Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '07

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
23216
 

İnsanlık öncesi ve sonrasının tarihi

İnsanlık öncesi ve sonrasının tarihi
 

Dünyada insanlar varolmadan hayvanların yaşadığının tarihi belgesini siz değerli okuyanlarıma buradan duyurmak istiyorum .

Belki hayalmi gerçekmi diyenler olabilir ben iki binli yıllarda Karaburun ve Mordoğanda fil, ceylan, gergedan ve zürefa fosillerini ilk buldum, bilim adamlarının yaşlarını belirlemesiyle dünya gündemine gelen bir jeolojik olaydır. Sizlere sunmak istedim.

Önce ilk insan ve uygarlığından bahsetmeden geçemedim.

İlk insan ve uygarlıklar

Nasıl başlamış :

Ön yaşam biçimleriyle ayrılan ve sayıları pek çok olan insan toplumları insan öncesi canlılı’nın ve ön canlının yaşadığı zamanlardan beri insanlık tarihi boyunca varola gelmiştir. Uygarlıklar yüzlerce dahası binlerce kilometrelik bölgeleri içine alan ve birey yaşamanın süresiyle öldüğünde çok uzun dönemleri kapsayan milyonlarca kişinin yaşamını gevşek yinede tutarlı bir yaşam biçimi içinde eren son derece büyük toplumlardır .Hem çok büyük hemde çok uzun yaşamlı toplumlar olarak tanımlanmaları uygarlıkların sayılarının pek çok olamayacağı sonucunu içerir gerçektende tarihte uygar toplumun ortaya çıktığı zamandan günümüze dek dörtten çok birbirinden farklı uygarlığın bir arada var olduğu görülmemiştir. Amerikan yerlilerinin yaşadığı yeni dünyada görülen bir birinden farklı uygarlıkların sayısı ise üçü geçmez. Benim ilk yazdığım 1-2-3’cü kitaplarımla beğeni ile başarı beni daha kısa bir yapıtın tüm insanlığın tarihi hakkında kişisel görüşümü etkin olmamakla birlikte genede kavranabilir, anımsanabilir ve daha sonra üzerinde düşünülebilir birleştirici olarak ve akla yatkın olma erdemini taşıyan görüşümü benden bizzat gelerek alan kişilere, tez yazamak isteyen öğrencilere ve öteki okuyanlara, buradan bloglarımı okuyanlara ulaştırabileceğime inandırdı.

Benim dünya görüşümü değiştiren Dünya tarihinin dengesini değiştiren etki merkezlerini araştırarak sonrada yer yüzünün halkalarının ortaya çıkan yeni ve eski bilgileri birleştiren olumlu bilgilerini inceleme olanağı ile böyle bir bakış açısı içinde farklı uygarlıklar yeryüzündeki konumlarını arkeolojik teknoloji ve sanat tarihi içinde bazen gizlendiğini gördüm. Jeoloji dünyasında gün ışığına çıkmamış kapalı kalmış birçok ipuçları buldum derinliğine giderek ege Ünüversitesi tabiat tarihi hocaları bana daha çok araştırma imkanları cesareti sağladılar beni dünya tarihinin derinliklerine ulaşmama ışık tutarak insanların yaşamadığı yıllarda evrende hayvanların atalarının yaşadığı dünyalara kadar ulaşmamı sağlayan bir güçle ceylan, gergedan, zürefe , atların ve fillerin atalarını Karaburun ve Mordoğanda on milyon yıl öncesi yaşadığının delilleri fosilleri ilk benim bulmamla, Yunan Türk arasında deniz olmadığının dünya gündemine gelmesi bilim adamlarını hayrete düşürdü.

Karaburun ve Mordağanda jeolojik bilgileri içeren kitaplarımı yazmaya devam ettim. Fazlası ile ilgimi çeken insanlardan önce hayvanların varoluşunu bulduktan sonra ya insanlık tarihi ne zamana rastlar insanlık tarihini araştırma zamanı , geldiğine inandım araştırmalarımın ilk dikkati çeken yönünden başladım işe Karaburun yarımadası sahillerine uzanan girdili çıktılı dağ eteklerinde farklı bir görünüm beyazlaşmış şeklenmiş kıreterler sarkıtlarla uçurumlar oluşmuş ama bu gördüklerim taş değil çamurlardan oluşan lavlardan oluşmuş sarkıtları araştırmaya başladım önce Mordoğan ayıbalığı (fok balıklarının) yuvalarının olduğu yamaçta gençlerin bulunduğu yerlerde ellerinde kemik görünümünde bir çisimlerle oynadıkları yerlere yöneldim. Oralarda bulduğum parçaların ne olduğunu öğrenmek için tabiat tarihi müzesine giderek doçent doktor Tanju Kaya ve Vahdet Tunaya götürdüm. Bunların olduğu yere gidelim dediler ve gittik birkaç fosildaha bularak yaşlarının on milyon yıl öncesine ait olduğunu söyleyince kıyıları tarayarak beş kilometre Karaburuna yakın yerde Eşendere mevkiinde denizden 40 metre yüksek uçurumlarda aramaya başladım ve bu alanda fil, ceylan, gergedan, zürefa, arslan, kaplan fosilleri ile dolu bir fosil mezarlığı ile karşılaştım, bir bacak kemiğini alarak Ege Ünüversite’si tabiat tarihi müzesine götürdüğümde hemen harekete geçildi olay mahalline T.R.T. televizyon ekibide bize katıldı. Öğrencilerinde iştirakı ile yapılan kazılarda önemli fosiller çıkarıldı ve yaşlarının on milyon yıl öncesine ait olduğu belirlendi olay medyada yayınlanınca Fransa bilim adamları Profesörler de araştırmaya geldiler.

Böylece insanlık tarihi öncesine ulaşmanın heyecanı ile Dünyada insanlardan önce hayvanlar varolduğunu belgeleri ile daha çok araştıma gerektiğini anladım ve dünya tarihi bilimlerine ulaşmak için önce bir ay İstanbulda kalarak bilgiler araştırdım daha sonra onbeşgün daha Kalarak araştırmalarımı kaleme alarak dördüncü kitabımı hazırlama heyecanı yaşadım. Profesyonel çalışmam gerekti. Atalarımız hep dünyada birgün gelecek kıyamet kopacak sözlerini çocukken duyardım oysa dünyada kimbilir kaç defa kıyamet kopmuştur diyorum, işte on milyon yıl önce Karaburun yarım adasında belgelenen kıyamet kopması nasıl olmuş? Dünyayı parçalayan o ilahi güç nedir? Dili olsa da söylese benim anlayışım yanar dağların patlaması ile çamur lavları yayılmış kara parçaları açılmış denizlerin boyutu değişmiş bu lavların altında hayvanlar topluca bastırılıp ölmüşler buda bilinen bir gerçeği ispatlamış olması Yunan - Türk arasında deniz değil karaparçası olduğunun beldesi olarak ispatlanmış oldu. Dünya taihinde yeni bir sayfa açılmış oldu. Bilim adamlarına göre Dünya zaman zaman bu olaylara tanık olmuş.

İnsanlık tarihi:

İlk büyük Dünya uygarlıklarının İ.Ö. 500’e kadar ortaya çıkışları ve biçimlenişleri;

İnsanlık tarihinin ilk dönüm noktasına yiyecek üretimine geçilmesi ile ulaştı. Bu olay insanların sayısında büyük bir artış olanağı sağladı, avcılık yiyecek toplamaya nasıl ne zaman geçildiği en erken İ.Ö. 8500-7000 dolaylarında orta doğuda gerçekleştiği tahıl tarımı buradan göçler ve benimsemeler yolu ile Avrupaya Hindistana , Çine ve Afrikaya yayıldı tarım Kuzey Amerikada, Güney Amerikada, Dicle, Nil, Fırat kıyılarında İ.Ö. 3500-3000 dolaylarında gelişti Akdeniz sahillerinde meyveciliğin yapılabileceği yerler olarak bilindi Mezapotamya cıvarında savaş arabaları savaş tekniklerini öğrendiler, İ.Ö. 1700’den az sonra bozkırın çoban ve savaşçılarını ilk kez ön plana çıkardı. Atlarla savaşlar büyük başarı sağladı.Bu savaşçılar tüm Avrupayı batı Asyayı Çini istila ederek son derece başarılı bir uygarlık oldu .İ.Öİ 500’e gelindiğinde Yunanistan da kendine özgü bir uygarlık temelini atmasıyla güç kazandı bundan sonra Mısır, Orta Asyada, Mezapotamyada üç uygarlık oluşmasıyla orta doğu tarihi dahada karışmış oldu.Birden bire doruğa ulaşabilen imparatorluklar oluştu. Yahudiler İ.Ö. 800 - İ.Ö. 600 yüzyılları arasında yaşayan Peygamberlerce biçimlendirilen dinleri Hindistanın budizmi, Çinin kofüçyüs’çülüğü de Yunan felsefesi kadar canlı ve inandırıcı bir dindi .Avrasya uygarlığının İ.Ö. 500’de insanlık biçiminin ortaya çıkması ile Dünya tarihinini başlangıç süresi sona erdi.

Dünyada ön insan dönemi katılımi ile gelen becerilere dayanarak, yaşamlarını sürdürmekteydiler, tahta ve taş araç kullanımını öğrenenler ön insan topluluklarında olmuştur. Ön insan döneminde bebeklik çocukluk dönemi daha uzun tutulmuş anne ve babanın bilgilerini iyice kavramış olması başarıya ulaştırmıştır.İnsanlar taştan kesici aletler bıçaklar kamalar yaparak savaş yapmışlar ve soğuk iklimler karşısında hayvan derilerini birleştirip dikmek için deriden çıkardıkları sırımlarla dikerek vücutlarını soğuktan soğuktan vücutlarını korumayı öğrenmeleri ile sürüklenen yağmur bulutlarında yağan sularla bitki örtüsü artarak hayvanlara ve insanlara besin kaynağı olmuştur.

DİN TARİHİ

Rahiplerinin saygınlıklarınının bir başka dayanağı tanrılara nasıl hoşnut görüneceğini dinsel şarkıların nasıl okunacağını bilgilerin ilk olarak yazıya döküldüğünü İ.Ö. 1800 dolaylarında öğrenmişlerdir.

Yazı sanatı:

Duyduklarını bilgilerini yazmak için yazı sanatını öğrenmek zorunda kalmışlar.İ.Ö. 3000’den azsonra yazıların belgelerin kullanımı başlamıştır.

Sulama İ.Ö. 3000 yıllarında su muhendisliği gelişme düzeyine ulaşmıştır. Bunun sonucu olarak ta askeri güç İ.Ö. 3000 dolaylarında rahiplerin önderliklerine rakip olan kırallık başlangıçta tanrıların insanlar arasından birini kendi temsilcileri olarak atadıkları tanrılar adına baş rahiplik yapacak birini atadıklarını öne süren birinin rahip olacaktır.ancak savaş zamanlarında söz sahibi baş rahip olacaktır.

SABAN ‘ın icadı

İ.Ö.3000 den önce insanlar tarım gücünün tarım işlerine nasıl kullanılacağını öğrendi.

Yunan uygarlığı İ.Ö. 500-336 arasında gelişip serpilişi

İyonyanın yunan kentleri

Kyros’un küküçük Asyayı lidya kıralı Krezüsün elinden aldığı İ.Ö. 546’dan beri süregelen Pers yönetimine karşı İ.Ö. 499’da.Ayaklanma 5 bin yıl sonra bastırıldı kıyılarının önde gelen kenti Miletos yağmalandı. Yunalart ile Persler arasındaki savaşın bu birinci döneminde, zaferi kesin olarak Persler kazandı. Bununla birlikte, adları ozaman pek duyulmamıştı. Önemsiz iki Yunan kenti olan Atina ve Eritra ayaklananları desdeklemek üzere egenin karşı kıyılarına birkaç tekne gönderme gözüpekliğini gösterdiği için, Kıral Darius bu sonuçla yetinmedi İ.Ö. 490’’da bu kentleri cezalandırmak amacıyla gönderilen birlikleri Erithrayı’yı yağmaladılar. Öyle anlaşılıyorki Persler içerde kentin kapılarını açacak bir ihanetin gerçekleşmesini umarak, Atinanın 45 kilometre uzağındaki marotonda karaya çıktılar. Başarıya ulaşamadı Persler gerisin geri gemilerine binerlerken Atinalılar saldırıya geçerek marotonda parlak zafer kazandılar. Bu zaferin haberi bir koşucu tarafından Pers gemilerinin ulaşabileceği bir süredan daha kısa bir zaman içinde ulaştırıldı. (günümüzün maraton koşusu adını bu olaydan almıştır.) Böylece Pers gemileri kararlaştırılan biçimde Atina önlerinde görününce kentteki hainler harekete geçemediler, ozamanda amaçlarına ulaşamayan istilacılar çekilip gittiler.

Bu çarpışmalar Perslerin Avrupa Yunanistanını fethetmek yolundaki ciddi girişimlerine yalnızca bir başlangıç niteliği taşıyordu. Driusun oğlu ve Ardılı Kserkses böyle bir girişim için İmparatorluğunun 60 bin kişiden oluşan kara ordusunu topladı, Persler bu zafere gerçekten çok iyi hazırlandılar. İstanbul boğazı üzerinde bir yüzer köprü kuruldu tüm Trakya kıyıları bayunca depolara savaşta gereksinim duyulacak mallar yığıldı Yunanları boyun eğmeye kandırmak için diplomatık heyetler gönderildi. Birçok kent bir arada Delphideki sözü geçer Yunan kahini Perslerin öne sürdüğü koşulların iş işten geçmeden kabul edilmesini istedi. Fakat birbirlerine pek sıkı olmayan bağla bağlanmış Spartanın önderliğindeki yirmi kada kentten oluşan bir konfederasyon boyun eğmeyi kabul etmedi Küçük bir Sparta birlği pers ordusunu kuzeyde Termopilai’de durdurmak için boş yere uğraştı. Kserksesin ordusu bu geçidi aşıp güneye doğru yürüyünce Atinalılar kentlerini boşaltmak zorunda kaldılar. Atina ilerleyen pers birlikleri tarafından yağmalandı ve yıkıldı.Bununla birlikte Persler dost olmayan ve yıkıntıya döndürülmüş bir ülkede ordularının gereksimlerini karşılama yolunda büyük güçlüklerle karşılaştıkları için, bu tür başarılar Yunanlıların teslim olmaları sağlanmadıkça kesin zaferler olarak görünmüyordu. Bu nedenle Kserkses Yunan donanmasına saldırarak zaferi sağlama almayı denedi Yunanistan ana karası ile Salamis adasındaki dar geçit Pers donanmasının Yunan donanmasından kat kat üstün teknelerinin hareketine elverişli değildi.Bu nedenle yunanlar , becerikli ve yürekli manevralarla İ.Ö. 480’de kesin bir zafer kazanabildiler.Bu yenilgi üzerine Kserkses ordularını bir bölümü ile İrana dönmeye karar verdi.Pers birlikleri İ.Ö. 479’da Yunan kentlerinin birleşmiş orduları ile Platea’da karşılaştılar. Zafer gene Yunanlılarda kaldı. Bu başarının ardından atınalılar savaşı egenin karşı kıyılarına taşıdılar. Bu girişimler İyon ketlerini yüreklendirdi.

Buradan sonra yazımın devamı ilginizi çekerse bekleyin değerli okuyanlar..

saygılarımla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Neşet bey, Elinize sağlık. Blog yazmanın kitap yazmak veya gazete haberi hazırlamaktan ne kadar farklı bir keyfi olduğunu, kişiselliğin ve özgür ifade çabasının ne kadar özel ve değerli bir şey olduğunu sizin gibi yazarları görünce tekrar anlıyorum. Hepimiz filanca yerde yapılan kazılardan çıkan bilgilerin bu gün sahip olduğumuz tarih anlayışımızı nasıl değiştiğinin hikayelerini okuruz gazete ve dergilerde. Ama bu bulguların nasıl yapıldığını, kimlerin o fosilleri nasıl bulduğunu görüp hatırlayan birilerini dinlemek ayrı bir değer bence. Blog yazmanın da güzelliği burada değil mi? Tek kuralın "istediğiniz kadar verir, istediğiniz kadar faydalanırsınız" olduğu kaç ortam vardır ki bu dünyada. Sayın burgutex arkadaşıma da, jeoloji ile ilgili çalışan bir inşaat mühendisi olarak, paleoantropoloji yani fosil biliminin jeolojiden ayrı ve bağımısız bir bilgi birikimi olmadığını hatırlatmak isterim. Merak eden biraz kaynak karıştırabilir. Saygılar

Buka 
 02.04.2007 18:37
 

Sevgili Ağabeyim, yaşınıza göre Maşallahınız var. Oturup döktürmüşsünüz. Bilgi yüklü bir insan olduğunuz belli. Gerçi yazınızın ilk kısımlarını anlayamadım. Biraz karışık geldi bana.. Ben Biyoloji mezunuyum. Fosillerin jeoloji ile ilgisi çok azdır, genelde Biyoloji ile ilgilidir. İnsanlardan önce hayvanların yaşadığı da bilinen bir gerçek zaten. Anadolu da, zaman içinde buzul çağlarının başlaması veya kıtlık dolayısı ile hayvanların ve insanların geçiş noktalarından birisi olmuş. Eski çağlarda Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgeleri taraflarından Sibirya'ya kadar uzanan bir deniz olduğu ve Ege Denizinin de kara olduğu da biliniyor. Daha düne kadar Anadolu'da envai çeşit yaban hayvanı da mevcuttu. Maalesef herşeyi köküne kibrit suyu ettik. Tarihsel bilgilerinizden istifade ettik. Teşekkür ederiz, ellerinize sağlık. Anadolu'da Türklere ait 11bin senelik kitabe bulundu. Bu demektir ki, Türk medeniyetleri diğer bütün medeniyetlerden daha eskidir. Selamlar, saygılar..

xxxxxxxxxxxxxxxxx 
 26.03.2007 18:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2432
Kayıt tarihi
: 24.03.07
 
 

1933 Mordoğan - İzmir doğumlu olup 51 yıldır aktif gazetecilik ve televizyon muhabirligi yapmakta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster