Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
12
 

İnsanoğlu Nankördür

Yaz gelir sıcaktan, kış gelir soğuktan şikayet ederiz. Yazın güneşin altında tarlalarda ya da açıkta çalışan işçileri düşünüp şükretmeyiz. Kışın sokaklarda yaşayanları görüp kendimize ders çıkarmayız. Biz böyleyiz işte. Sıcacık evlerimizde oturup, yumuşacık döşeklerde yatıp, karnımızı tıkabasa doyurupta.. Elhamdulillah demekten aciziz. Neyin kıymetini biliyoruz ki, kaybetmeden.

Heleki son zamanlarda, daha bir arar olduk eskileri. O eski komşulukları, muhabbetleri, imc usulü çalışmaları... Belki küçük yerleşim birimlerinde ve kırsalda durum hala aynıdır, bilemiyorum ama aynı bina içinde yaşayıpta birbirini görmeyen, tanımayan, selam vermeyen insanların olduğunu çok iyi biliyorum. Tabii bunlar yeni oluşumlar değil, epeydir böyle geldi böyle de gidiyor. Değiştirmek için kim bir adım atıyor ki, ya da çaba sarfediyor. Adam sendeciliğe, kolaycılığa fazla alıştık. Artık hiç kimseyle, hiç bir şeyle uğraşmak, emek vermek istemiyoruz. Üşengeç bir millet olduk.
Sonra da vefadan bahsediyoruz, utanmadan dostluktan bahsediyoruz ve kendimizi insan yerine koyuyoruz. Hangi insanlıktan bahsediyoruz arkadaşlar..

Geçici bir süre aradığınız insanlığa ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz (!)

Doğuyorsun, önünde hazır bir hayat seni bekliyor. Hiç emek vermeden hazıra konuyorsun. Akıllıysan okuyorsun, değilsen bir işe girip çalışıyorsun. Sonra evlenip aile oluyor, çoluk çocuğa karışıyorsun. İşte zurnanın zırt dediği yer burada başlıyor. Sanki amaç sadece üremek ve çalışmakmış gibi hiç kimseye ve hatta kendimize bile vakit ayıramıyoruz. Tek derdimiz daha lüx bir ev, araba. Rahat ama maaşı yüksek bir iş. Her şeyin en iyisi, en güzeli bende olsun. (kim ne hali varsa görsün) Ben merkezci olduk sadece ’ben’ varım ’biz’ diye bir şey yok. Hep daha çoğun peşindeyiz, daha fazlanın...
Ne yolla olursa olsun, hep biz önde olmalıyız, lider olmalıyız. Neye mâl olursa olsun, zirvede olmalıyız. Oraya tırmanışa geçerken ayaklarımızın altında ezilenleri görmeyiz, görsek bile bize engel olur endişesi ile aşağıya itmeye çalışırızki, çoğu zaman bunu da başarırız.

Peki farzedelim ki en zengin, en güçlü, en meşhur, en güzel biziz ve zirvede tekiz. Tek başına zirvenin ne anlamı kalır ki? Sonra da yalnızlıktan şikayet etmeye başlarız değil mi?
Tek başına oturacağın leziz bir ziyafet sofrasından ne kadar mutlu kalkabilirsiniz veya kaç gün sürer bu mutluluk. Bir dilim ekmeği bölüşmenin hazzını verir mi ya da size. Hasta düştüğünüzde kapınızı çalacak bir dostunuz yoksa, size sıcak bir çorba yapacak bir yakınınız yoksa yanınızd,. bence boşa yaşamışsınız demektir. Tüm bunlara sahip olmak ve yalnız kalmamak için yatırım yapmalısınız.

Hani adını bir insan adı sandığımız “erdem” iyi huy, iyi ahlak, sevgi, yardımseverlik, iyilik var ya, bir gün bizim de arayacağımız, muhtaç kalacağımız bir haslettir. Doğarkne her insanın içinde erdem olur.. İçinizdeki erdemi, insanlığı öldürmeyin, kıymetini bilin vakit varken. Fıtratımız gereği yalnız yaşayamayız ve sevgisiz.. (bir çok hayvan sürüler halinde yaşar, kuşların bile aileleri vardır) Kimse bana demesin.. benim kimseye ihtiyacım yok, kendime yetiyorum.. diye. Hiç kimse, kendisine yetemez. İnsani ihtiyaçlarımız olduğu sürece insana ihtiyacımız olacak bunu unutmayın. Mademki bu dünyaya bir şekilde yaşamaya geldik o zaman insan gibi yaşayıp, insan gibi ölelim. En azından arkamızda iyi düşünceler bırakmış oluruz.

İnsanlara karşı duyulan; bu güvensizlik, bu tedirginlik, bu ilgisizlik, bu sevgisizlik ve bu merhametsizlik, beni korkutuyor artık. Nereye doğru gidiyoruz bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, o da özümüzden uzaklaştığımız. Hep bir şüphe var içimizde. Önyargılarımız duvar gibi önümüzde. Ben biliyorum ki her insan sevmek, sevilmek, güvenmek, güvenilmek, ilgi, alaka, şefkat, hatta takdir ister. Birilerine sığınmak, sırtını dayamak ister. Tutacak bir el, başını yaslayacak bir omuz ister yanında. Yoksa hayatın ne anlamı kalırki. Hayat paylaştıkça çoğalan mutlulukların ve paylaştıkça azalan acıların umut dolu yarınların toplamı değil mi?
Bu kavgalar, bu savaşlar, bu yarışlar, bu hırslar, öfkeler, kinler, ne için? Nereye kadar? Başka insanların acılarından mutlu olan, tatmin olan bir varlık, insan olabilir mi? Size soruyorum. Eğer, kadir kıymet bilmemiz gereken tek şey varsa o da içimizdeki erdem ve insanlığımızdır. Yeterince insan olamadığımız için hayatta hiçbir şeyin kıymetini bilmiyor sürekli isyan ediyoruz.
Allah’ın zoruna gider.
Öyle büyük, öyle güzel nimetler bahşetmiş ki yaradan. Bunlardan sadece birini yazacağım “akıl” şükretmek için ne kadar çok sebebimiz var oysa. Aldığımız her nefes bize.. Yaradan’ın bir armağanı, mucizesi değil mi? Zamanı ne kadar hunharca harcıyoruz boş işlerle. Ne sağlığımızın, ne gençliğimizin, ne varlığımızın ne de sevdiklerimizin kıymetini biliyoruz. “Kör ölünce badem gözlü olur” derler. Siz dostlarınızın, sevdikleriniz kısacası sahip olduklarınızın değerini kaybetmeden bilin. Farkındalık önemlidir.
Onlar yoksa sizler bir hiçsiniz. Sizi siz yapan onların varlığıdır.
Bu konu hakkında yazacak o kadar çok sözüm var ki, ama dipsiz bir kuyu gibi içine girersem çıkamam diye korkuyorum. Bende dahil Rabbim bizlere özümüze dönmeyi, insan olmayı ve insan gibi yaşamayı nasip etsin. İnşaAllah.

Ölüm her an peşimizde. Ölümün yaşı yok. İnsanı öldükten sonra bile yaşatacak bir şeyler olmalı elimizde. Her şey geçici, baki olan güzel ahlak, güzel din, üzere olmaktır.

“Varlığına güvenme bir kıvılcım yeter; güzelliğine güvenme bir sivilce yeter”

İnsanı sevdiren malı ve güzelliği değil iyi huyu tatlı dilidir. Ne çekersek dilimizden çekeriz. “Yüzü güzele doyuluyor da doyulmuyor sözü güzele” demiş.. Atalarımız. Herkes gücü nispetinde, imkanı ölçüsünde, en azından güler yüz ve tatlı dil kullansın. Bedava nasılsa, üstelik tebessüm en iyi sadakadır. Gülen yüzünüz hiç solmasın efendim.

Bol şükürlü ve hayırlı bir ömür diliyorum herkese.
Ve ezcümle: İnsanın ne kadar uzun yaşadığı değil ne kadar kaliteli yaşadığı önemlidir.

Hayat tarzınız kalitenizdir.
Sevgi öncelikli saygılar

Dil-ruba Emine Genç 07 Aralık 2012 Cuma / 09:15

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 11.01.13
 
 

İlkokul mezunuyum. Müzikle ve şiirle ilgileniyorum, yazmayı seviyorum.. İki edebıyat sitesinde (a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster