Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '09

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
1564
 

İnsansız Şehirler, Şehirsiz İnsanlar...

İnsansız Şehirler, Şehirsiz İnsanlar...
 

Son yıllarda Ankara’nın çok büyük bir değişim geçirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.. 2004 yılında döndüğüm şehir Ankara değil sanki başka bir şehirdi. Sanki Ankara’dan topu topu on iki yıl değil de elli yıl ayrı kalmış gibi hissettim kendimi. Şu anda eskiden çok iyi bildiğim sokaklarının, caddelerinin yabancısı gibiyim. Ne olmuştu da Ankara bu denli değişmişti.

Adım attığım her yerde katlı kavşak, alt ve üst yaya geçitleri. Kısaca, Ankara benim bildiğim, tanıdığım, sevdiğim şehre hiç benzememekteydi.

İlk başta hepimizin bildiği gibi şehir şehir olmaktan çıkıp otoban yol’a dönüşmüştü. Neden, nasıl, niçin, niye bu duruma gelmişti Ankara. Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti. Kurtuluş Savaşı’na karar verilen bu şehir . Yıllarca Hitit Güneşi denilince Ankara, Ankara denilince Hitit Güneşi akla gelirken;

Ankara, insansız, insanlar Ankara’sız kalmıştı. Bu şehirde insanlar yaşamıyor muydu yaşıyordu. Ama Ankara’nın sadece ismi kalmış, ruhu yok olmuştu.

Ankara’nın bu duruma gelmesine etki eden en önemli etkenlerde biri de ulaşım.

Ulaşım da yollar otoban’a dönüştürüldüğünden trafik lambasının olmadığı yerde karşıdan karşıya geçmek imkansız bir hale gelmiştir

Yapılan yanlışlara kısa kısa değinmekte yarar var;

<ı>“Taşıt trafiğinin-özellikle kent merkezlerinde- kesintisiz akıtılması çağdaş ulaşım politikalarının hedeflerine ters düşmektedir “”Her ne olursa olsun trafik aksın” düşüncesi dünyada çoktan terk edilmiştir. Otomobil sürücüleri de dahil insan her şeyden önce yayadır….

<ı>Ayrıca, hızlı yollar vasıtasıyla kent merkezine getirilen otomobiller için giderek artan otopark gereksinmesinin karşılanması da başlıca sorunlardan biridir. Zamanında bu yanlış politika sonucunda şekillenen kentlere örnek bir çok Amerikan Kenti bulunmaktadır….

<ı>Kent merkezleri, kentsel aktivitelerin ve insan ilişkilerinin yoğunlaştığı ve aynı zamanda da taşıt trafiğinin odaklandığı yerlerdir. Artan otomobil trafiğine koşut olarak yolların sürekli genişletilmeye çalışılması ve trafik talebini karşılamaya yönelik niteliklerini yitirmesine yol açmaktadır. Yeni yollar, katlı kavşaklar yaparak kapasiteyi arttırmak uzun vadede çözüm sağlamamakta, talep yeniden yükseldiğinde yeni yatırımlara gerek duyulmaktadır.

<ı>Kent merkezlerinde taşıt trafiği yaya hareketlerini ve çevreyi olumsuz etkiliyorsa, otomobil trafiği kentin çevre yerleşmelerinden başlayarak yavaşlatılmalı, hatta otomobil kullanımı caydırıcı önlemlerle azaltılmalıdır. Son 20-30 yıldır otomobil trafiği talebini caydırmaya yönelik sayısız uygulama örneği vardır.

<ı>Yaya (veya taşıt) trafiği için alt ve üst geçitler, köprüler yapılması akla gelebilecek en son çözümlerdir. …

<ı>Ana doğrultulardaki trafiğin, yaya hareketleri ve yandan gelen trafik için ışıklı işaretlerde bekletilmesi, artık çağdaş dünyada tartışmasız benimsenen “taşıtlara değil insanlara öncelik” ilkesinin sonucudur. Hele Ankara’da ki gibi, havaalanından Cumhurbaşkanlığı veya Başbakanlık konutuna kadar trafiğin kesintisiz akıtılmaya çalışıldığı bir “protokol yolu” hiçbir demokratik ülke başkentinde yoktur.

<ı>Yukarıda da belirtildiği gibi otomobil sürücüsünün bile yaya olduğu hatırlanacak olursa insan karşıtı bu düşünce biçiminin sağlıklı bir kişide bulunmasının yadırganacak bir durum olduğu ortaya çıkmaktadır”.(*)

Yaya haklarını tanımayan şehirde sadece araçlar her türlü hakka sahipmiş gibi davranılmaktan vazgeçilmelidir.

Bunun için en büyük çözümlerden biri de toplu taşım araçlarıdır. Bilindiği gibi önce açılan Ankaray ve daha sonra çalışmaya başlayan Metro şu an için beli bir nüfusun ulaşımının hızla ve akıcı bir şekilde olmasına yardım etmektedir.

O zaman öncelik araçların kolaylıkla akıp trafiği kapatmaması için yapılan yol genişletme çalışmaları değil Metro ve Ankaray gibi raylı sistemlerin kentin her yerine götürülmesi gerekmektedir.

Bu raylı sistemler yayayı kentin her yönüne kolay, hızlı ve akıcı bir şekilde ulaştırdığında artık şehrin özellikle de Ankara yavaş yavaş ruhsuz bir şehir olmaktan çıkarak eskiden olduğu gibi yaşayanlarıyla bir bütün haline gelecektir..

İnsanlarıyla bütünleşemeyen bir şehir ruhunu da kaybetmiş demektir.

Unutmamak gerekir ki şehirler ve yollar arabalar için değil insanlar içindir.

İnsansız şehirler, şehirsiz insanlar yerine şehriyle bütünleşmiş insanların olduğu şehirler yaratabilmek umut ve dileğiyle

<ı>(*) Memleket Mevzuat- Aylık Yerel Yönetim Dergisi/Kentlilik, Kent Merkezleri ve Yayalar- Cüneyt Elker

(Söz hakkının arabalara ait olduğunu düşündüğümüz ve kabul ettiğimiz sürece aşağıdaki görüntüler çevremizden hiç eksik olmayacaktır)


Araba Sevdası (Car of Love) from Isin Cavdar on Vimeo.

Şehir içi ulaşımda toplu taşıma araçların kullanılması yerine arabaların seçilmesi.(The use of public transport in urban transport instead of cars to choose)



Olanlar Olmuş from Isin Cavdar on Vimeo.

var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 225
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1313
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster