yatakta geçirdiğim zamanlar oldu, köpek benimle mışıl mışıl uyuyor, ben kalkıyorum, pat diye o da kalkıyor.

Yat, uyu işte de mi? Yok!..

Kırma köpekler her iki cinsin genetik kodlarını aldıklarından terbiye edilmeleri daha güç olmakla beraber daha zeki olurlarmış, buyurun örnek Maia..

Ne zaman oğlumun arkadaşları bizde olsa, bir kapris bizim kızda, sormayın!

Kıskanıyor cidden!

Ev içinde büyüttüğümüzden havlamasına izin vermemek adına hepimiz ayaklanıyoruz ilk “hav”ında; biliyor eşek, bilerek mutfak ya da banyo penceresinin önüne giderek avazı çıktığı kadar havlamaya başlıyor, inadından!

Neyse işte, az buçuk şımarıklığını giderdim gidermesine de, bu defa da evdeki gülüşen genç nesle taktı kafayı; pencere önlerinden toplamaya başladık hayvanı!

Neskafe soğudu bu arada elbette.

Gözüm saatte; 08:30 a kadar vaktim var; tamam panik yok…

Yenisini hazırlamak üç dakika nasıl olsa…

Panik yok diyorum kendi kendime ama, gözümün her saate kayışında içim sıkışıyor, beynim bulanıyor; böyle zamanlarda dış seslere karşı pek duyarlı olur ya insan, hah işte, bende de aynen öyle oldu; habire kulağım bizim gençlerin seslerinde…

“Yatın artık genç nesil” dedikçe, alçak sesle kıkırdaşıyorlar, bir taraftan içim mutlulukla doluyor onların bu keyifli hallerinden, bir tarafım “konsantre olamıyorum yazmaya, eyvah” çığlıkları atıyor…

Saatin umuru değil ama, tıkır tıkır işliyor!

“Gün ağardı, kuşlar ötüşmeye başladı, karşı dağlarda sis var…” falan gibi beş cümle daha yazsam günü kurtarır mıyım acaba diye kafama üşüşen şeytanca fikirleri şöyle bir el hareketiyle def ettikten sonra bir kez daha saate göz attım; şükürlerim olsun, daha 45 dakikam var!

Yaa, işte böyle sevgili okurlar, bazen bir yazıyı okura sunmakta zorlanabiliyor da insan; ne diyelim, insanlık hali…

******

İnsanlık halleri dedim de aklıma geldi, telefonda, özellikle çok ciddi bir şey konuşuyorsam, sırtımı kaşıyormuşum meğer!

Konunun ciddiyeti ile orantılı olarak üstten kaşımaya başlamam elimi bluz altından sokmaya kadar varıyormuş!

Oğlum fark etti!

İyi de yıllardır telefonda iş hallederim ben; sağım solum insan dolu, fena sobelenmişim meğer!

Geçenlerde Özlem’le sohbet ediyoruz huşu içinde, konuşurken boynundaki kolyesini çıkarttı, çantasına koydu, rahatsız etti herhalde diye düşünmemi henüz tamamlamışken tekrar çantadan kolyesini alıp boynuna taktı.

Aaa Özlem! Şimdi ne yaptın sen?

Farkında değil, otomatik olarak yapmış meğer…

Benimkinin yanında daha bir edepli kaldı en azından!

Asıl sıkıntım el-kol hareketlerimdir benim; konuşurken elim ve kolum da mutlaka dahil olur; hani Türkçe pop şarkılarında dans ederken şarkı sözünde “göz” geçiyorsa göz mimiği yapıp, “sarılmak” lafı geçiyorsa kollarıyla kendini saranlar var ya, hah, aynen öyle!

İhracat müdürüyüm bir şirkette, patrona doktora gideceğimi söylüyorum, meraklanıyor, göğsümde bir minik kitle var diyorum, elim göğsüme gidiyor, otomatikman…

Neyse, doktor, röntgen falan, şirkete döndüğümde geldiğimi bildirmek için uğruyorum, nedir sonuç diye soruyor doğal olarak, sakıncasız bir süt bezesiymiş diyorum mutlulukla, ellerim yine işaret ediyor bezenin olduğu yeri!

Gece yattığında günlük bazı şeyler geçer ya insanın kafasından, öyle bir anda zınk diye doğruluyorum yattığım yerde! Ağlasam mı, gülsem mi, bilemiyorum; tek bildiğim iyi ki jinekoloğa gitmek için izin istemediğim!

Madem bu kadar yüz göz olduk insanlık hallerinden dolayı, hazır henüz 15 dakikam daha varken şu anımı da anlatmadan geçmeyeyim!

Oğlumu yeni doğurmuşum, yani genç ve güzelim babında diyorum; minik bir test yaptırmam gerekiyor, iş çıkışı pek tanınan laboratuvara gidiyorum, tam kapatacaklar, minik bir test, lütfen, diyorum.

Peki diyor iki yaşlı bey, tahlil için idrar veriyorum.

Az bir süre beklemek gerek, ayak üstü sohbet ediyoruz. Memleketi kurtarıyorum ben ayak üstü, ayıp olmasın diyerek bir o beye dönerek konuşuyorum, bir öbür beye…

Üstümde kırmızı bir kazak, altımda siyah kloş etek… Siyah çorap, siyah topuklu ayakkabılar…

Beyler bir şey söylemek istiyorlar gibi ama ülkeyi kurtarmaya öyle hevesliyim ki, fırsat vermiyorum!

Bir ona dönüyorum, bir buna…

“Şey…” dedi kısık bir sesle bulduğu ilk fırsatta laboratuvar sahibi, “eteğinizi düzeltin isterseniz…”!

Test yetişsin diye aceleyle kloş eteğin bir ucu belime takılmış!

Ne yer yarıldı, ne de ben içine girdim!

Utançtan kızaran suratımla tam da çıkmış olan raporu alıp, tıpış tıpış evime gittim!

Bir daha aynı laboratuvara gittim mi, asla!

Gitmesem de onlar beni unutmuşlar mıdır, pek sanmam!

İçime en çok su serpen tarafı “ama memleket kurtarıyordum ben” oldu, hani laka luka yapmadım, onlar dediklerimi dinlediler mi o arada, kim bilir?

******

Keyifli bir Cumartesi dilerim; insanlık hallerim henüz bitmiş değildir, ayrıyeten bildiririm!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlahi Gülgün hanım! İnsan dediğimiz ne ki de halleri bu olmasın?...Yazdıklarınızın yaygın bir insanlık hali olduğunu kendi tanıklığımızla da doğrulaya biliriz.Bence insanın halleri ha keşke sadece yazdıklarınız gibi olsalar.Bunların hepsi de başımız üzere olsunlar.Kabullenemeyeceğimiz ve de kabul edilmesi insanı, insanlıktan çıkaran öylesi haller var ki?... İnsanı, insan olduğuna bin pişman eder.Sizi yazması zor; o derece de eğlendirici ve bilgilendirici bu yazınızdan ötürü kutlar kesintisiz devam etmesini diler saygı ve sevgilerimi sunarım.Süleyman Alkan

Süleyman Alkan 
 12.03.2011 11:17
 

İlahi Gülgün hanım alemsiniz. geçen gün şirketin merdivelerinden düştüm, her sorana anlatıyorum; ''çok şükür kafa üstü inmedim yumuşak iniş yaptım popomun üstüne'' diyerek ve otomatikman göstererek. El gidiyor, elimde değil. :))

içimdeki ekip 
 12.03.2011 10:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1296
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster